Cumhuriyet davasına müdahil olan David Kaye: Türkiye dışlanır

AİHM’deki Cumhuriyet davasına müdahil olan BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü Kaye, OHAL’in kaldırılması gerektiğini belirterek “Ülkeyi hukuka döndürme zamanı çoktan geldi” dedi.
Yayınlanma tarihi: 21 Eylül 2017 Perşembe, 02:02

Türkiye’de tutuklu gazetecilerin davalarına müdahil olmak için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptığı başvuru kabul edilen BM Düşünce ve İfade Özgürlüğü Özel Raportörü David Kaye, Türkiye’nin OHAL’e son verme zamanının geldiğini belirterek “ülkeyi demokratik hesap verebilirlilik ve hukuk kurallarına döndürme zamanı çoktan geldi. O vakte kadar, Türkiye’nin demokratik toplumdaki doğal ortaklarından dışlanabileceğini düşünüyorum. Bu da hem Türkiye hem Avrupa hem de insan haklarına önem verenler için derin bir trajedi olur” dedi. Birleşmiş Milletler (BM) adına, Cumhuriyet davası ile birlikte tutuklu yazar ve gazeteciler Ahmet ve Mehmet Altan, Atilla Taş, Murat Aksoy, Şahin Alpay, Ali Bulaç, Nazlı Ilıcak ve Deniz Yücel’in AİHM’deki davalarına müdahil olarak katılacak olan Kaye, basın ve ifade özgürlüğü ile AİHM’deki davalara müdahillik sürecine ilişkin DW Türkçe’nin sorularını yanıtladı. “Birleşmiş Milletler (BM) olarak, neden Türkiye’deki gazeteci davalarına müdahil olmaya karar verdiniz” şeklindeki soruyu yanıtlarken geçen kasım ayında Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaret sırasında bazı Cumhuriyet davası tutukluları ile görüşebildiğini anımsatan Kaye, şöyle devam etti: “Bu insanların, sadece haklarını kullandıkları ve kamuoyunu ilgilendiren konularda kamuyu bilgilendirdikleri için Türk otoriteleri tarafından ciddi şekilde cezalandırılmaya çalışılması karşısında yaşadıkları şaşkınlık ve hayalkırıklığı beni özellikle etkiledi. Bu görüşmeler, Türkiye’de gazetecilerin tutuklanmasının çok ciddi bir insan hakları ihlali olduğuna güçlü şekilde inanmamı sağladı. Bu durum, Türkiye’de tüm bireylerin kamuyu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma haklarına yapılmış daha geniş çaplı saldırının bir parçası.”

Türkiye gibisi yok

Medya ve ifade özgürlüğüyle ilgili dünyanın dört bir yanından birçok dosya geldiğini söyleyen Kaye, “Demokratik değerlerin kökleşmediği ülkeleri saymazsak, ifade özgürlüğünün bu kadar yaygın ve ciddi şekilde tehdit altında olduğu başka bir ülke yok. Gazeteciliğin saldırı altında olduğu bir gerçek, ancak aynı zamanda akademik özgürlük ve bağımsızlığa yönelik saldırılar, internet üzerindeki baskılar, yargı ve kamu hizmetlerinin içinin boşaltılması da var. Bütün bunlar, olağanüstü hal ve terörle mücadele yasaları başlığı altında yapılıyor ve ifade ve düşünce özgürlüğü üzerindeki baskıları artırıyor” dedi.

Trajedi olur

Kaye, “BM’nin kullanacağı yasal yollar neler” sorusunu ise şöyle yanıtladı: “Bu siyasi bir konu olduğu için yaptırımlardan söz edemem. Esas olarak Türkiye’deki yasaların uygulanma biçimi ve yasaların kendisinin değişmesi gerekir. Hükümetin olağanüstü hale son verme zamanı ve ülkeyi demokratik hesap verebilirlilik ve hukuk kurallarına döndürme zamanı çoktan geldi. O vakte kadar, Türkiye’nin demokratik toplumdaki doğal ortaklarından dışlanabileceğini düşünüyorum. Bu da hem Türkiye hem Avrupa hem de insan haklarına önem verenler için derin bir trajedi olur.”

A+ A-

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Ali Bulaç, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Şahin Alpay, Atilla Taş