İdlib bunalımında en kritik dokuz gün

Türkiye'nin, Suriye'ye İdlib gerginliği azaltma bölgesi gerisine geri çekilmesi için verdiği süre dokuz gün sonra doluyor. Türkiye-Rusya arasındaki görüşmelerin sonuç vermemesi, rejimin bölgedeki Türk mevzilerine saldırılarının devam etmesi ve ölen Türk askeri sayısının 15'e çıkması, İdlib sahasında Türkiye ve Suriye güçleri arasında kapsamlı bir sıcak çatışma riskini artırıyor.

21 Şubat 2020 Cuma, 11:37
Suriye'nin kuzeyindeki Rus askerleri
Getty Images
Suriye'nin kuzeyindeki Rus askerleri

Türkiye'nin, Suriye'ye İdlib gerginliği azaltma bölgesi gerisine geri çekilmesi için verdiği süre dokuz gün sonra doluyor.

Türkiye-Rusya arasındaki görüşmelerin sonuç vermemesi, Suriye ordusunun bölgedeki Türk mevzilerine saldırılarının devam etmesi ve ölen Türk askeri sayısının 15'e çıkması, İdlib sahasında Türkiye ve Suriye güçleri arasında kapsamlı bir sıcak çatışma riskini artırıyor.

Türkiye'nin amacının askeri operasyon konusundaki kararlılığının Rusya tarafından anlaşılması ve Suriye yönetiminin kalıcı ateşkese ikna edilmesi olduğu kaydediliyor.

Rusya ise Türkiye'nin sahadaki yeni gerçekliği kabul ederek gözlem noktalarının yerini değiştirmesi için bastırırken, İdlib'teki "teröristleri" desteklemekten vazgeçme uyarısında bulunuyor.

Erdoğan: Operasyon 'an meselesi'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'nin Türkiye ile Rusya'nın üzerinde uzlaştığı Soçi Mutabakatı'nda belirlenen gerginliği azaltma bölgesi dışına çekilmesi için Şubat ayı sonuna kadar süre tanımıştı. Erdoğan, 19 Şubat günü partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada İdlib'te rejim güçlerine karşı askeri operasyonun "an meselesi" olduğunu kayda geçirmişti.

İdlib'te gerilimin giderek arttığı bu süreçte, müzakerelerde gelinen nokta ve tarafların sahadaki pozisyonları son derece riskli bir tablo sunmaya devam ediyor.

20 Şubat'ta gerçekleştirilen hava saldırısı sonucunda iki Türk askerinin daha ölmesi ve toplam sayının 15'e çıkması kaygıyı daha da artırıcı bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Şubat ayı sonuna çok az bir süre kala tarafların askeri ve siyasi alandaki adımları ve öncelikleri şu başlıklarda toplanıyor:

Her ne kadar Ankara, rejim güçlerinin geri çekilmesini istese de Rusya ve Suriye'den yapılan açıklamalar böyle bir geri adımın atılmayacağını gösteriyor.

Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun son dönemde yaptıkları açıklamaların satır aralarında da Ankara'nın temel beklentisinin Suriye'nin Türk askeri pozisyonlarına ve sivillere dönük saldırılarını durdurması ve kalıcı bir ateşkese varılması olduğu görüşü ortaya çıkıyor.

Ateşkese varılması hem Türk askeri noktalarının güvenliği hem de daha fazla sayıda mülteci akınının önlenmesi açısından Ankara'yı rahatlatacak bir durum olarak görülüyor.

Bu değerlendirmelerde, Suriye ordusunun daha fazla ilerlememesi gerektiği, sahadaki statükonun Cenevre'de anayasa komitesi çalışmalarına paralel olarak ele alınmasının önemine de işaret ediliyor.

2011'den bu yana süren Suriye iç savaşında İdlib'teki durumun dönüm noktası olduğunu gören Ankara, Rusya ile temaslarda Astana Süreci kapsamında başlatılan siyasi sürecin akıbetinin de buna bağlı olduğu tezini işliyor.

Suriye'nin kuzeyindeki bir Türk askeri
Getty Images
Suriye'nin kuzeyindeki bir Türk askeri

Ankara Suriye'yi caydırmayı amaçlıyor

Sahada caydırıcılık sağlayabilmek için son iki haftada İdlib'teki askeri varlığını ciddi şekilde artıran Türkiye, operasyon kartını da kullanarak Rusya aracılığıyla Suriye rejimine geri adım attırmak amacında. Rejimin saldırılarını durdurmasının sınırlarına dönük mülteci baskısını da bir ölçüde azaltacağını öngören Ankara, Moskova ile bir noktada uzlaşma sağlayacağı düşüncesinde.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Rusya ile ilişkilerin bozulmayacağını kaydetmesi, Savunma Bakanı Akar'ın Türkiye'nin Rusya ile Suriye'de bir çatışma içine girmek gibi bir amacı ya da niyetinin olmadığını kaydetmesi bu süreçte dikkat çeken mesajlar oldu.

Rusya'dan yakında yeni bir heyetin bekleniyor olması, Mart ayı başında Türkiye-Rusya-İran liderlerinin Astana Süreci formatında bir araya gelebileceklerinin duyurulması da diplomatik kanalların işlediğini gösteriyor.

Ateşkese varılabilir mi?

Ankara ile Moskova arasında şimdiye kadar yürütülen görüşmelerde taraflar uzlaşamamışlardı. Rusya, Türk gözlem noktalarının 15-20 kilometre kadar kuzeye yani Türk sınırına daha yakın bir bölgeye taşınmasını, böylece stratejik açıdan önemli M4 ve M5 karayollarının güvenli bir şekilde trafiğe açılmasını istiyor. Suriye ordusunun bu karayollarına tam olarak ulaşması sonrasında bir ateşkesin sağlanabileceği ve bu yeni durumun da Türk-Rus ortak askeri devriye mekanizması ile denetlenebileceği de bu çözüm planının içinde olduğu belirtiliyor.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya'nın önerdiği haritanın kabul edilmediğini açıklamış ve Türkiye'nin talebinin Soçi Mutabakatı'nın tam olarak uygulanması olduğunu kaydetmişti. Ankara'daki kaynaklar, ortak devriye konusunda ise Türk ve Rus askeri birliklerinin zaten zaman zaman ortak devriye misyonu gerçekleştirdiklerini belirterek bu öneriye soğuk olmadıklarını kaydettiler.

Bundan sonra yapılacak müzakerelerde bu önerilerin kabul görüp görmeyeceği daha net ortaya çıkacak gibi görünüyor.

Rusya'nın kuzeyinde Türk ve Rus askerleri zaman zaman birlikte devriye geziyor
Getty Images
Rusya'nın kuzeyinde Türk ve Rus askerleri zaman zaman birlikte devriye geziyor

Türkiye, Batı desteğini daha yakından görmek istiyor

Türkiye'nin bu süreçte kullanmaya çalıştığı diğer bir diplomatik araç ise Batı ülkelerinden gelebilecek siyasi ve olası askeri destekler. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen ABD Başkanı Donald Trump'ın İdlib konusunda Türkiye'ye güçlü bir destek sağlayabileceğinin haberlere konu olması, askeri bir operasyon dışındaki yollarla bu desteğin somutlaşabilecek olması dikkat çeken bir gelişme oldu. Ancak Washington'dan gelen açıklamalar, ABD'nin İdlib'te askeri bir harekata sıcak bakmadığını gösteriyor.

Türkiye, İdlib'ten kaynaklanabilecek güvenlik ve insani sorunların Avrupa'ya kadar yayılabileceğini gündeme getirerek başta Almanya, Fransa ve İngiltere olmak üzere önde gelen NATO ülkelerinden de daha açık destek vermelerini istiyor. ABD, İngiltere ve Almanya'dan 19 Şubat'ta yapılan ortak açıklama ve ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuelle Macron'un 20 Şubat'ta yaptığı açıklama bu kapsamda bir adım olarak değerlendiriliyor.

