Gar katliamında ihmali görmediler

Ankara’da 100 kişinin öldüğü Gar Katliamı davasının gerekçeli kararı açıklandı. Gerekçede terör örgütü IŞİD’in eyleminin, insanlığa karşı değil anayasal düzene yönelik suç olduğu ileri sürüldü. İstihbarat raporlarına karşın önlem almayan kamu görevlilerinin sorumluluklarına değinilmedi.

23 Şubat 2019 Cumartesi, 09:24
Abone Ol google-news
<video:871155>

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 100 kişinin öldüğü Ankara Tren Garı patlamasına ilişkin davada kararın gerekçesini 7 ay sonra açıkladı. Gerekçede, IŞİD’in düzenlediği eylemin toplumun bir kesimini hedef alan insanlığa karşı suç olmadığını, örgütün daha çok anayasal düzeni hedef aldığı öne sürüldü. Ceza alan sanıkların katliamı nasıl gerçekleştirdiğinin ayrıntılarıyla anlatıldığı gerekçeli kararda, onlarca istihbarat raporuna karşın önlem almayan kamu görevlilerinin ihmaline ilişkin tek satır değerlendirme yapılmadı. Kararda, Gaziantep’teki IŞİD’in hücre evine girip çıkan ve kimliği belirlenemediği için x-y olarak kodlanan kişiler de görmezden gelindi.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Gar katliamı davasında 3 Ağustos 2018’de kararını açıklamıştı. 36 sanıklı davada firari 16 sanığın dosyası ayrıldı. Mahkeme, 9 sanığı 100 kişiyi öldürmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan 101 kez ağırlaştırılmış müebbet, 391 kişiyi öldürmeye teşebbüsden 10 bin 557’şer kez hapis cezasıyla cezalandırdı. Diğer sanıklar ise örgüt üyeliğinden cezalandırıldı. Mahkeme, yaklaşık 7 ay sonra gerekçeli kararını açıkladı. Kararda, ceza alan sanıkların IŞİD terör örgütü içeresindeki konumları ile katliamdaki rolleri ayrıntılarıyla anlatıldı. Yunus Durmaz’ın IŞİD’in Gaziantep emiri ve Türkiye eylem sorumlusu olduğu anlatılan kararda, eylemden birkaç gün önce bu eylemde kullanılacak canlı bombalar Yunus Emre Alagöz ile kimliği tespit edilemeyen Suriye uyruklu örgüt üyesinin sanık Deniz Büyükçelebi tarafından Suriye sınırından Türkiye’ye nasıl gönderildiği ayrıntılarıyla anlatıldı.

İnsanlığa karşı suç yok

Kararda, insanlığa karşı suçlarla ilgili sanıklar hakkında yasal koşulları bulunmadığından TCK’nin 78. maddesinin uygulanmadığı ifade edildi. İnsanlığa karşı suçun toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi gerektiği ifade edilen kararda, “IŞİD silahlı terör örgütünün eylemlerine bakıldığında toplumun bir kesiminden ziyade anayasal düzenin hedef alındığı, tüm toplum kesimlerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiği” anlatıldı.

Kararda, olayda ihmali bulunan kamu görevlileriyle ilgili savcılığın takipsizlik kararı vermesine ilişkin süreç anlatılırken, yargılama boyunca avukatların ve müştekilerin vurguladığı kamu görevlilerinin ihmallerinin hiçbirisine değinilmedi. Mahkeme, IŞİD üyelerinin rahatlıkla Suriye sınırından girip çıkabilmesi, canlı bombaların ellerini kollarını sallayarak Gaziantep’e, buradan da eylem için Ankara’ya ulaşmalarına ilişkin hiçbir değerlendirme yapmadı. Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün, MİT ve Emniyet İstihbarat’tan birçok ihbar notu almasına karşın kentin giriş noktalarında ve Gar Meydanı’nda hiçbir arama noktası kurmamasına ilişkin ihmaller de kararda yer almadı.

Avukatlar tepki gösterdi

10 Ekim Ankara Katliamı Davası Avukat Komisyonu, gerekçeye ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, “Katliamın bütün tablosunu aydınlatmayan, tüm sorumluları yargılama pratiği sergilemeyen mahkeme, gerekçeli kararı ile de bu tutumunu sürdürmüş olup toplamda katliama dair hiçbir şey demeyen bir gerekçeli karar yazmıştır. Gerekçeli kararda her bir katılanın beyanları yer almakta olup katliama dair tüm sorumluların, yani kamu görevlilerinin yargılanması talebinin karşılıksız ve cevapsız kalması son derece dikkat çekicidir. 872 sayfalık gerekçeli kararda kamu görevlilerinin yargılanması konusundaki taleplerin tamamı görmezden gelinmiştir. Oysa bu sözünü etmiş olduğumuz deliller; Ankara, Adana, Gaziantep ve Kilis vb. yerlerde görev yapan birçok kamu görevlisinin, İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın ve siyasal iktidar temsilcilerinin bu katliama yol verdiğini ortaya koymaktadır” değerlendirmesini yaptı.