Kapat
A+ A-

ANALİZ | Astana Süreci ABD’nin fişini çekti

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin “Artık Astana’nın fişini çekelim” açıklaması, her şeyden önce ABD’nin Suriye krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulmaktan vazgeçtiği anlamına geliyor.
Yayınlanma tarihi: 6 Aralık 2018 Perşembe, 22:04

[Haber görseli]

Gerekçesine gelmeden öne Jeffrey’nin Suriye Özel Temsilcisi olduğu andan beri son derece çelişkili açıklamalar yapan biri olduğunu anımsatalım. Jeffrey’de var olan “kafa karışıklığı” kuşkusuz ABD’nin içinde bulunduğu belirsizlikle ilgili. Jeffrey, Astana sürecinin sonuçları krizin çözümünde etkili olursa bundan memnuniyet duyacaklarını belirtmişti. Ancak Astana’ya yapılan katılım çağrısına da olumlu yanaşmamıştı. ABD’nin asıl isteği kasım sonunda toplanan Astana zirvesinin, İstanbul zirvesi türünden bir zirve olmasıydı. Yani İran’ın yer almadığı bir zirve, İstanbul Zirvesi’nde olduğu gibi.

ABD kuşkusuz Cenevre görüşmelerinde daha etkili bir konumdaydı. Ancak Cenevre görüşmelerinin de bir hayli sorunlu olduğunu belirtelim Biliniyor, ABD, Rusya ve BM arasında 2013 yılının ikinci yarısında yapılan bir dizi üçlü toplantıda katılımcılar Suriyeli taraflar arasında müzakereler konusunda anlaştılar: Ancak bu zamanla görüldü ki işe yaramadı.

Çünkü Suriye muhalefeti, siyasi bir geçişin tartışılmasında direnirken hükümet terörizmin tartışılmasında ısrar etmişti. “Geçiş hükümetinin karşılıklı rızaya dayalı” olması maddesi de ABD tarafından imkansız olarak değerlendirilmişti. Yine de ABD’nin bir dereceye kadar etkinliği söz konusuydu Cenevre’de. Astana görüşmeleri ise ABD’nin, her ne kadar katıl çağrısı yapılsa da, dışarıda tutulduğu bir süreçti. Astana görüşmelerinde bölgesel aktörler daha etkili oldu. Astana’da üzerinde uzlaşılan en önemli konu Suriye’nin toprak bütünlüğü idi. Bu ABD’nin istediği bir şey değil.

Fiş çekildikten  sonraki kart: Kürtler

ABD Suriye’de kendi liderliğindeki bir sürecin hala gerekli olduğuna inanıyor. Bu “Fırat’ın doğusu”nda Kürtler üzerinden başlattığı projenin hızlandırılması anlamına geliyor. Suriye Demokratik Güçleri, Suriye hükümeti ve hükümet tarafından yönetilen milislerden sonra tartışmasız en güçlü ikinci askeri kuvvet. Sadece bu nedenlerden dolayı SDG, ABD tarafından sürece dahil edildi. Böyle bir süreç, ABD ve müttefiklerinin, PYD/SDG’yi kullanabilecekleri bir çerçeve oluşturabilir. Jeffrey’in Ankara ziyareti bu proje konusunda Türkiye’ye tarafını belli etmesi konusunda bir gözdağı ziyareti olacak. Türkiye’ye diyeceği şu ABD’nin: “Biz mi Rusya mı?”

Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler