Kapat
A+ A-

Bülent Ayyıldız'dan 'Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil'

Bülent Ayyıldız, “Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil”de, bir içe içe geçişi, aynı zamanda parçalanma ve dağılmayı anlatıyor.
Yayınlanma tarihi: 10 Temmuz 2018 Salı, 15:55

[Haber görseli]Gece karanlığında yolculuk
 
Bir gün bir yolculuğa çıkarsınız ama aslında o yolculuk sizin hiç tahmin etmediğiniz bir yolculuğa dönüşür. Kurgu, gerçekli, hayal, zamanın parçalanması her şey içe içe geçer. 1988 doğumlu, Bülent Ayyıldız’ın Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil adlı romanı, bir içe içe geçişi, aynı zamanda parçalanma ve dağılmayı anlatıyor. Bulgaristan’da doğan ve şu an Hacettepe Üniversitesi’nde Amerikan Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışan Ayyıldız, okuru doğduğu memleketin tarihine götürüyor.

Ayyıldız’ın romanı, fantastik ve korkuyu birleştiriyor. Murat ve Gül adında bir çiftin çıktıkları bir yolculukta başlarına gelenler anlatılıyor. Sırbistan ve Bulgaristan topraklarında geçen romanın olay akışının içerisindeyse tarih yer alıyor. Bugünün aydınlığından geçmişin karanlığının içerisinde kendini bulan çift, Osmanlı’nın son dönemlerini dinlemeye başlıyor. Ayyıldız okurunu bir zaman makinesinin içine yerleştiriyor ve onu bilmediği, dinlediği öyle olduğunu sandığı tarihin içine fırlatıyor.

Murat’la Gül, gece karanlığında bir yolculukta. Murat araba kullanmaktan yorgun. Gül’ün halasını görmeye Bulgaristan’ın Voneşta Voda isimli köyünü görmeye gidiyor, daha doğrusu oraya gitmeye çalışıyorlar. Bir iki yanılmadan sonra köyü ve evi buluyorlar ama hikâyenin karmaşası buradan sonra başlıyor. Şunu söylemek gerekir ki zaman git gelleri ve kişilerin anlatımlarının bir ondan bir ona geçmesiyle okurun aklını bir hayli karıştırıyor Ayyıldız.

Evi bulduktan sonra Murat, kendisini bir kuyunun içerisinde buluyor. Kuyunun içinde geçmişe gidiyoruz, kelle kesen bir yeniçeri yaptıklarını anlatıyor, bir atın anlattıklarıyla bir savaşı okuyoruz. Murat’ın eve dönebilmesi için zamanda birkaç kez daha kırılma olması gerekiyor. Her kırılmada tarihte yaşanan olaylar tekrar tekrar gündeme geliyor. Murat, bugüne dönmeye çalıştıkça kendini geçmişte buluyor. Gül ise çeşitli varlıklarla karşılaşıyor. O da içine düştüğü andan kurtulup Murat’ı bulmaya çalışıyor. Bütün bunları başına açtığı için halasına öfkeleniyor.

Kitapta pek çok tarihî olaya yer veriliyor. Bu olayları kitabın sonunda bulunan QR kodlarından öğrenebiliyoruz. Tarihî hikâyelerin kahramanları, kendi kahramanlıklarını ilan ediyor. Pek çoğu korkutucu bu olayların ve bireylerin arasında kalıyor Murat ve Gül. Bir yandan anlatılanları dinlerken bir yandan başlarına neden bunun geldiğini anlamaya çalışıyorlar. İnsanların arzularının onları biçimlendirdiğine, beraber olmanın verdiği güce, vazgeçmeye dayalı bir son çiziyor Ayyıldız.

Daha önce de Durun Yanlış Anladınız adlı bir öykü kitabı yayımlanan Ayyıldız, ilk iki kitabında klasik Türkçe edebiyatın dışına çıkmayı tercih etmiş. Türkçe edebiyatında Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil, ne kadar yer ve okuyucu bulur kendisine bilmiyorum ama fantastik-korku öğelerini seven okurun ilgisini çekeceğini umuyorum. Okurunun aklını bir hayli karıştıracak bir roman bu. Yolu oldukça uzun olan genç bir yazarın bundan sonra yapacağı edebi denemelerin nasıl olacağını merak ettirecek bir roman. Tarihî olayların fazlalığı ve bilginin en sona saklanması meseleleri anlamayı biraz zorlaştırıyor. Kitaptaki zaman kırılmalarını ve anlatım farklılıklarını yakaladıktan sonra, merakla olayın nereye bağlanacağını anlamak için okumaya devam ediyorsunuz.

Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değil / Bülent Ayyıldız / İthaki Yayınları / 150 s.

Cumhuriyet İMECESİ