A+ A-

Akşener'den dolar uyarısı

İYİ Parti Genel Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener dövizdeki yükselişe ilişkin, "Geçen eylül ayında 3.40 olan dolar, bugün neredeyse 4.5 lira. Eğer bir şeyler yapılmazsa çok yakında 5 lira olacak" uyarısında bulundu.
DHA
Yayınlanma tarihi: 17 Mayıs 2018 Perşembe, 22:27

[Haber görseli]

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi, dövizdeki yükselişe ilişkin uyarıda bulundu: "Geçen eylül ayında 3.40 olan dolar, bugün neredeyse 4.5 lira. Eğer bir şeyler yapılmazsa çok yakında 5 lira olacak" dedi. Akşener"in konuşmasından başlıklar şöyle:

Bu toplantıyı, yaşadığımız iki vahim nedenle, yapma gereği duyduk. Birisi dış politikadaki, diğeri ekonomideki gidişatla ilgili. Kudüs'te yaşananlar, artık bir bölgesel sorun olmaktan çok daha öteye, bir insanlık sorunudur, bir katliamdır. Daha da kesin söylemek gerekirse, bir tarafta en büyük güç odaklarının, diğer tarafta hiçbir gücü olmayanların, bir tarafta en ağır silahların, diğer tarafta sadece taşların ve sopaların olduğu, bir tarafta dünyanın en acımasız saldırganlarının, diğer tarafta eli kolu bağlanmış olanların yaşadığı, insanlık tarihinin en adaletsiz, en eşitsiz savaşı yaşanmaktadır. Böyle zamanlarda, devletlere ve devlet temsilcilerine düşen, sadece kınamak olmamalıdır. Ölüm dediğiniz, katliam dediğiniz durumların, sözlere tahammülü yoktur. Büyük yanlıştan büyük ders çıkarmak gerekir. Kudüs'te yaşanan, bizim acılarımızın parçası olan vahim durumun en büyük yanlışlarından biri, Türkiye'nin tutarsız ve içi başka dışı başka dış politikasıdır. Bir yandan, Müslüman dünyanın temsilcisi, iddiasını taşıyıp, diğer taraftan, o Müslüman dünyaya, eziyet yapanlarla çıkar birliktelikleri kurmaya devam etmek yanlıştır. Her felaket durum, sözle değil fiille, aksiyonla karşılık bulmazsa, itibarlı bir politikaya sahip olamazsınız.

'FİLİSTİN YALNIZ OLMAYACAKTIR

Türkiye var oldukça Filistin yalnız olmayacaktır. Türkiye'nin çevre coğrafyasında yaşanan, yaşanacak olan her durumda, bizim dış politika anlayışımızın büyük önemi vardır. Tavır ve kararların bu sorumluluk içerisinde olması lazımdır. Bir kez daha, çocukların, masum insanların katledilmesinden duyduğum acıyı ve üzüntüyü paylaşmak isterim.

'UÇURUMA YUVARLANACAK BİR OTOBÜS GİBİ...'

Bu toplantının ikinci nedeni ise malumunuz, ekonomideki büyük savrulmadır. Deprem olması için seçimleri bekleyenler, nerede yaşıyorlar, kimlerin diliyle konuşuyorlar bilemem ama Türkiye'de yaşamadıkları, Türkçe konuşmadıkları kesindir. Dolar aldı başını gidiyor, ülkemizin durumu, uçuruma yuvarlanacak bir otobüse benziyor.

"ENFLASYON VE FAİZ SARMALI TEKRAR ORTAYA ÇIKTI"

 Son birkaç yıldır, yerli ve yabancı bütün analizler, Türkiye'nin, en kırılgan ekonomilerin başında geldiğini, ortak kanaat olarak vurguluyor. Enflasyon ve faiz sarmalı tekrar ortaya çıkmıştır. Devam etmesi yıkıcı etkilere yol açacaktır. Sayın Erdoğan'ın yurtdışında, ekonomi konusunda, yaptığı konuşma, Türk ekonomisinin sahipsizliğini, hatta ondan öte, temel ekonomik realitelerden bile kopuk bir anlayışla zorlandığını, dünya kamuoyuna göstermiştir. Kimse, ülkesinin ekonomisini, hem de uluslararası bir ortamda, kendi şahsında toplayamaz.

"EĞER BİR ŞEYLER YAPILMAZSA ÇOK YAKINDA 5 LİRA OLACAK"

 Anlaşılmıştır ki, ekonomide hiçbir maliyet, bugünkü yönetimin devamından, daha yüksek olamaz. Yaşananları önce anlamak lazımdır ki, çözümleri doğru konabilsin. Size, içinde bulunduğumuz ekonomi denizinde, ne yaşıyoruz, başımıza ne geliyor özetleyeyim; Türk Lirası, yılbaşından bu yana, yüzde 12 değer kaybetmiş. Krizdeki Arjantin Peso'sundan sonra, en fazla değer kaybeden para birimine sahibiz. Gecen Eylül ayında, 3.40 olan dolar, bugün neredeyse 4.5 Lira. Eğer, bir şeyler yapılmazsa, çok yakında 5 lira olacak. Paramızın değer kaybetmesi, ithal ettiğimiz gübreyi, mazotu pahalılaştırıyor. Yediğimiz ekmeği, sebzeyi, evimizde kullandığımız elektriği, arabamıza aldığımız benzinin fiyatını artırıyor, artırmaya da devam edecek. Yani diğer bir deyişle enflasyonu artıracak. Enflasyonun artması demek, fakirleşiyoruz demektir. Dış borç ödemesi olan şirketlerimizi zor duruma düşürecek. Dövizin artması ithal girdi kullanıp üretim yapan şirketlerimizin girdi maliyetini artıracak, üretimlerini zora sokacak. Bu şirketler, ya işçi çıkaracaklar, işsizliğe yol açacaklar ya da fiyatlarını arttıracaklar ve bu bize, enflasyon olarak tekrar geri dönecek. Fakirleşme hızımız artacak.

