Kapat
A+ A-

Mimari bir sanattır...

‘Tasarımlarımda doğadan, insanlardan, sokaklardan, şarkılardan, filmlerden, özetle insana ve yaşama dair her şeyden ilham alıyorum’ diyen mimar Dalga Balcı ile mimari üzerine merak edilenleri konuştuk
Yayınlanma tarihi: 03 Temmuz 2018 Salı, 22:49

[Haber görseli]

Mimarlık sanat mıdır? Bu soru ya da tartışma konusu çok uzun yıllara dayanıyor. Uzun zamandır mimari ile ilgili gündem konusu yıkılan tarihi binalar. Günümüzde yıkılan tüm tarihi binalar hepimizin içini acıttı. Son olarak Atatürk Kültür Merkezi gibi. Yarı yıkılmış halde aylardır durdu bina ve yaklaşık bir ay önce tamamen yıkıldı. Şimdilerde ise Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Konservatuvarı’nın tahliye konusu gündemde. Önceki gün ise Galataport projesi kapsamında İstanbul

Modern Sanat Müzesi’nin bulunduğu 4 Numaralı antrepo yıkıldı. Tüm bu tarihi yapılar son 10 yıldır restore edilmek yerine yıkılıyor. Ticari amaçla ya da başka bir sebeple. Mimarlık ve sanat konusuna dönecek olursak... Mimari bir sanat mıdır? sorusunu, son zamanlarda adından söz ettiren genç mimar Dalga Balcı’ya sorduk. “Tasarımlarımda, doğadan insanlardan, sokaklardan, şarkılardan, filmlerden, özetle insana ve yaşama dair her şeyden ilham alıyorum” diyen Balcı ile Türkiye’de mimarlığın son durumunu da konuştuk.

Sizce mimari bir sanat mıdır?

Hem öyle, hem değil. W. Friedrich Hegel’e göre, mimarlık bütün sanatların anasıdır. Yaratıcılık ve tasarıma dayanması nedeniyle bir sanattır. Ama işlevsellik içermesi ve bir ihtiyaca cevap vermesi nedeniyle aynı zamanda yaşam alanını şekillendirme bilimidir mimari.

Sizin en çok sevdiğiniz, kendinize örnek aldığınız mimarlar kimdir?

İdolüm Frank Gehry tabii ki. Kendisi muazzam ikonik eserler ortaya çıkarmış bir efsane. Yeni nesilden ise Li Xiang’ı çok beğeniyorum. Yangzhou Zhongshuge Kitabevi projesiyle herkesi kendine hayran bırakmış çok yetenekli genç bir tasarımcı.

Sizce Türkiye’de mimarlık mesleği hak ettiği noktada mı?

Bu yolda ciddi bir ilerleme var. Ancak mimarlık kültür ve bilinci tam olarak oluşabilmiş ve henüz hak ettiği noktaya ulaşabilmiş değil maalesef. Türkiye’de iç mimarlık pahalı bir çözüm olarak algılanmakta, bu nedenle belli bir çevreyle sınırlı kalmaktadır. Halbuki fayda/maliyet analizi yapıldığında, iç mimarlık hizmeti almak pahalı değil, tam tersine toplam maliyetleri azaltan en doğru çözümdür.

Bir mimarın, sizin kişisel ve kurumsal mottonuz nedir?

Hem özel hem de iş hayatımdaki mottom; iyi tasarımı büyük tasarıma dönüştüren ayrıntılardır. Çünkü hedeflediğimiz tasarım, ancak detaylarda mükemmeliyeti yakalayarak ulaşacağımız mükemmel bir tümevarımla mümkün olabilir.

İşinizde en çok sevdiğiniz an hangisidir?

İşimde en çok zevk aldığım ve beni ifade eden süreç tasarım süreci elbette. Tasarımın tamamlanıp ortaya çıktığı an ise, benim artık adrenalinimin tavan yaptığı ve en çok keyif aldığım pik noktamdır. Bir de tabii projeyi sunduğumda, müşterimin gözlerinde gördüğüm ışık ve heyecan. Bu benim için en büyük motivasyon unsurudur.

Tasarımlarınızda en çok nelerden ilham alırsınız?

Her şeyden; önce müşterime ve mekâna empati ile yaklaşarak onun ihtiyaçlarını ve ruhunu çok iyi anlamalıyım. Çünkü tasarımımızı bunlardan ayrı düşünemeyiz, ortaya çıkaracağımız iş bunlara cevap vermelidir. Genel anlamda tasarımlarımda, doğadan, insanlardan, sokaklardan, şarkılardan, filmlerden, özetle insana ve yaşama dair her şeyden ilham alıyorum. Bir mimarın bütün algıları açık olmalıdır. Çünkü mimarlık yaşamı şekillendiren bir meslektir aslında. Mesleğimin dinamizmine âşığım ben ve nefes aldığım her anı mimarlık penceresinden bakarak yaşamayı seviyorum. Bizim mesleğimizde kopyala/yapıştır metodunun önüne geçmek maalesef tam olarak mümkün olamasa da ben özgünlükten yanayım. Tasarımlarımın bir ruhu ve kişiliği olması benim için çok önemli. Bir projeye baktığınızda, “Bunu Dalga Balcı tasarlamıştır” diyebiliyorsanız, benim için en büyük başarı kriteri budur.

‘Benim bütün hayalim başkaları nın hayallerini gerçekleştirmekti ’

“İstanbul’da doğdum. Orta ve lise öğrenimimi İstanbul Özel Alman Lisesi’nde tamamladım. Dolayısıyla Alman ekolünden geliyorum ve Alman disiplini ile çalışmayı seviyorum. Lise yıllarım boyunca her zaman çizimler yapardım. Hem sayılarla aram çok iyiydi, hem de bir şeyler yaratmayı ve ortaya çıkarmayı seviyordum. En büyük hedefim yaratıcı bir mimar olabilmekti. Alman Lisesi’nden sonra Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Mimarlık Bölümü’nü kazandım ve böylelikle en büyük hayallerimi gerçekleştirmeye adım attım. Üniversiteyi bitirdikten sonra yalı ve villa dekorasyonu sektöründe Mika Ertegün ile Kanlıca’da yer alan Murat Köprülü’ye ait Ethem Pertev Yalısı’nda birlikte çalıştım. Erol Sevimlisoy ile birlikte de Beylerbeyi’nde yer alan Vuslat-Ali Sabancı’ya ait yalı projesinde görev aldım. Sektörün duayenleri ile birlikte çalıştığım bu projeler benim için eşsiz deneyimler oldu. Çeşitli firmalarda da proje planlama müdürlüğü ve yine çeşitli firmalarda profesyonel mimarlık yaptıktan sonra, 2014 yılında ortağım Okay Veli Dikmen ile birlikte Zone Interior Design’ı kurduk. Benim bütün hayalim başkalarının hayallerini gerçekleştirmekti ve 20 yıldır ben her gün bunu yaşıyorum.”

Cumhuriyet İMECESİ