Kapat
A+ A-

'Kadınlığım bana engel olmadı’

İş Sanat’ın açılış konserini yönetecek olan Natalie Murray Beale, müzik ve klasik müzik dünyasında kadın şef olmayı anlattı.
Yayınlanma tarihi: 3 Kasım 2018 Cumartesi, 01:41

[Haber görseli]

İş Sanat’ın 8 Kasım’daki açılış konserini Natalie Murray Beale yönetecek. Adı son yıllarda gitgide parlamaya başlayan Beale yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na Parlayan Yıldızlar serisinden tanıdığımız genç sanatçılar Emir Kemancı (viyola) ve Gamze Erengönül (keman) solist olarak eşlik edecekler. Konser öncesi e-posta üzerinden Natalie Murray Beale’e ulaştık ve özel bir söyleşi yaptık.

-Orkestra şeflerinin büyük çoğunluğunun erkek olduğunu gözlemliyoruz. Bunun sebebi ne sizce ve siz orkestra şefi olmaya karar verdiğinizde bu konuda herhangi bir zorluk yaşadınız mı?
Tarihsel olarak, bazı orkestralar sadece şefler açısından değil, müzisyen ağırlıklı olarak da erkeklerden oluşmaktaydı. Kadın ve erkek rollerinin tarih boyunca değiştiğini gördüğümüz gibi, orkestraların da topluma uyum sağlamak için değiştiğini görüyoruz. Avustralya’da doğup büyüyen bir kadın olarak, Avustralyalı kadın şeflerin genç bir kadınken performans sergilediğini gördüm ve aslında Melbourne Senfoni Orkestrası 1930’lu yıllarda ağırlıklı olarak kadındı. Orkestra yönetmek benim için müzisyen olmanın önemli bir uzantısı, bu yüzden cinsiyetim bir engel gibi hissettirmedi.

-Klasik müzikte sizi özellikle etkileyen bir dönem veya besteci(ler) var mı?
Aslında beni etkileyen çok fazla besteci var. Ancak, Mozart’ın müziğine çok fazla zaman harcadım diyebilirim. Stravinsky’nin müziğinin fanatik bir hayranıyım. Her şekilde yazar, kendine özgü bir karakter.

‘Baskı hissederim’

-Yönetmeyi özellikle istemediğiniz ya da size zor gelen eserleri sorsak?
Harrison Birtwistle’nin müziği gibi, aynı anda farklı tempolar veya hızların düzenlenmesi her zaman zorlu bir iş... Ayrıca, Wagner’in operaları gibi çok uzun çalışmalar, zihinsel dayanıklılık gerektiriyor.

-İstanbul’da yöneteceğiniz Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ilk kez sahne alacağınız bir orkestra. Tanımadığınız bir orkestra ile çalışmak sizi tedirgin eder mi ve olası zorlukları aşmak için bir yönteminiz var mıdır?
Özellikle ilk provalarda algılarımın açık olması için üzerimde baskı hissederim. Nefes alıp, müzik sahnesinde yer almanın ne kadar zevkli olduğunu kendime hatırlatırım.
Film ve oyun besteleri...

Filmler ve video oyunları için bestelenen müzikleri de yönettiğinizi biliyoruz. Bu tarz çalışmalar hangi yönüyle sizi çekiyor?
Bu tip çalışmalar çok eğlenceli çünkü yeni bir müzik çalıyorsunuz ve bir ses mühendisi tarafından yönlendiriliyorsunuz. Büyük bir takım çalışması gerektiriyor. Filmleri ve sinemayı seven biri olarak, bu tip işler yeni konserler yapmaya da büyük bir katkı sağlıyor. Yeni işlere başlarken, bir manzara (ülke veya şehir) hayal ediyorum, bu yüzden filmler için müzik yapmak da zor olmuyor benim için.

Parlayan yıldızlar

Emir Kemancı viyola eğitimine 2010’da Göknil Özkök ile Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Devlet Konservatuvarı’nda başladı. Sybille Langmaack, Jano Lisboa, Efdal Altun, Burcu Yazıcı gibi isimlerle çalışan Kemancı, ENKA Oda Orkestrası, Camerata Saygun, Fazıl Say Festival Orkestrası, AIMA Festival Orkestrası, CRR Senfoni gibi orkestralarda çalma fırsatı buldu. Kemancı, eğitimine MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’nda devam ediyor.

Müzik eğitimine Veniamin Warshavsky ile başlayıp, babası Zeynur Erengönül ile sürdüren Gamze Erengönül, Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nı 2012’de birincilikle bitirdi. 2016
yılında İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Ulusal Genç Yetenekler Yarışması’nda İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) eşliğinde solist olma hakkı kazanan sanatçı, halen MSGSÜ’de Sanatta Yeterlik eğitimini sürdürüyor ve araştırma görevlisi olarak görev yapıyor.

Cumhuriyet İMECESİ