Kapat
A+ A-

Locarno’ya yönetmen dayanmıyor!...

71. Locarno Festivali başlıyor. Festivalin açılışında ‘Les Beaux Esprit’ adlı film gösterilecek.
Yayınlanma tarihi: 31 Temmuz 2018 Salı, 23:46

[Haber görseli]

Bu festival ne kadar da çok sanat yönetmeni eskitti !  Yanlış anlaşılmasın, başarısız oldukları ya da sevilmedikleri için değil, tam tersine, başarılı oldukları için uzun süre kalmıyorlar Locarno’da… 
Otuz yıldan bu yana kesintisiz izlediğim etkinliğin programını oluşturan, sonuçta sanat çizgisini belirleyen altı isim geliyor hemen aklıma. Üstelik, çoğu İsviçreli bile değil! Ve hepsi Locarno’dan ayrıldıktan sonra sinema ya da genel anlamda kültür alanında daha önemli, daha çekici görevlere geldiler. David Streiff, İsviçre federal hükümetinde kültür bakanlığı yaptı. Rotterdam Festival’inden gelen Marco Müller, Locarno ardından Venedik’e geçerek uzun yıllar boyunca Mostra’nın başında kaldı. Cannes’dan, ‘Yönetmenlerin Onbeş Günü’nden transfer edilen Olivier Père, Arte televizyon kanalının sinema bölümünün sorumlusu oldu…

Frédéric Maire, beş yıl Locarno’nun sanat yönetmenliğini yaptıktan sonra, Lausanne’da bulunan İsviçre sinemateğinin başına geldi. Şimdi sıra, 2012’de göreve getirilen Torino’lu eleştirmen Carlo Chatrian’da : Gelecek ay Berlin Festivali’nin dizginlerini alacak eline ! Locarno Festivali geleneksel olarak yöneticileri için bir sıçrama tahtası işlevi gördüğüne göre, Chatrian’dan boşalan göreve yaklaşık 30 adayın başvurmasına şaşmamak gerekiyor.  Geleceğe hep umutla bakan, temel sanat çizgisine sadık kalarak kendini yenilemeyi başaran festivalin yönetim kurulu, yeni sanat yönetmenin kim olacağını bu ay sonunda açıklamaya hazırlanırken, geleceğe güvenle gülümsüyor yine…

Bu gece, Piazza Grande’deki 8 bin kişilik açıkhava sinemasında, Leo McCarey’nin (1898-1969) canlı müzik eşliğinde sunulacak 1929 yapımı kısa filmi “Liberty”nin ardından, televizyon dizileriyle de tanınan Fransız yönetmen Vianney Lebasque’ın  üçüncü filmi “Les Beaux esprits” ile  açılacak olan Locarno Festivali’nde Türk sinemasından üç örnek yer alıyor: Çağla Zencirci ile Guillaume Giovanetti’nin son filmi “Sibel” büyük ödül Altın Leopar’a aday… Tarık Aktaş’ın ilk filmi “Nebula” genç ve yenilikçi sinemaya ağırlık veren ‘Bugünün Yönetmenleri’ (Cineasti del Presente) bölümünde yarışacak… Gülcan Keltek imzalı “Gülyabani”, etkinliğin  yeni bölümlerinden ‘Signs of Life’ta izlenecek…

Locarno’nun en önemli özelliği, genç yönetmenler ve sanat sineması için de sıçrama tahtası olması. Bu bağlamda, Türk sinemasının bu yaz farklı boyutlarıyla programda yer alacak olması sevindirici bir gelişme. 1970’lerin sonunda Yılmaz Güney/Zeki Ökten ikilisini “Sürü” ile ödüllendiren, 1998’de Fatih Akın’ın sesini ilk filmiyle dünyaya duyuran Locarno, bugünü ve dünüyle tanıtmayı sürdürdüğü yedinci sanata gerçekten gönül bağlamış, bağımsız bir etkinlik.
Ayrıca, bu yıl Laurel & Hardy ve Marx Brothers’lı güdürüleriyle tanınan LeoMcCarey’in filmlerine odaklanan geleneksel retrospektifiyle de, sinemaseverler için eşsiz bir yaz sinemateği…

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Fatih Akın, Yılmaz Güney