Kapat
A+ A-

Vitrindeki albümler

Vitrindeki albümlerde bu hafta Can Karadoğan “Kahraman Gölgeleri” ve Animus “Release” (Neptune Records) sizlerle.
Yayınlanma tarihi: 08 Eylül 2018 Cumartesi, 23:08

[Haber görseli]

Can Karadoğan “Kahraman Gölgeleri” (Gri Plak) 

Doksanlı yılları müzik peşinde koşturarak geçirenler, Can Karadoğan adını Too Much topluluğundan hatırlar. 1975 İstanbul doğumlu, Alman liseli. Bir dönem yaşadığı Hamburg’da müzik hayatını sürdürmüş. 2004 yılında dönerek, İTÜ MİAM’da (ki şimdi burada öğretim üyesi) ses mühendisliği konusunda doktora yapmış. CanK adını verdiği topluluğu ile çalışmalarını sürdürmüş, ardından solo çalışmaya karar vermiş. Besteci ve söz yazarı Can’ın ilk albümü “Kahraman Gölgeleri”nde her ne kadar The Cure ve Robert Smith etkileri görülse de şarkı içeriklerine ve ele alış şekline bakıldığında ona kent ozanı demek yanlış olmaz.

Şarkılarının içeriğinde olduğu üzere, kayıtlarda da yalnız sayılır Can. Vokal yapmış, gitar, bas, synthesizer ve piyano çalmış; sadece davullarda Sezgin Özcan eşlik etmiş. “Türkan Yaşarken” ilk önce Türkan Saylan’ı akla getiriyor olsa da tüm cesur ve aydınlık kadınlar için yazılmış. Kalabalık içinde yalnızlaşan insanın aşk, dostluk, hayal kırıklığı, özlem ve kavgaları üzerine yaptığı içsel bir muhabbet; yanı sıra anlattıkça açılan, açıldıkça kendini keşfeden insanın yabancılaşmaya karşı verilen şahsi bir mücadelede var bu yolculukta. İçinde toplumla yüzleşiyor Can, şarkıları aracılığıyla.

Animus “Release”  (Neptune Records)

İlya Depas, İzmir’de hayatının yazını yaşayan bir müzik âşığı. Çocukluğu babasının Iron Butterfly, Pink Floyd, Yes, The Who plaklarını dinleyerek geçmiş, kulakları iyi müzikle dolmuş. Bu kulak dolgunluğu yetişkinlik günlerinde müzik üretme hayali olarak dönmüş ona. İlya’nın ana çalgısı 10 yaşından beri ilgilendiği gitar; ancak zamanla kayıtlarında çalacak kadar synthesizer, davul ve bas da çalıyor. Kanada’da müzik prodüktörlüğü okumuş, kayıt teknikleri ve mixing öğrenmiş. İlya’nın tek tabanca kapandığı çatı katındaki stüdyosunda, lambalı kompresörler ve mikrofonlarıyla (ve Animus adını verdiği projesi namına) kaydettiği ilk albümünde tam bir yetmişli yıllar iklimi var.
“Release” albümündeki 16 özgün parça, (2016 ile 2018 arasında) birer kerede doğaçlama çalınmış ve kaydedilmiş. Analitik psikolojinin kurucusu İsviçreli Carl Gustav Jung’un arketiplerinden esinlenen ismiyle Animus, bir manada İlya’nın çocukluğundan bugüne kadar uzanan müzikal heyecanlarının bir özeti niteliğinde; deneysel saykodelik, senfonik-progresif rock geleneğinin yeni kuşaklardaki bir yansıması. Sizler! Gong, Ozric Tentacles, The Orb, Eloy, Tangerine Dream, Air seven dostlar; Animus’un ilk albümü “Release”e ilgisiz kalmayın.

Cumhuriyet İMECESİ