Kapat
A+ A-

Halit Ziya'nın 'Mai ve Siyah'ı yeniden

Halit Ziya Uşaklıgil eserlerinin teliften düşmesinden sonra pek çok yeni basımı kitapçı raflarında yer almaya başladı. Fakat içlerinden biri “Mai ve Siyah”ın ilk edisyon kritik yapılmış basımıydı; Seval Şahin hazırlamıştı. Şahin’le kitabın yayına hazırlanma sürecini ve nasıl bir yöntem izlediğini konuştuk.
Yayınlanma tarihi: 16 Nisan 2018 Pazartesi, 17:58

[Haber görseli][Haber görseli]‘Klasikler zihin açar’
 
- Klasiklerin, bugünü ve bugünün edebiyatını okuyabilmede nasıl katkıları olduğunu düşünüyorsunuz?

- Klasikler her daim zihin açıp bize yeni şeyler öğretir, farklı bakış açıları kazandırır. O yüzden zamansızdırlar. Okundukları her dönemde yenilikler fark etmemizi sağlarlar. İyi metinler klasiklerin izin takip ederek onları yeniden gündeme taşır.

- Halit Ziya eserleri teliften düşeli birçok farklı edisyonunu görüyoruz. Ama sanıyorum ilk kez eleştirel basımı yapılmış bir Mai ve Siyah’la karşılaşıyoruz değil mi? Nedir elimizdeki eleştirel baskının özellikleri? Nelere dikkat edildi?

- Evet, Mai ve Siyah'ın ilk defa yayımlanışından 120 yıl sonra eleştirel basımı yapıldı. Eleştirel baskının özellikleri öncelikle, eserin ilk defa tefrika edildiği 23 Mayıs 1312- 27 Mart 1313 (1896) yılından ilk baskısının yapıldığı 1898 yılı, ikinci baskısının yapıldığı 1902, üçüncü baskısının yapıldığı 1914 ve dördüncü baskısının yapıldığı 1938 yıllarıyla arasındaki farklılıkları vermesi. Fakat bunun dışında eserin bulunduğu dönemden bugünün okuruna hitap edebilir hâle de gelmesi gerekiyor. Bu da bir nevi tercüme işlemi gibi.

On dokuzuncu yüzyıla ait birçok unsurun bugünün okuru için anlaşılır hâle getirilmesi önemli. Bu sebeple eserde yer alan eski zaman, tarih ve ölçü birimlerini bugünün birimlerine çevirdim. Kitapta bahsedilen ve Ahmet Cemil ile Hüseyin Nazmi'nin çevirmeye çalıştığı ve okuduğu eserleri kitabın sonuna ekledim. Eserde bahsi geçen konuları, eserleri ve yazarları eserin üzerindeki etkileri ve geçtikleri bağlamı göz önünde bulundurarak açıkladım. Bu noktada sadece örneğin metinde geçen bir yazarın doğum ve ölüm tarihleriyle, eserlerinin dökümünü dipnotta vermek yerine, kendisinin bizim edebiyatımızdaki önemi ve etkisini de belirttim. Eserde bugüne ait olmayan birçok unsurun açıklamalarına yer verdim. Bugün kullanılmayan kelimelerin her sayfanın sonunda anlamlarını verdim.

 
“DÖNEM ÜZERİNE DÜŞÜNME FIRSATI”

- Kaç yıllık bir emeğin karşılığında elimize geldi bu Mai ve Siyah? Nasıl bir süreçti kitapla geçirdiğiniz?

- Kitapları yaklaşık üç yılda hazırladım. Mai ve Siyah ve dönemiyle ilgili tekrar düşünme, eser hakkında bilmediğim pek çok şeyi fark etme dönemiydi benim için bu üç yıl. Nitekim bu dönemde özellikle eleştirel basım için döneme dair pek çok bilginin yanı sıra görsel malzeme de topladım. Bunlardan ancak eserin kendisine ait olan ve Diran Çırakyan tarafından yapılmış illüstrasyonları ve bir de birkaç panoramayı kullanabildik. Ayrıca bu süreçte Arap harfli bir metni bugünün okuru için yayına hazırlarken o eserin kendine has unsurlarının da göz önünde bulundurulmasına dikkat ettim. On dokuzuncu yüzyılda yazılmış her eser, ortak özellikler taşımasına rağmen birbirinden farklı özellikler de gösteriyor. Dolayısıyla eseri, bugünün okuruna ulaştırırken onun kendisine has unsurlarına da vurgu yapmak gerekiyor. Bu da eleştirel basımlardaki yayına hazırlama sürecinde kitabı hazırlayan kişiyi salt metni Arap harflerinden Latin harflerine çeviren biri kılmaktan çıkarıyor, ona bir edebiyat tarihçisi ve eleştirmen sıfatı da katıyor.

