Kapat
A+ A-

Vedasında bile gülümsetti

Tedavi gördüğü hastanede vefat eden usta tiyatro sanatçısı Nejat Uygur son yolculuğuna uğurlandı. Uygur’u uğurlama töreninde sanatçının esprili cenaze vasiyeti de sunuldu. Törende gösterilen videoda, Uygur, “Cenazemi mehter marşıyla kaldırın ki yavaş yavaş gideyim” ve “Mezarıma yangın söndürme tüpü koyun, cennete gidecek değilim ya” diyordu.
Yayınlanma tarihi: 20 Kasım 2013 Çarşamba, 10:22

[Haber görseli]Tiyatro ve sinemamızın güldürü ustası Nejat Uygur (86) dün son yolculuğuna uğurlandı. Uygur için, CRR Konser Salonu’nda bir tören düzenlendi. Uygur, tören sonrası Teşvikiye Camii’nde kılınan öğle namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verildi.

Törende, Nejat Uygur’un Türk bayrağına sarılı tabutu, sahnede hazırlanan platforma konuldu. Tabutun önüne de sanatçının fotoğrafı yerleştirildi. Fotoğrafının konulmasının ardından Nejat Uygur’un eşi Nejla Uygur gazetecilere seslenerek “Bakın çocuklar size bakıyor. Birazdan sahneye çıkacak gibi” dedi.

Törende ilk olarak Uygur ailesi adına Behzat Uygur konuştu. Behzat Uygur “Nejat Baba ve ustamız için fazla söze gerek yok... Herkesin sanatçısı olarak hayatını sürdürdü. O hep oyunun sonunda ‘Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden, ortancaların da alnından öpüyorum’ derdi. Onu bu sözlerle uğurluyoruz” dedi.

Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de “Şişli’nin bütün okullarında, sokaklarında binlerce yurttaşla buluştu. 7’den 70’e toplumun gönlünde taht kurdu” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Başbakan Tayyip Erdoğan adına da vekâleten törende bulunduğunu belirterek “Sanat dünyamızdan bir yıldız daha kaydı. İşini, sanatını gönülden, ruhuyla yaptı” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı adını konuşan Abdurrahman Arıcı ise “Anadolumuzun yetiştirdiği büyük sanatçıyı kaybettik. Bakanlık adına üzüntülüyüz” dedi.

Törende, Nejat Uygur’un sanat yaşamını yansıtan kısa bir video sunuldu. Videoda, Nejat Uygur “Herkes gülsün, istediğim bu. Hayat felsefem bu” diyor.

Videoda, Uygur’un espirili vasiyetleri de yer alıyordu:

“Cenazemi mehter marşıyla kaldırın ki yavaş yavaş gideyim”, “Mezarıma yangın söndürme tüpü koyun, cennete gidecek değilim ya...”

Videoda, ayrıca Nejat Uygur’un “Bir sanatçının cenaze töreni” adlı şiirinde de ölüme “Seyircilerime haber vermeden gidişime kızıyorum” şeklinde sesleniyor.

Topbaş ve Sarıgül, Uygur için el ele

FOTOGALERİ İÇİN TIKLAYINIZ

Güldür güldür güldürdü

1927’de Gaziantep’in Kilis ilçesinde doğan Nejat Uygur, İstanbul’da Sarıyer Ortaokulu’nu bitirdikten sonra, o zamanlar bazı bölümlerine ortaokul mezunlarını kabul eden Güzel Sanatlar Akademisi’ne (Mimar Sinan Üniversitesi) girerek Heykel Bölümü’nde okudu.

1942’de Sarıyer Halkevi’nin Tiyatro Bölümü’nde amatör, 1946’da da Avni Dilligil Tiyatrosu’nde profesyonel olarak sahneye çıkan Nejat Uygur, 1949-50 sezonunda kendi adını taşıyan tiyatroyu kurdu ve ondan sonra çalışmalarını hep bu toplulukta sürdürdü.

Çocuksu bir tipleme ve söze dayanan bir oyunculukla, güncel siyasal olaylardan da esinlenerek oluşturduğu hafif komedilerde oynamayı yeğledi. Çoğunu kendi yazdığı ya da uyarladığı ve sahneye koyduğu bulvar komedileriyle ünlendi.

Uygur, sinemada yarattığı “Cafer Bey” tipiyle tanındı, ayrıca çeşitli televizyon programlarına da çıktı. 1999’da Belkıs Dilligil Onur Ödülü’ne değer görüldü.

Sahnelediği başlıca oyunlar arasında “Ar Namus Makinası”, “Padişahım Çok Yaşa”, “Damdaki Zurnacı”, “Ümit mi, Simit mi?”, “İki Efendinin Uşağı”, “Alo… Orası Tımarhane mi?”, “Aman özal Duymasın”, “Demirel’e Söylerim”, “Miğferine Çiçek Eken Asker”, “Hastane mi, Kestane mi?”, “Son Umudum Milli Piyango”, “Zamsalak”, “Kaynanatör”, “Dikkat Meclis’te Sıçan Var”, “Nejat Uygur Dinazor” sayılabilir.

‘Gülmek ruhun şarabıdır’

CELAL ÜSTER

İrlandalı oyun yazarı Sean O’Casey, “Gülmek ruhun şarabıdır” demişti. “Şöyle en hasından bir gülümseyiş, katıla katıla gülmek ya da kahkahayı patlatmak, hayatın yaşanmaya değer olduğunun şen şakrak ilanıdır.”

Nejat Uygur’un ölüm haberini aldığımda, O’Casey’nin bu sözü geçti aklımdan. Nejat Uygur, kaynağını bizim geleneksel tiyatromuzdan, tuluattan aldığı uzun sahne yaşamı boyunca katıla katıla güldürdü insanları.

Belki güldürü tiyatrosunun özünde var olan kökten toplumsal ve siyasal eleştiriye pek yanaşmadı, gündelik politikanın çarpıklıklarına küçük dokunuşlarla yetindi; ama Lord Byron’ın deyişiyle “en ucuz ilaç” olan gülmeyi sundu hep seyircisine. Hiç gülemeden ölüp gidebilecek pek çok insan, hiç değilse onu izlerken bu fırsatı yakaladı.

Gülen ve ağlayan

GÜLŞEN KARAKADIOĞLU (Tiyatro eleştirmeni)

Nejat Bey’le yıllar önce tanıştım. Koridorumda hala duran “Karakadıoğlu’na sevgilerle...” diye imzaladığı bir çizimi var. İki baş parmağını yan yana getirmiş ve tırnakların birine gülen, birine ağlayan insan figürü çizmiş. Kültür Bakanlığı’nda çalışırken beni ziyarete geldiğinde imzalayıp vermişti. Çok değerli bir insandı. Kendine özgü bir tiyatro anlayışı vardı. Bir anlamda Ankara’nın çok iyi tanımadığı halk tiyatrosu diyebileceğimiz bir üslubu vardı. Ama Ankara’ya geldiğinde gerçekten yer bulmak mümkün olmazdı. Tamamen dolu oynardı.

Bir devir kapandı

MÜJDAT GEZEN (Tiyatro oyuncusu ve yönetmeni)

Halk Tiyatrosu’nun, Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun büyük temsilcisiydi. Onun aramızdan ayrılmasıyla birlikte bir devir kapandı. Yeri doldurulamayacak. 2 torunu da öğrencimdi. Benim ustam olmaktan daha çok bir aile dostumdu. Türk Tiyatrosu’nun başı sağolsun.

Sahici tiyatrocu

SEÇKİN SELVİ (Tiyatro eleştirmeni)

Sahici tiyatrocu, sahici insan, sahici dosttu. Yaklaşık 40 yıllık dostumdu. Çok üzgünüm. O tür tiyatronun ustaları birer ikişer gidiyor. Ne yazık ki Türk Tiyatrosu’nda büyük bir gedik açılıyor.

Alkışı bol olsun

ÜSTÜN AKMEN (Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı)

Nejat Uygur’un bu dünyadan çekip gitmesinin her şeyden önce Türk mizahının büyük kaybı olarak değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım. Sanatının kişisel, kazançsız, özgür olduğu; kendi kendinin farkına varmadığı, kendi kendine güldüğü, kendi kendini alaya aldığı evreyi elden bırakmayan ender rastlanılan sanatçılarımızdan biriydi. Ve bunun hep böylece sürüp gitmesini istedi. İstediği, kaskatı bir yüzle, kendine sunulan ünleri payeleri alarak kendine hainlik etmek değil, kendi kendine gülüp durmaktı. Yaşamının, iradesi dışında kendisini ağırbaşlı bir duruma getirilebilecek olmasından, olasılığından korkar gibi yaşadı. Işıklar içinde uyusun, alkışı bol olsun.

Hayatımıza renk kattı

ÖMER ÇELİK (Kültür ve Turizm Bakanı)

Tiyatromuzun unutulmaz isimlerinden, sıcak tebessümüyle gönüllerimize taht kuran, usta oyuncu Nejat Uygur’un vefatından derin bir üzüntü duydum. Kendisine has üslubu ile üzüntüyü tebessüme çevirebilen kıymetli sanatçı, nadir yetişen bir halk adamıydı. Yarım asrı aşan sanat yaşamında ülkemizin siyasi ve sosyal değişimlerine tanıklık eden ve ince mizahıyla hayatımıza renk katan Nejat Uygur sevenleri tarafından özlemle hatırlanacaktır.

Cumhuriyet İMECESİ