Kapat
A+ A-

Teknolojide treni kaçırmayalım

Türkiye Wikipedia, booking.com gibi yasaklarla ön plana çıkarken dünyada ise yapay zekâ başta olmak üzere birçok teknolojik gelişme ön plana çıkıyor.
Yayınlanma tarihi: 25 Haziran 2018 Pazartesi, 01:33

[Haber görseli]

Türkiye teknoloji alanında son 5 yıldır neredeyse yerinde sayıyor. Türkiye Wikipedia, booking.com gibi yasaklarla ön plana çıkarken dünyada ise yapay zekâ başta olmak üzere birçok teknolojik gelişme ön plana çıkıyor. Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) verilerine göre, Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarında 2012’de 30.4 milyar dolar büyüklüğe sahipken geçen yıl pazarın büyüklüğü sadece 32.1 milyar dolara çıktı. Sektörün ihracatı ise 1.3 milyar dolar civarında seyrediyor. 128 bin kişi çalışıyor. Bilgi teknolojileri pazarı içinde yazılımın büyüklüğü ise 5.4 milyar dolar civarında. Dünyada ise sadece yazılım pazarının büyüklüğü 5 trilyon doları buluyor. TL’deki değer kaybının da etkisiyle sektörün ihracatı 2014 yılından bu yana yaklaşık iki kat artarak 1.3 milyar dolara çıktı. Yazılım ve bilişim hizmetlerindeki büyümenin itici güçleri arasında bulut bilişim ve dijital transformasyon ön planda yer alıyor. Türkiye’nin önde gelen yazılım çözümleri üreticisi ve üç yıl önce de teknolojinin kalbi Silikon Vadisi’nde ofis açan Etiya Kurucu Ortağı ve Üst Yöneticisi (CEO) Aslan Doğan’a göre, ürün üretmeden Türkiye’nin yazılım alanında başarılı olması mümkün değil. Doğan, “Türkiye yazılım sektörü her yıl yüzde 15 civarında büyüyor. Ama ağırlıklı olarak hizmet ve donanım tarafında büyüyor. Ürünleşerek büyümek şart” dedi. Doğan ile Türkiye’nin bilgi teknolojileri ve yazılım pazarının gelişimi ve büyümesinin önündeki engelleri konuştuk.

[Haber görseli]

Yazılım değerimiz yok

-Türkiye’de yazılım pazarının gelişimini nasıl görüyorsunuz?

Yazılım sektörü Türkiye büyümesinin üzerinde yani her yıl ortalama yüzde 15 büyüyor ama bunun en az iki katı olması ve ürünleşerek büyümesi gerekiyor. Akıllı üretim, akıllı kurumlar her şeyin teknolojiyle bütünleştiği bir dünyadan bahsediyoruz. Sorumlu kurumların dönüşmesi lazım. Teknoloji şirketlerinin de star-Up’ların da elindekini ürünleştirip bunu nasıl yurtdışına ve satabiliriz mantığıyla hareket etmesi gerekiyor. Mesela Türkiye mobil pazarda son 10 yılda cep telefonlarına ödediği para 40 milyon dolar civarında. Teknolojiyi siz burada üretemediğiniz zaman dışarıdan almak zorunda kalıyorsunuz. Türkiye’nin yazılım değeri yok şu anda. Marka değeri haline getirilmesi ve o stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor. Bir sürü girişimci var ama ürünler tamamen yurtdışı piyasada kalıyor. Ya da kamu şirketleri ürünleşmesine imkân vermiyor. Rekabet fiyat üzerinden yürüyor. Kalite ve ürünleşme ya da teknoloji üzerinden rekabet yok. Yerli yazılım kullanalım diye bir şey yok.

[Haber görseli]

 

Montaj değil üretim

-Neden sektör istenilen düzeyde gelişmiyor?