Aslında bir nevi öznellik de var bu işin içinde. Sonuçta bir başka kişi Mai ve Siyah'ın eleştirel basımını hazırlasa bunu benimle aynı şekilde yapmayacaktır. Ama iş sadece Mai ve Siyah'ı Arap harflerinden Latin harflerine aktarmak şeklinde olursa o zaman değişen pek bir şey olmaz. Kitabı hazırlayanın bu şekilde metin üzerinde daha söz sahibi bir hâle gelmesi onu metinle ilgili mümkün olduğunca daha çok şey öğrenmeye ve düşünmeye de sevk ediyor. Bu yüzden de pek çok şey topluyor ve öğreniyorsunuz.

Nitekim İletişim Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Kerem Ünüvar, kitabı hazırlama sürecindeki çalışmalarıma hep çok yakından tanıklık etti ve bu süreçte neler toplayıp neler öğrendiğime de şahit oldu. Sonuçta kitabın bitmesine yakın da bu malzemeleri heba etmemem gerektiği ve bunların Mai ve Siyah üzerine bir kitap yazmak konusunda pekâlâ çok işe yarayacaklarını söyleyince bu fikir de kafama yattı ve eserle işimin henüz bitmediğine karar verdim. Şimdi Mai ve Siyah üzerine bir kitap yazıyorum.
 
“SADELEŞTİRME YENİDEN YAZMAK GİBİ”

- Eleştirel basımların nasıl bir katkısı oluyor literatüre? Pek çok okurun kafasında bu kavramın yeri yok. Bir fikir oluşsun diye soruyorum...

- Edebiyat tarihimizde Mai ve Siyah'ın yayımlanmasıyla Türkçedeki roman türünde önemli bir dönemeç yaşanır. Bu dönemece sebep olan kitabın ilk baskısıdır. 1938'deki baskı Halit Ziya'nın bizzat kendisi tarafından sadeleştirilmiştir ve bu baskı bahsini ettiğimiz dönemeci sağlayan eser değildir. Bu sebeple bugün roman tarihimizdeki bir dönemeci görmek için Mai ve Siyah'ın ilk baskısını esas almamız gerekir. O yüzden de eleştirel baskı önemli.

- Eleştirel basım, sadeleştirilmiş basımla birlikte geldi okur karşısına. İkisi de sizin emeğiniz... Bu türden klasiklerde sadeleştirme hep büyük bir problem olarak karşımıza çıkmıştır. Burada neydi kriterleriniz? Dahası, sadeleştirme fikri üzerine düşüncelerinizi de merak ediyorum...

- Benim yayına hazırladığım sadeleştirilmiş baskı 1938 yılında bizzat Halit Ziya tarafından sadeleştirilmiş baskı. Sadece bu baskıya diğer baskılarda mevcut olan ancak teknik sebeplerle metnin o nüshasında bulunmayan bazı eklemeleri parantez içindebelirttim. Bunun sebebi de buralarda metnin akışıyla uyumlu olmayan anlam kaymaları ya da eksiklikler olduğunu düşünmemdi. Bunun dışında metni bugünün okurunun daha iyi anlayabilmesi için günümüz imlâsına uyarladım.
Sadeleştirme, bir eseri yeniden yazmaktan farksız bence. Nitekim Halit Ziya da bunu kendi eserine yaparken önsözde böyle söylüyor. Dolayısıyla bir metni sadeleştirdiğinde artık o yazarına ait olmaktan çıkıyor, metne ait unsurlar da ortadan kalkıyor. O yüzden sadeleştirmeler sadece metnin orijinali hakkında bir fikir verebilir diye düşünüyorum.

- Mai ve Siyah’ın da ilkin musavver, yani resimli olarak yayımlandığını bu baskıdan öğreniyoruz değil mi? Yanılıyor muyum?

- Mai ve Siyah, Servet-i Fünûn'da tefrika edilirken de ilk baskısı da Diran Çırakyan tarafından resimlenir ve "millî musavver roman" olduğu vurgusu özellikle yapılır. Dolayısıyla eserin bu şekildeki sunumu, eserin değerlendirilmesine ve yeniden okumalarına da imkânlar sunar Bu resimler sadece birer süs müdür yoksa biz onları tıpkı kelimeler gibi olmazsa olmaz şeyler olarak mı değerlendireceğiz? Bu sunuma rağmen eserin sonraki yıllarda illüstrasyonlar olmadan basılması, her şeyden önce bu sorunun ortadan kalkmasına sebep oldu. Halit Ziya'nın eserlerinin telifinin kalkmasının ardından resimli birçok baskısı şu anda var.
 
Mai ve Siyah - Eleştirel Basım / Halit Ziya Uşaklıgil / Yayına Hazırlayan: Seval Şahin / İletişim Yayınları / 674 s.

Mai ve Siyah – Sadeleştirilmiş Basım / Halit Ziya Uşaklıgil / Yayına Hazırlayan: Seval Şahin / İletişim Yayınları / 420 s.

Cumhuriyet İMECESİ