'MERKEZ BANKASI'NIN ELİ AYAĞI BAĞLANDI'

Peki paramız neden değer kaybediyor? Bu sorunun kısa cevabı, AK Parti iktidarına ve Cumhurbaşkanı'na, artık güven kalmadığı için, değer kaybediyor olmasıdır. Onların, doğru para politikaları uygulayacağına yerli ve yabancı yatırımcılar inanmıyorlar. Paralarını dışarıya çıkarıyorlar. Elinde dövizi olan halkımız da tabii ki elindeki dövizi bozdurmuyor, çünkü onlar da hükûmete güvenmiyor. Dövizi olmayan da, elinde zar zor biriktirdiği tasarruflarının enflasyon yüzünden eriyip gitmemesi için döviz alıyorlar. İyi de kurumlarımıza ve hükûmete neden güven duyulmuyor? Çünkü bu iktidarının özellikle son 5 yılında, Merkez Bankası'nın eli ayağı bağlandı. Siyasi baskılar sonucunda Merkez Bankası, enflasyonu kontrol etmeyi bırakıp takip edici konuma itildi. Merkez Bankamızın halk gözünde, yatırımcı gözünde güveni sarsıldı. Son 5 yılda, enflasyonun düşürülmesine izin vermeyen hükûmet, faizlerin de yüksek kalmasına yol açtı. Haliyle yüksek faizden borçlanmak istemeyen şirketlerimiz de, dışarıdan dolarla borç almaya başladı. Bu durum öyle bir hal aldı ki önümüzdeki, 12 ay içerisinde Türkiye 240 milyar dolar civarında para bulmak zorunda. Böylece bu para ile bankaların, şirketlerin ve kamunun, önümüzdeki 12 ay içerisinde vadesi gelen, 186 milyar dolarlık borcu ödesin. Ekonomimizin ihtiyacı olan ithal enerjiyi, girdileri, malları ve hizmetleri satın alabilmek için, 50-55 milyar dolara ulaşan cari işlemler açığını finanse etsin. Bu para nasıl gelecek? Ya borçla gelecek ya kısa vadeli sıcak para dediğimiz portföy yatırımları ile gelecek. Ya da en güzeli olan, uzun vadeli, doğrudan dış yatırımlarla ülkemize gelecek.

"BİZ NASIL BİR ÇÖZÜM ÖNERİYORUZ?"

 Ancak AK Parti'ye güvenmeyen yatırımcı, uzun vade de parasını Türkiye'ye getirmek istemiyor. Kısa vadeye yöneliyor. Kısa vadeli para girişleri de ancak, para ve maliye politikasına güven olduğunda geliyor. Zaten, Merkez Bankamıza güveni bozmuşlardı. Elimizde sadece maliye politikasına güven kalmıştı, maalesef secim kazanma namına onu da bozdular. Böyle olunca da yerli ve yabancı yatırımcı da parasını çıkardı. Halkımızın da dövize olan talebi arttı. Pekâlâ Türkiye buradan nasıl çıkar? Biz nasıl bir çözüm öneriyoruz? Türkiye'yi refaha çıkarmak için; öncelikle ekonomiyi işinin ehli kadrolara teslim edeceğiz. Biz, Merkez Bankamızın bağımsız hareket etmesini sağlayacağız. Biliyoruz ki bağımsız hareket edebilirlerse, piyasalar da Merkez Bankası'nın doğru zamanda, doğru kararlar alacağını bilirler. Böylece Banka'ya olan güven artar. Bugün Merkez Bankası'nın hem paramızın dolar karşısında değer kaybetmesini engellemesi, hem de enflasyonu düşürmek için, paramızın fiyatı olan faiz oranlarını ekonominin gereği şeklinde düzenlemek gerekmektedir. Merkez Bankası'nın, enflasyon ile mücadelede kararlı olması, enflasyonu düşürecek, paramızı güçlendirecek ve orta vadede faiz oranlarının da, beraberinde düşürülmesine imkân verecektir. Bunu yaparken, maliye politikasında da istikrarı tekrar tesis etmek ve bozmamak gerekmektedir. Biz vergileri tabana yayarak, daha fazla vergi geliri yaratmayı, böylece vatandaşın üzerindeki vergi yükünü azaltmayı planlıyoruz. Ayrıca, bütçemizdeki gereksiz harcamaları kısıp, geri kalan harcamaların da, doğru alanlara harcanmasıyla, maliye politikamıza, tekrar güveni tesis edebileceğimize inanıyoruz."

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Meral Akşener