Firmalarımıza stratejik alanlar belirleyip stratejik ürünleşme yolunu açmazsak ve onları dünyaya taşıyacak strateji geliştiremezsek bu pazar, bu dönüşüm yabancıların kontrolünde kalır ve dışarıya bağımlı kalmaya devam ederiz. Aslında iyi teşvikler var, ama belirli alanları stratejik alan olarak belirlemek gerekiyor. Mesela savunma sanayiinde bu yapıldı. Temel yazılım stratejisi ve ürünleşme stratejisi belirlenip bir yönlendirme gerekiyor. Yerli üretim diyoruz, evet tepede bir vizyon var ama bu aşağı inmiyor bunun aşağı inmesi için kamunun yasal bir değişiklik yapmak gerekiyor. Bizde montaj var montaj ekonomisinden üretim ekonomisine geçmemiz gerekiyor. Ürünleşme stratejisine geçmek için de ürünleşmenin desteklenmesi lazım. Ürün yazan ürünleşen şirketler yurtdışı ihracat teşviklerinin artması gerekiyor. Yerli firmalara uluslararası büyük firmaların montajını yapacak şirketler değil Ar-Ge yapacak, geliştirecek şirketler olarak bakılması lazım.

Treni kaçırmayalım

-Sektör açısında gördüğünüz riskler nelerdir?

Benim gördüğüm en büyük risk bu treni kaçırmak. Bu treni kaçırırsak başka trenin gelip gelemeyeceğini kestiremiyorum. Gelse bile çok geç olmuş demektir. Bizim için gelmeyecek o tren. Onu çok rahat söyleyebilirim. Gelse de bizi almayacak. Şu anda her şeyi, yapay zekâ elektriğin icadı gibi bir şey. Bunu kaçırdığınız zaman sonraki süreci yakalamanız zor. Hız kavramı çok önemli. Her gün yeni bir şey çıkıyor. Biz yapay zekâya alışırken Blockhain diye bir şey çıktı. Bunların birini kaçırdığınız zaman sonraki şeyler birbirinin üzerine geliyor. 2. ve 3.’yü yakalamanız çok zor. Daha da hızlı davranmanız gerekiyor. Cazibe merkezi olmanız gerekiyor. Aslında yazılımcıları, teknoloji şirketlerini el üstünde tutmak gerekiyor. Sonraki tren bizim için gelmeyecek.

-Etiya’dan biraz bahseder misiniz?

Geçen yıl 30 milyon dolar ciro yaptık. Bu yıl yüzde 20 büyüme hedefliyoruz. 600 kişilik bir ekibimiz var. Slikon Vadisi’nde üç yıl önce ofis açtık. Amerika, Körfez bölgesinde şirket alımlarında fırsatlara bakıyoruz. En çok Telekom, finans ve enerji sektörüne hizmet veriyoruz.

Oyuncu olmalıyız

-Yazılımda dışarıya bağımlılık varken, eğitim sisteminde teknolojiye pek yer verilmezken, internet yasaklanırken nasıl gelişme olacak?

Globalleşme diye bir süreç yaşadık, herkes çok güzel hayaller kurdu. İşgücü serbest hale gelecek, sermaye serbest hale getirilecek, demokrasi ortamı gelişecek dedik. Ama teknoloji o kadar hızlı ilerledi ki hayallerimizin önüne geçti. Burada tüm mevzu şu: üretici konumunda olmadığınız bir şey ile ilgili değişim yapmanız kolay değil. Teknolojide söz sahibi değilseniz üretim yapmıyorsanız dış aracı değiştirmeniz kolay değil. Sonuçta oyunları başkaları kuruyorsa o oyunlara göre hareket etmeniz gerekiyor, oyunu değiştirmenin kuralı, öncelik oyuncu olmak gerekiyor.

-Bu gidişle Türkiye yakın zamanda oyuncu olur mu?

Türkiye’de bir sürü girişimci var. Sadece sürecin bir parçası olmak değil, inisiyatif alan, adım atan girişimci ruhları yüksek. Ama kolay da pes ediyorlar. Onlara daha çok yol gösteren ve metot gösteren biri olursa başarılı da olunur

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Etiketler:

teknoloji, yapay zeka