Kapat
A+ A-

Stefano Mazzoleni'den 'Zaman Işıkları'

Stefano Mazzoleni, yirminci yüzyıl senfonik müziği uzmanı bir orkestra şefi. Dünyanın pek çok şehrinde orkestralar yönetti, kültür projeleri gerçekleştirdi. Uluslararası Contemporary Müzik Topluluğu ve Avrupa Müzik Önderleri Konferansı’nın da üyesi aynı zamanda. Mazzoleni bu kez bir romanla okur karşısına çıktı: “Zaman Işıkları”. Mazzoleni ile romanını konuştuk.
Yayınlanma tarihi: 02 Mayıs 2018 Çarşamba, 14:50

[Haber görseli]‘Büyüleyici İtalya’dan Büyüleyici Türkiye’ye’
 
- Sevgili Stefano Mazzoleni, klasik müzik severler bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sizi tanıyor. Ünlü bir orkestra şefi olduğunuzu biliyoruz ama yine de kısaca kendinizi tanıtmanızı rica ediyorum.

- İtalya' da Treviso şehrinde doğdum. Yedi yaşında müzik okumaya başladım, on bir yaşında orkestra şefi olmaya karar verdim ve bunun eğitimini aldım. Yirmi dört yaşında orkestra yönetmeye başladım. Günümüze kadar dünyanın birçok şehrinde birçok orkestrayı yönettim.

- On bir yaşında şef olmaya karar vermek çok ilginç geldi. Bu nasıl oldu?

- Ben de nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum doğrusu. Çok yaramaz bir çocuktum. Belki uzun boylu olmamdan belki de yaramaz olmamdan dolayı, sınıfın ve okulun elebaşısıydım. Herkesi yönetmeyi seviyordum. Belki de bunun için şef olmaya karar verdim.

- Daha sonra neler yaptınız?

 

- Çalışmalarımın çoğu kültür projeleri üretmek ve hayata geçirmek odaklı. Uluslararası Contemporary Müzik Topluluğu’nun ve Avrupa Yeni Müzik Önderleri Konferansı’nın üyesiyim. Yakın dönemde iki festivalin; " Windows on 20th Century" ve "Salotte Musicale"nin kuruculuğunu ve sanat direktörlüğünü yaptım. Bu iki festivalde de hem müzik hem de edebiyatı bir araya getirmeyi başardım sanırım.

- Bazen sizi yurtdışında aradığımda derse giriyorum diyorsunuz. Bu ne anlama geliyor?

- Dünyanın çeşitli ülkelerinde dönem dönem master class eğitmenliği yapıyorum.

- Geçen yıl sizi dünyanın birçok ülkesine götürecek bir projeniz vardı. Rica etsem ondan bahseder misiniz?

- Bahsettiğiniz "Incantevole Italıa" projesi. Bu projeyi tasarlayıp hayata geçirdim. Sanırım Türkçesi "Büyüleyici İtalya" oluyor.Bu projede Nino Rota'nın yazdığı müzikler, senfoni orkestrası ile çalınırken arkadaki perdede bu müziklerin kullanıldığı filmlerden sahnelerin ve İtalya'nın tarihî ve doğal güzelliklerinin gösterimi var.
 
“YAZMAK DÜŞÜNDÜĞÜM AKDAR KOLAY DEĞİLMİŞ”

- Şimdi bir yazar olarak, Türkiye’de ve Türkçe olarak basılmış bir romanla karşımızdasınız. Notalardan harflere geçişin ilginç bir öyküsü olmalı. Neden bu kitabı yazma gereği duydunuz?

- Türkiye'ye konserlerim için geldiğimde bu ülkenin kültürünü , mutfağını, insanlarını yakından tanımak ve tarihî yerlerini gezmek fırsatını buldum. Kültürlerin beşiği olarak kabul edilen Anadolu ve tüm ülke çok büyüleyici. Ben, Dünya Kültür Mirası'nın yarısına sahip bir ülke olan İtalya'dan geliyorum. Türkiye'nin de aynı önemde, çok büyük bir kültür mirasına sahip olması beni çok etkiledi. Benim “Büyüleyici İtalya” projemden hareketle "Büyüleyici Türkiye” projesi üzerinde çalışmaya başladım. Üzerinde çalışacak bir metin bulamayınca bu projenin hikâyesini kendim yazmaya karar verdim.

- Çok ilginç! Kitabı yazayım demek kolay ama yazmak kolay oldu mu?

- Düşündüğüm kadar kolay değilmiş. Şimdi yazarların değerini çok daha iyi anlıyorum. Ben çok kitap okuyan bir insanım ama bu proje için daha fazla döküman okumam gerekti. Anadolu Medeniyetleri ve Türkiye tarihi üzerine bir yıllık araştırma sonucunda aklımda bir hikâye oluşmaya başladı.Kelimelere dökülmeden önce sahneler, müzikle birlikte gözümün önünde oluşuyordu. Bu kitabın yazılış amacı; daha sonra film ve şovunun yapılması olduğu için yazarken de böyle ilerledim. Önce zihnimde resmettim sonra düşüncelerimi ve resmi kelimelere döktüm.
 
“TÜRKİYE, GÜZELLİKLERİYLE GÜNDEME GELMEYİ HAK EDİYOR”

-Kitabın hikâyesi nedir?

- İtalyan arkeolog Francesco Orsini, bir konferans için geldiği İstanbul’da, kendisini bu konferansa davet eden Mimar Hanzade Kayı’nın bir arkadaşının verdiği ipucu sayesinde yıllardır araştırdığı kayıp bir kitabın izini bulabileceği umuduna kapılır. Kitap bir Hitit kraliçesi ile bir keşiş tarafından yazılmıştır; üst akıl ve sevgi sayesinde güzel bir dünya düzenine ulaşmanın kurallarını içermektedir. Francesco ve Hanzade kitabın izini sürerken yaşananların yanı sıra ikilinin gittikleri yedi şehrin tarihî ve coğrafi güzellikleri, yöresel yemekleri okuyucuya sunuluyor.

- Kitap, yurtdışından okurlar için olduğu kadar Türkiyeli okurlar için de çok ilginç olacak. Peki, bundan sonraki programınız nedir?

- “Büyüleyici İtalya” projesi dünyayı gezmeye devam ediyor, dolayısıyla ben de dünyayı dolaşmaya devam ediyorum. Bu arada romanım Zaman Işıkları’nın farklı dillere çevrilmesi, filminin çekilip sahne şovunun hazırlanarak “Büyüleyici İtalya”nın yaptığı dünya turunu, “Büyüleyici Türkiye” olarak yapmak ve bu güzel ülkeyi tanıtmak için çalışıyorum. Türkiye güzellikleriyle de gündeme gelmeyi hak ediyor. Bu filmin müziklerinin bestelerini yaparken yerel enstrümanları da kullanarak Türk ezgilerini senfonik müzik ile birleştirmeyi düşünüyorum. Bunun içinde Türk müziği ile ilgili araştırmalar yapıyorum.

- Ben kendi adıma ve ülkem adına çok heyecanlandım. Bu projenin bir an evvel gerçekleşmesini diliyorum. Bunun dışında da çalışmalarınız var mı?

- Evet, tabii ki. 2019 da New York 'ta yapılacak bir konser için piyano ve orkestra müzikleri hazırlıyorum. Ve doğal olarak daha önceden programa alınmış, çeşitli ülkelerdeki senfoni konserlerini yönetmeye devam ediyorum.

- Müzikteki başarılarınızın yazarlıkta da devam etmesini diliyorum. Bu güzel sohbet için çok teşekkür ederim.

- Ben teşekkür ederim.
 
Zaman Işıkları / Stefano Mazzoleni / Çeviren: Meltem Tosun / Artshop Yayıncılık / 224 s.

Cumhuriyet İMECESİ