Ancak Türkiye, bu adımlarla birlikte askeri olarak da bazı desteklerin yapılmasını istiyor. Her ne kadar NATO ülkelerine resmi bir talep yapılmasa da müttefik ülkelerden bu süreçte gelebilecek hava savunma sistemi ya da başka türlü adımlar Ankara açısından Moskova ve Şam'ı caydırma yönünde önemli bir araç olarak görülüyor. Böyle bir konuşlandırma durumunda, Türkiye'nin Suriye hava sahasını daha güvenli kullanabileceği değerlendirmeleri de yapılıyor.

Türkiye'de halen NATO çağrısı kapsamında İspanya'nın yerleştirdiği Patriot hava savunma bataryası bulunuyor.

İncirlik'teki Patriot sistemi
Getty Images
İncirlik'teki Patriot sistemi

Rusya 'uyarı' aşamasına geçti

İki ülke heyetleri arasında yapılan son görüşmelerde, Rusya'nın Türk askeri gözlem noktalarının sahadaki yeni gerçekliğe göre yeniden konumlanması istemini dile getirdiği basına yansıdı.

Rusya, Suriye ordusu açısından stratejik kazanımlardan vazgeçilmeyeceğini, Soçi Mutabakatı'nda yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyen tarafın Türkiye olduğu görüşünü değiştirmeyeceğini kayda geçirdi.

Suriye ordusunu M4 ve M5 karayollarının güvenliğini ele alması, İdlib operasyonun önemli bir aşaması olarak görülüyor.

Ancak Türk ordusu ve onun desteklediği ılımlı muhalif grupların Suriye ordusunun ilerlemesini engellemek için aldığı önlemler Moskova'nın da tepkisini çekiyor.

Rusya Savunma Bakanlığı'ndan 20 Şubat'ta yapılan açıklamada, Türkiye'ye uyarı içeren bir dil kullanılması dikkat çeken bir gelişme oldu.

Suriye'nin kuzeyindeki Rus askerleri YPG güçleriyle de devriye geziyor
Getty Images
Suriye'nin kuzeyindeki Rus askerleri YPG güçleriyle de devriye geziyor

Ilımlı muhalif gruplara karşı hava saldırısı gerçekleştirdiğini, Türkiye'den de bu gruplara dönük topçu desteğini kesmesini istediğin aktaran Rusya Savunma Bakanlığı, İdlib bölgesinde Türkiye ve Suriye orduları arasında yaşanan gerginliğe fiziken ve etkin şekilde katıldığını açıklamış oldu.

Rusya böylece, Türkiye'nin verdiği son tarihe yaklaşılırken Türk askeri desteğiyle Suriye birliklerine karşı harekâta geçen ılımlı muhalif grupları önleyerek sahadaki kararlılığını göstermiş ve geri adım atılmayacağının mesajını vermiş oldu.

Rusya ve Suriye, Türkiye'yi baskılamaya devam ediyor

Türkiye'nin caydırma politikasına karşı Rusya ve Suriye de sert askeri yöntemlerle yanıt veriyor.

Moskova ve Şam'ın, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı operasyonlarından farklı olarak İdlib'te gerçekleştirilecek bir askeri harekata Türk kamuoyunun desteğinin zayıf olduğunu, muhalefet partilerinin de giderek artan bir tonda karşıtlıklarını artırdıklarının farkında olduğu kaydediliyor.

Rejim saldırıları sonucunda Türk askerlerinin yaşamını yitirmesi ve her gün on binlerce yeni Suriyelinin Türkiye sınırına dayanması hükümeti baskılayan gelişmeler olarak görülüyor ve bu yöndeki askeri politik tutumun bundan sonra da devam ettirileceği öngörülüyor.

Bu gelişmeler, Şubat ayı sonuna yaklaşıldıkça tarafların daha sık karşı karşıya gelebileceklerini, diplomatik bir orta yolda buluşulmaması durumunda da gerilimin farklı boyutlara gidebileceği değerlendirmelerini beraberinde getiriyor.