Türkiye kutuplaşmaya yenildi

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Dinçer, Türkiye gündeminin son yıllarda artan ve etkisini ağır bir şekilde toplumun tüm kesimlerinde hissettiren bir toplumsal kutuplaşmaya yenik düştüğünü söyledi. Dinçer, “Kutuplaşmanın bizlere dayattığı cepheye gitmezsek, bu da oldukça zor gözüküyor. Doğaldır ki, bu durumdan son derece üzgünüz, kaygılıyız” dedi.

?ehriban Kyraç/Cumhuriyet
25 Haziran 2014 Çarşamba, 22:48

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Haluk Dinçer, şu anda Türkiye’nin önündeki en büyük sorunun ağır bir toplumsal kutuplaşma olduğunu; ancak TÜSİAD’ın ideolojik kamplaşmanın bir tarafı olarak görülmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Haziran ayı başında Muharrem Yılmaz’ın istifasıyla boşalan TÜSİAD başkanlık koltuğuna olağanüstü yönetim kurulu toplantısında seçilen Haluk Dinçer, düzenlediği değerlendirme toplantısında, “Türkiye, gündeminde kara delik gibi duran ağır toplumsal kutuplaşmaya maalesef yenik düşmüştür” dedi. Dinçer’in konuşmasının satır başları şöyle:

* Kimse kimsenin ne anlatmaya ve hangi mesajı vermeye çalıştığına akıl yormuyor. Çok acıdır, bir görüş ifade edildiğinde bu görüşün içeriğinden değil, bu görüşü kimin söylediği üzerinden eleştiriler geliyor. Yani ne söylendiğine değil, kimin söylediğine bakılıyor. Herhangi bir taraf olunduğunda herkes kendi doğrusuna sımsıkı sarılıyor ve ikinci bir görüşü asla kabul edilmez ve dinlemeyi dahi tahammül edilmez görüyor.

* Siyasetin ayrıştırıcı söylemi kutuplaşmayı daha da keskin hale getirdi. Teorik olarak baktığınız zaman Türkiye’de bir demokratik düzen var ama bu düzenden yeterince faydalanamıyoruz. Çünkü alternatif görüşler ortaya konulamıyor ve esasında, siyasal ve toplumsal yaşamımızı zenginleştirici bu alternatif görüşlerden ülkemiz demokrasisi faydalanamıyor. Güncel siyaset konuşuluyor ve ülkenin temel konuları üzerine böyle bir ortamda eğilinemiyor. Çünkü kurumlar arasında sağlıklı ilişkiler de oluşturulamıyor. Hem kanaat önderleri, hem STK’ler; bir taraftan akademisyenler ve düşünce kuruluşları, hepsi de bu ağır kutuplaşmadan nasibini alıyor.

* Varsa yoksa bu ülkede günlük siyaseti konuşuyoruz. Bir seçimden diğerine ve ilk seçimde herkesin oy oranını maksimize etmek için neler yapması gerektiğini konuşuyoruz ve kutuplaşmanın bizlere dayattığı cepheye gitmezsek, bu da oldukça zor gözüküyor. Doğaldır ki, bu durumdan son derece üzgünüz, kaygılıyız.

* Halk tarafından seçilecek bir cumhurbaşkanı, kim olursa olsun, birinci görev olarak partiler üstü bir anlayışla toplumda oluşmuş bu ağır kutuplaşmaya uzlaşmacı ve uzlaştırmacı bir tutum benimsemelidir diye düşünüyoruz. Esasında bir sivil anayasa yapmamızın önündeki en önemli engeller olan kimlik konusu, din ve vicdan özgürlüğüyle ilgili konular ve devletin organları arasındaki kontrol-denge mekanizmaları konularında da uzlaşma noktasında cumhurbaşkanının çok önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyoruz.

* Yeni cumhurbaşkanı, “toplumda yeniden kardeşlik ve biz duygusunu yeşertecektir, toplumun farklı kesimleriyle diyalog kuracaktır ve bunları ortak bir payda etrafında buluşturabilecektir” ümidini taşıyoruz. Biz cumhurbaşkanının kim olduğundan ziyade uzlaşmacı ve uzlaştırıcı olmasını diliyoruz.

 

Hukuk sistemine güven azaldı

* Türkiye’nin temel yapısal problemlerinden biri hukuk sistemi. Türkiye’nin tüm toplum kesimlerinde hukuk sistemine olan güven son dönemde azaldı. Esasında iktidarıyla, muhalefetiyle, demokratik kurumlarıyla tüm kesimlerde hukuk ve yargı alanında bir reform ihtiyacı hissediliyor, ancak somut bir adım atılamadı.

* Hukuk sistemi tartışmaları gündelik hukuk krizlerinde çözümlere ve özel tartışmalara indirgeniyor. Hukuk sistemi bir siyasi tartışmanın, bir seçim propagandasının, bir iç çekişmenin unsuru olmamalı. Hukuk ve yargı alanında çok ciddi reform ihtiyacı var.

* Son 10-15 yılda Türkiye’de 8 kez vergi affı gündeme geldi. Vergi afları Türkiye’de artık arızi olmaktan çıktı ve bir istikrar kazandı. Aflar Hazine’ye kaynak sağlıyor, mahkemelerde bekleyen dosyalar azalıyor ama afların ardından vergi kaybı ve kaçağı aynı şekilde oluşuyor.Vergi bilinci artırılamadığı gibi yeni af beklentisini gündemde tutuyor ve kayıt dışılığı özendiriyor.

* TÜSİAD başkanlığı onurlu ama aynı zamanda zor ve fedakârlık gerektiren bir görev. Sabancı ailesinin birçok ferdi aynı zamanda Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi. Benim başkanlığım Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyeleri arasında değerlendirildi ve ben onlardan izin alarak burada başkanlığı kabul ettim.