ABD’nin mesajı, ‘partnerim sensin’

Doç. Dr. Hakan Güneş’in görüşlerini aldık. Güneş’e göre, Kürtlere taktik bir destek veren Washington’ın yeni yönelimi Ankara ile stratejik partnerlik ilişkisini yeniden düzeltme işareti veriyor.
Yayınlanma tarihi: 21 Aralık 2018 Cuma, 06:13

[Haber görseli]

ABD’nin Suriye’den askeri varlığını çekme kararının nedenler ve olası sonuçları üzerine Paris-8 Üniversitesi’nde misafir öğretim üyeliği yapan, uluslararası ilişkiler uzmanı Doç. Dr. Hakan Güneş’in görüşlerini aldık. Güneş’e göre, Kürtlere taktik bir destek veren Washington’ın yeni yönelimi Ankara ile stratejik partnerlik ilişkisini yeniden düzeltme işareti veriyor.

-Trump’ın kararını, ABD-Kürtler ilişkisi bakımından değerlendirebilir misiniz?

Haklı olarak hepimiz, son 20 yıl içerisindeki gelişmeleri gözeterek ABD’nin bağımsız ve otonom Kürt oluşumları yaratma hedefi olduğunu düşünüyorduk. Fakat özellikle, son 7 yılda Kürtlerin siyasi taleplerine ilişkin herhangi bir plan olmadığını görmemiz ve de Kerkük meselesini göz önüne aldığımızda kalıcı, kesin, özerk bir Kürt statüsü istediği fikrine mesafeli yaklaşmamız lazım. ABD-Kürtler arasındaki son dönemdeki ilişkinin IŞİD’in geriletilmesi, Suriye Devlet Başkanı Esad’ın zayıflatılması gibi taktik bir anlamı olduğu anlaşılıyor. Zira ABD yönetiminden Suriye krizi boyunca Kürtlerin statüsüne ilişkin tek bir cümle duymadık.

-Trump’ın İran karşıtı tutumuyla bu kararın nasıl bir ilişkisi var?

Trump yönetiminin Esad poitikasının özünü, İran’la ilişkilerinin azaltılması, İran destekli milislerin ve İranlı askerlerin Suriye’den çekilmesi olaraközetleyebiliriz. Bu çerçevede Esad’ın yanında olmayan her unsuru destekliyor... Bu nedenle, Şam karşıtı politikası da pekâlâ Ankara üzerinden ilerleyebilir. Washington cephesinden bakıldığında PYD ile Ankara, Esad’cı olmamak bakımından aynı kategorideler.

-Bu noktada Washington-Ankara ilişkileri boyutuna geçebiliriz...
­

Ankara’nın genel olarak yeni Osmanlıcı açılım süreci hüsranla sonuçlandı ve elinde “bekâ sorunu” olarak görülen “Kürt politikası” kaldı. Çözüm sürecinin sona ermesinden itibaren bu başlıkta Türkiye çok ısrarcı ve sert bir siyaset izliyor. ABD dahil uluslararası ortaklarına da bu ısrarını gösteriyor. ABD ile ilişkilerinde, bir yandan Rusya kartını kullanan bir yandan da tüm spekülasyonlara karşın NATO’dan çıkmayan Ankara’nın bu denge politikasının sonuç vermeye başladığını görüyoruz. ABD-Türkiye ilişkilerinde güncel ana yönelimin şu olduğunu söyleyebiliriz: Kürtlerle kurulan taktik ilişkiden, stratejik partner adına vazgeçiliyor. Kolay olmayacak ama partnerlerin “eski günlere” döneceği bir sürece girildi.

<

A+ A-