Kapat
A+ A-

Aydınlanma yolunda: Köy enstitüleri

Türkiye’nin ilk kurulan köy enstitüsü Çifteler’den mezun İlyas Küçükcan, 2018 Yunus Nadi Sosyal Bilimler ve Araştırma Ödülü’nün sahibi oldu.
Yayınlanma tarihi: 05 Ağustos 2018 Pazar, 23:36

[Haber görseli]

İlyas Küçükcan, Türkiye’nin ilk kurulan köy enstitüsü olan Çifteler Köy Enstitüsü’nün 1948-1949 yılı mezunu. Yazdığı araştırma kitabı “Öncesi ve Sonrasıyla Çifteler Köy Enstitüsü”nde enstitülerin kuruluşu, aydınlanmaya katkısı, kapatılışı gibi birçok konuyu ele alıyor. Bu çalışmasıyla 73. Yunus Nadi Ödülleri’nde “Sosyal Bilimler ve Araştırma” kategorisinde ödül kazanan Küçükcan’la kısa bir söyleşi yaptık.

'Yüzde 80 kırsaldaydı’

Küçükcan, “Kitabın ilk bölümünde Köy Enstitüleri’nin genel değerlendirmesi var. Daha sonra 2. bölümü Çifteler oluşturuyor” derken, enstitüleri şöyle anlatıyor: “Enstitü literatüründe Çifteler’e büyük önem verirler. Adı Çifteler diye geçer, enstitünün alt birimleri Hamidiye ve Mahmudiye köylerindedir. Mahmudiye Köyü bugün bir ilçe merkezidir. Çevresiyle bütünleşmiş, aydın, uygar bir kasabamızdır. Tabii bu sonuç, köy enstitünün orada olmasının da bir sonucudur diyebiliriz... Cumhuriyetin ilanıyla birlikte ülkemizin çağdaş uygarlıkları yakalaması için çok çeşitli atılımlar yapıldı. Ama o dönemde 15 milyon civarındaki nüfusun en az yüzde 80’i kırsal kesime dağılmış yerleşim birimlerinde yaşıyordu. Tabii, cumhuriyetin devraldığı miras birçok sorunla beraber geldiği için o kırsal kesimde yaşayanlar sağlık, eğitim, barınma, ulaşım, beslenme gibi temel sorunları çözüm beklemekteydi. Bunun eğitim yoluyla oluşturulabileceğini düşünen genç Cumhuriyet yönetimi, bu işi olabildiğince yaygın ve kısa sürede gerçekleştirebilmek düşüncesiyle, köy enstitüleri kurucusu İsmail Hakkı Tonguç’un sunduğu proje sonucunda uygulamaya geçti.

‘Atatürk’ün dileğiydi’

1936’da Atatürk’ün en büyük dileği eğitim ışığının kırsaldaki insanlara ulaşmasıdır. Çünkü o güne kadar devletin alabildiğine vergi ve askerlik yükünü bu insanlar çekmesine karşın, onlara hizmet gitmemiştir. Bu durum Atatürk’ü son derece rahatsız eder. Üstelik çağdaş uygarlık hedefine ulaşmak için de bu büyük kesimin çağdaş insana yaraşır yaşama koşullarını isteyen aydınlanma hareketine ulaştırılması gerekiyor. Köy enstitülerinin temel amacı, nüfusun büyük çoğunluğuna ulaşması gereken aydınlanma hizmetini götürerek, çağdaş bir yaşama duyulan ihtiyacı arayacak insan modelini geliştirmekti. Yani İsmail Hakkı Tonguç’un deyimiyle, ‘Köyü içinden canlandırmaktır.’ Aydınlanma hizmeti sonucunda köylü daha çağdaş bir yaşayışın nasıl olması gerektiği konusunda haklarını ve sorumluluklarını bilmiştir. Köy enstitülerinde uygulanan eğitimin genel karakteri; çağdaş, laik, demokratik, bilimsel ve karma eğitimdi.”

‘Onurlandırdı’

Kazandığı Yunus Nadi Ödülü’yle ilgili olarak Küçükcan, “Cumhuriyetin temelini oluşturan ulusal bağımsızlık ve çağdaş uygarlık uğraşında büyük hizmetler yapmış bir gazetenin kurucusu olan, basın tarihinin en seçkin simalarından Yunus Nadi’nin adını taşıyan onursallığı yüksek bir ödül. Elbette son derece memnun ve mutlu etti. Başından beri köy enstitüsü öğretmenlerinin büyük bir çoğunluğu Cumhuriyet gazetesiyle bütünleşmiştir. Bu nedenle Yunus Nadi de Nadir Nadi de Cumhuriyet gazetesinin genel politikası da bizim için büyük değer taşıyan, çağdaş hareketlerdir... Üstelik bu ödülün seçici kurulunda saygın bilim insanlarının bulunması onurlandırıcılığını daha da artıran bir sonuç getirdi” yorumunu yaptı.

'Katkıları büyük'

Küçükcan’ı Yunus Nadi Ödülü’yle ilgili ilk kutlayanlardan biri Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’di. Deneyimli eğitmen, Büyükerşen’in tebriği ile ilgili olarak şöyle konuştu: “Köy enstitülerini çocukluğundan beri bilen Yılmaz Büyükerşen, hem rektörlüğü hem de bu dönemde köy enstitülerine olan ilgisini hiçbir zaman gizlememiştir. Ben 85 yaşına gelmiş ve 50 yılı aşkındır Eskişehir’de bulunan, kendisini yakından tanıyan birisi olarak, bu alanda kurulmuş örgütlerin temsilcilerinden biri olarak, bu olayın yakın tanığıyım. Yılmaz Büyükerşen’in getirdiği şansa, son yıllarda iki şans daha eklendi. Odunpazarı ve Tepebaşı belediye başkanları Kazım Kurt ve Ahmet Ataç, köy enstitüleri olgusunu kavramış aydın insanlar. Onlar da bu konudaki bütünleşmeye olabildiğince katkı verdiler. Her üçü de yakın ilgi gösterip tebrik ettiler.”

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer