Kapat
A+ A-

‘Doğu Akdeniz’de acil adım atılmalı’

Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginliğin uluslararası alana yansımaları ve Türkiye’nin atabileceği hukuki ve siyasi adımlar tartışılıyor.
Yayınlanma tarihi: 2 Kasım 2018 Cuma, 06:38

[Haber görseli]

Doğu Akdeniz’de son dönemde Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginlik artarken gerilimin uluslararası alana yansımaları ve Türkiye’nin atabileceği hukuki ve siyasi adımlar tartışılıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de elini güçlendirmesi için vakit geçirmeden ‘Münhasır Ekonomik Bölge’ (MEB) ilan etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Daha önce Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) adanın güneyinde MEB ilan etmesi ve bu bölgede petrol ve doğalgaz araması için yabancı şirketlere ruhsat vermesiyle yaşanan gerilim, son dönemde Doğu Akdeniz’de Türk ve Yunan gemilerinin arasında yaşanan gerginlikle tekrar gündeme geldi. Geçtiğimiz ay içinde Doğu Akdeniz’de KKTC kıyısına yakın bir bölgede sismik araştırmalar yapan Barbaros Hayrettin Paşa gemisini taciz eden Yunan fırkateyninin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı gemileri tarafından engellendiği açıklanmıştı. Salı günü Türkiye’ye ait Fatih isimli sondaj gemisi Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarını yapmak üzere yola çıktı. Uzmanlar, altında zengin enerji kaynaklarının bulunduğu düşünülen Doğu Akdeniz’de gerilimin süreceği görüşünde birleşirken, Türkiye’nin bu süreçte atabileceği adımları değerlendirdi.

Türkiye MEB ilan etmeli

Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Volkan Özdemir, sorunun hukuki olmaktan çok siyasi olduğunu belirterek Türkiye’nin öncelikli olarak Akdeniz’de MEB ilan etmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin güneyinden ulusal güvenlik tehdidi aldığı bir dönemde Ege ve Akdeniz sorunlarının tekrar ısıtıldığını söyleyen Özdemir, “Türkiye, güneyinde Suriye üzerinden hem karadan, hem denizden sıkıştırılmaya çalışılıyor. Türkiye henüz MEB ilan etmedi, kıta sahanlığı çerçevesinde hukuki bir argüman geliştiriyor ama Doğu Akdeniz’deki mesele hukuki değil siyasi bir sorun” dedi. MEB ilanının tek taraflı yapılabileceğini belirten Özdemir, “Bunun hukuki tartışması yapılabilir ama bence mesele hukuki değil. Mesele, Türkiye’nin 2019 yılı itibariyle MEB ilan ederek ya da bunu ilan edecek siyasi atmosferi sağlayarak burada kararlı olduğunu göstermesi” ifadesini kullandı.

Türkiye kuşatılıyor

Türkiye’nin Suriye’den Akdeniz’e kadar geniş bir alanda ‘kuşatılmaya çalışıldığını’ söyleyen Özdemir, “Nasıl karşı taraf büyük güçlerle koordineli hareket ediyorsa Türkiye’nin jeopolitik oyunda yapacağı şey, bunu başka güçlerle dengelemesidir. Türkiye, ABD’nin yapmış olduğu bu kuşatmayı Rusya gibi diğer güçlerle dengelemeli” diye konuştu.

MEB ilanı zarar getirmez

Emekli Tümamiral Semih Çetin de Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de bir ‘oldubittiye’ karşı her türlü siyasi ve askeri tedbiri alması gerektiğini, ilk atılacak adımın ise MEB ilanı olduğunu söyledi.
Çetin, GKRY’nin Mısır, İsrail ve Lübnan’la ikili anlaşmalar yaparak münhasır ekonomik bölge ilanını yaptığını anımsatarak “Aslında Doğu Akdeniz’e sahildar bütün devletler bir araya gelerek bu konuda anlaşmalıydı. Ancak Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’ni de kullanarak bu imkanı ortadan kaldırdı, ikili anlaşmalarla bir oldubitti yaratıp Türkiye’yi Antalya Körfezi açıklarında küçücük bir sahaya hapsetmek istiyor. O zaman Türkiye’nin de tek taraflı olarak MEB ilan etme hakkı doğmuştur” dedi. Çetin, “MEB ilanı Türkiye’nin kıta sahanlığı iddiasına bir zarar getirmez, eğer MEB’i bu şekilde ilan ederseniz zaten kıta sahanlığınızın nereden geçtiğini de ilan etmiş oluyorsunuz” diye konuştu.

[Haber görseli]

Münhasır Ekonomik Bölge nedir?

Bir ülkenin egemenliğindeki karasularından başka ülkelerin denizlerdeki kaynaklardan faydalanma hakkına sahip olduğu alanlar, uluslararası hukukta ‘kıta sahanlığı’ ve ‘münhasır ekonomik bölge’ kavramlarıyla açıklanıyor. Münhasır ekonomik bölge, bir devletin kıyılarından itibaren 200 deniz mili (370 kilometre) uzaklığa kadar varan bir deniz alanındaki deniz yatağı ve toprak altındakilerle su tabakasındaki doğal kaynaklardan ve ekonomik zenginliklerden münhasıran yararlanma hakkı bulunan bölgeyi ifade ediyor.

Kıta sahanlığı ise jeolojik olarak ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısını tarif ediyor. Devletler, kıta sahanlığı üzerinde doğal kaynaklardan yararlanabiliyor. Kıta sahanlığı, özel durumlar haricinde kıyı çizgisinden 200 deniz mili açığa kadar mesafeyi kapsıyor. Kıta sahanlığı sadece denizin altındaki toprağı ifade ederken münhasır ekonomik bölge deniz tabakasını da kapsıyor. Münhasır ekonomik bölgenin ilan edilmesi gerekirken kıta sahanlığı kıyı devletinin doğal uzantısı sayılıyor.

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler