Hentbolda umut veren organizasyon

Üç ayrı ülkede, İsveç, Norveç ve Avusturya’da düzenlenen, İspanya-Hırvatistan finali ile sona eren Avrupa Hentbol Şampiyonası soluk kesti.

19 Şubat 2020 Çarşamba, 10:02

Üç ayrı ülkede, İsveç, Norveç ve Avusturya’da düzenlenen, İspanya-Hırvatistan finali  ile sona eren Avrupa Hentbol Şampiyonası soluk kesti.

Tabii turnuvadan önce her büyük şampiyonadan önce olduğu gibi kimin şampiyon olacağına dair tahminler vardı. Akla önce Olimpiyat, Avrupa ve Dünya Şampiyonalarında dereceye girmiş Fransa, İspanya, Hırvatistan, Danimarka ya da son yıllarda kadın hentbolunu yakalamayı başaran Norveç gibi ülkeler geliyordu.

Turnuva 9 Ocak’da Avusturya’nın Graz ve Norveç’in Trondheim şehrinde oynanan ilk maçlarla başladı. A ve C gruplarında oynanan ilk günkü maçlarda beklenen sonuçlar alındı ve herhangi bir sürpriz yaşanmadı. 10 Ocak tarihinde ise turnuvanın en büyük sürprizlerinden biri yaşandı. Her büyük kupayı müzesinde bulunduran Fransa, Portekiz’e yenildi.  Bu, Fransa takımında olduğu kadar hepimizde bir şok dalgası yarattı. Çünkü Fransa’nın bulunduğu D grubunda son yılların yetiştirdiği müthiş yetenek, aynı zamanda turnuvanın gol kralı da olan Sagosen’li Norveç gibi başarılı, iddialı bir takım vardı ve bizler hepimiz bu maçın sonucunun ne olacağını merak etmeye başlamıştık. Zira olacak bir Norveç mağlubiyeti demek Fransa için turnuvanın sonu demek olacaktı.

Ancak biz daha bu maçı düşünürken bir sürpriz sonuçta E grubundan geldi. İzlanda kendisi gibi hentbol ülkesi olan Danimarka’yı yendi. Bu maçta Fransa maçında yaşadığımız şaşkınlığı yaşamadık. Çünkü İzlanda’da güçlü bir takımdı ve bir diğer konuda Danimarka gruptaki Macaristan ve Rusya’yı yenebilecek güçteydi.

Derken beklediğimiz sonuçlardan çok daha fazlası oldu. Ne olacak, diye sonucunu merakla beklediğimiz maçta Norveç Fransa’yı 28-26  yendi ve Fransa’nın Avrupa Şampiyonası defterini iki mağlubiyet ve bir galibiyetle tamamlamış oldu. Biz hentbolseverle için kötü oldu tabii… En iyi oyuncuları bünyesinde bulunduran Fransa gibi bir takımı bir Hırvatistan, bir İspanya, bir Almanya, Slovenya gibi takımlar karşısında neler yapacaklarını göremeyecektik.

Biz bunlara üzülürken ikinci bir şok dalgası daha geldi. Hiç ihtimal vermediğimiz Macaristan gitti Danimarka ile berabere kaldı. 24-24. Ama biz yine bu şartlarda dahi Danimarka’nın gruptan ikinci olarak çıkacağını ve yoluna devam edeceğini düşünüyorduk fakat bütün işi Macaristan bozdu. Turnuvanın en flaş takımlarından birisi olmayı başaran Macaristan bu kez de İzlanda’yı yendi, gruptan Danimarka ve İzlanda gibi güçlü takımları geride bırakarak birinci çıkmayı başardı. Danimarka’nın rüyası sona erdi. Bu kez de bizler hentbolu en estetik oynayan karizmatik oyuncusu Mikkel Hansen’I izleyemeyecektik.  Bu sonucun beklenmedik bir sonuç olduğunu ise Macar Antrenör  Chema’nın takımına, “Siz benim bütün planlarımı bozdunuz. Ben önümüzde hafta eşimle tatil yapacaktım. Şimdi bir hafta daha buradayım.” sözleri herşeyi anlatıyordu.

Ancak Danimarka ve Fransa gibi iki şampiyon adayının turnuvada olmayacak olması bile turnuvanın tadını kaçırmadı. Aksine Slovenya, Macaristan, Portekiz, Almanya gibi hatta Avusturya, hatta Belarus gibi takımlar oynadıkları ve ortaya koydukları mücadeleler ile hentbol seyrini çoğaltıyorlardı.

Bizler hergün sonucunu bilemeyeceğimiz maçlar seyretmeye devam ediyorduk. Turnuvayı dördüncü sırada bitirmeyi başaran Slovenya mesela, İzlanda’yı yeniyordu.  Aron’a da güle güle dedik. Onun temel atışlarını da bundan sonra göremeyecektik.

Bir de Hırvatistan-Almanya maçı… Sonunda Hırvatistan bir farkla aldı ama ne mücadeleydi. Ben Almanya’nın hiçbir maçta bu kadar dirençli, bu kadar akıllı ve bu kadar istekli görmemiştim.

Gelelim yarı finallere… Tüm maçların sonucunda I. Gruptan dörder galibiyet ve kendi aralarında oynadıkları maçın berabere bitmesi ile aldıkları birer puan ile İspanya ve Hırvatistan, II. Gruptan ise Norveç ve Slovenya yarı finale yükselen takımlar oldu.

İlk yarı final maçında Norveç ve Hırvatistan takımları karşı karşıya geliyor ama sanki yarı final değil adeta bir Dünya, adeta bir Olimpiyat Oyunları finali gibi…İki kez uzatmalara gidiyor maç! Normal süre berabere bitiyor. 23-23. İlk uzatmalarda denge yine bozulmuyor. Bu kez skor 26-26. İkinci uzatmaların ilk beş dakikası yine berabere, 28-28. Sıra ikinci uzatmanın son beş dakikasına geliyor. Yedi metrelerden önce son şans! Neler oluyor bu son beş dakikada biliyor musunuz! İlk önce şunu söyleyeyim. Dört dakika elli yedi saniye hiç gol olmuyor. Her iki takımda gol atamıyor. Öyle bir savunma yapılıyor ki görülmüş şey değil! Girecek yer, atacak zaman bulamıyorsun! İki metrelik kalın bir duvar adeta! Her iki takımın yaptığı geçilmez savunma, buna karşın yapılan hücum fauller, kalecilerin çıkardıkları şutlar derken saniyeler tükeniyor. Dakikalar yetmiş dokuzu gösterirken artık telafisi olmayan saniyelere girerken hücum sırası Hırvatistan’dayken turnuvanın MVP’si seçilen Domagoj Duvjnak inanılmaz bir basit hata yapıyor, topu iki kez yere temas ettiyor. Hırvatlar atarsa finaldeler, dediğimiz noktada top Norveç takımına geçiyor. Bu avantajın Norveç’e geçmesi demek. Bu hücumu gole çevirdiği takdirde finale büyük olasılıkla Norveç çıkacak demek.  Ancak, Duvjnak’ın 5:1 savunmanın önünde oynadığı savunmada Norveç kaleye atış kullanmakta zorlanıyor. Zaman tükenmekte iken Johannessen ortadan bir şut deniyor ve bu da gol olmuyor. Hırvat kaleci Sego kendi sol altına gelen topu çıkarıyor ve topu hemen hücuma sokuyor. Zamanla birlikte topta akıyor. 55. saniye Horvat, 56. saniye Duvjnak, 57. saniye Karacic derken, Karacic ortaya doğru şuta gidiyor ama üzerine iki savunma adamı geliyor. Fakat ne olduysa o anda oluyor! Karacic iki savunma oyuncusuna rağmen elindeki topu ters taraftaki, hücuma ilk kez dahil olan ve önünde savunma oyuncusu olan pivot Musa ile topu buluşturmayı başarıyor. İnanılır gibi değil! Karacic onu nasıl gördü, o topu iki savunma oyuncusuna rağmen nasıl verdi, Musa savunma oyuncusuna rağmen o topu nasıl aldı hayret birşey!

Ve dakikalar yedi metrelere doğru giderken Musa aldığı topla kendi sağından dönüyor ve takımını İspanya’nın karşısına finale çıkaran golu kaydediyor. Musa’nın attığı bu gol, son beş dakikanın tek ve galibiyet golu olarak kayda geçiyor. Hırvatistan 29, Norveç 28.

Tarih 26 Ocak Pazar… Son gün, son maç…  Finalistler… İspanya-Hırvatistan.

Slovenya’yı iki farkla yenen İspanya, yorgun, bitkin, Norveç karşısında uzatmalarla oynadığı karşılaşmadan yıpranmış olarak gelen Hırvatistan karşısına çıkıyor. Maç başlıyor ancak yıpranmış olan Hırvatistan değil İspanya adeta… Çok iyi başlıyor maça Hırvatistan… İlk onbeş dakikaya üstün bir oyunla önde kapatıyor ta ki turnuvanın en iyi kalecisi Perez De Vargas sahne alana kadar… Onbeşinci dakikada Corrales ile kaleci değişikliği yapan İspanya müthiş bir yüzde yakalıyor kalede. Yanlış hatırlamıyorsam kaleye gelen yedi atışın altısını arka arkaya çıkarıyor Vargas. Bu şekilde ilk yarıyı dört farklı mağlubiyetten bir farklı galibiyete taşıyor İspanya’yı… 12-11.

Ancak final maçı bu! Hırvat antrenör Cervar’da, Duvjnak’ta, Karacic’de bu kupayı alıp hanelerine bir Avrupa Şampiyonluğu yazdırmak istiyorlar. Turnuvanın dokuzuncu maçını oynuyorlar! Kolay değil! Hentbol kolay bir spor değil! Her maç bütün gücünle mücadele etmek kolay değil! Ama buna rağmen her iki takımda teslim olmuyor. Olan ne güçleri varsa, ayaklarında ne kadar derman varsa koşuyor, kollarında ne kadar güç varsa atıyorlar. Her ikisi de mağlubiyeti kabul etmiyor ve ona göre son nefesleriyle mücadele ederek son saniyelere kadar geliyorlar. Öyle kritik hatalar oluyor ki sahada! Bu hataları da kimler yapıyor dersiniz! Turnuvanın en iyi orta oyun kurucusu seçilen Hırvat Karacic! Topla altı adım atıyor skor 21-20 İspanya’yı gösterirken… Atsalar belki maç uzatmalara gidecek ancak bu durumda top İspanya’ya geçiyor. Yine bir şans var Hırvatlar için… Çünkü zaman 59:25 saniyeyi gösteriyor. 35 saniyede üç gol atılabilir hentbolda. Norveç maçındaki Hırvat duvarı oluşturuldu hemen… Bu hücum ne pahasına olursa olsun, önlenecek! Kollar uzadı, bacaklar açıldı. Kale görünmüyor! İspanya hücumda Sacrimento, Entrerrios ve Alex ile hücumda… Kanatlara top gitmiyor, gidemiyor. Bunu atarsa iki fark olacak ve kalan saniyelerde Hırvatlar gol atsa bile İspanya şampiyon olacak, fakat kaleye atılacak delik yok!

Ama kimsenin aklına gelmeyen şeyi, kimsenin gol atmak için bulamadığı çareyi Kielce’li Alex buluyor ki o ana kadar oyunda, kendi bölgesinde çok daha iyi oynayan Maqueda’nın yerinde son saniyelerde oyunda kalan Alex buluyor! Ne yapıyor biliyor musunuz? Bacaklar ve kollar açık bir şekilde kaleyi kapatan Hırvat savunmasında bir açık buluyor! Kimsenin aklına gelmeyecek ya da gelse bile bir final maçında yapılamayacak bir açık! Bu açık neresi biliyor musunuz! Brozovic’in bacaklarının arası… Enterrios’un çaprazından sonra Alex aldığı topla savunmaya bakıyor, yapacağı tek şeyin bu olduğuna karar veriyor ve önce savunmadaki Brozovic’in sonra da kaledeki Sego’nun bacaklarının arasından topu ağlarla buluşturuyor.

İnanılır gibi değil! Savunma yapacağı herşeyi yaptı ama tek bir şey yapamadı. Bacaklarının arasına bir ağ öremedi. Hentbol bu kadar akıl, bu kadar heyecan ve bu kadar estetik dolu bir spor işte! Bu dakikalardan sonra Hırvatların rakibi ağlayarak da olsa tebrik etmekten başka yapacağı hiçbirşey kalmadı. Çünkü atsalar bile zaman tükenmişti. Final skoru 22-20 olarak İspanya Avrupa Şampiyonu olarak yazıldı.

Her zaman söylediğimiz gibi… “Hentbol! Sen çok güzel bir sporsun!”