Hollanda’da Türkiye’den sesler

Hollanda’nın Utrecht kentinde düzenlenen Le Guess Who? festivali yalnızca mükemmel müzik seçkisi ile değil, kültür, sanat ve politika ile ilgili tartışmalara yer veren programıyla da öne çıkıyor.

12 Kasım 2018 Pazartesi, 23:05

UTRECHT- “İyi bir müzik ve kültür festivali nasıl olmalı” sorusuna verdiğim yanıt, son üç yıldır aynı. Hollanda’nın Utrecht kentinde düzenlenen Le Guess Who?’yu (LGW) izleyin, yanıtı alın diyorum. Bunu sözle ifade etmek gerekirse, festival, yalnızca mükemmel müzik seçkisi ile değil, kültür, sanat ve politika ile ilgili tartışmalara yer veren programıyla da öne çıkıyor.

Kent içinde birçok farklı salona yayılan dört günlük etkinliğin en önemli artısı, TivoliVredenburg adı verilen çok amaçlı bir yapıyı ana mekân olarak kullanması. Her müzik türüne uygun olacak şekilde farklı büyüklüklerde ve iyi ses sistemli salonlara sahip kültür merkezi, büyük kolaylık sağlıyor. İnsan, kent merkezinde böyle işlevsel bir binanın varlığının nasıl büyük bir nimet olduğunu bir kez daha yaşayarak anlıyor... İstanbul gibi dev bir metropolde dokuz yıl boş tutulup çürümeye terk edilen ve sonunda yıkılan Atatürk Kültür Merkezi aklına gelince de üzülmeden edemiyor...

Küratörlük kavramına verilen önem

Geçen yıl 10. yılını kutlayan LGW, yıllar geçtikçe ufuk açıcı içeriği nedeniyle belli bir saygınlığa erişti. Bu nedenle hem kamu kurumlarından, hem özel sektörden hem de medyadan önemli bir destek görüyor. Festival programı, uluslararası müzik sahnesinde sürekli turneye çıkan büyük isimlere dayanmıyor. Birçok festivalin itici gücü dünyaca ünlü gruplarken, LGW’nun çekici yanı geniş bir çeşitlilik içeren müzik seçkisi. Elbette herkesin tanıdığı önde gelen isimler de var ama LGW’ya gittiğinizde daha önce hiç duymadığınız heyecan verici keşifler yapıyorsunuz.


Festival organizatörleri bu kaliteyi tutturmak için, küratörlük kavramına ayrı bir önem veriyor; onların belirlediği program ticari kaygının yaratabileceği olumsuz etkileri ortadan kaldırıyor. Bu yılki etkinliğin küratörleri, Venezüellalı şarkı yazarı, şarkıcı ve görsel sanatçı Devendra Banhart, yönetmen ve aktivist Asia Argento, Barbados asıllı İngiliz caz müzisyeni Shabaka Hutchings ve Amerika’dan deneysel müzik projesi Moor Mother’dı.

Festival içinde festival: Lombok

LGW kapsamındaki mini festivallerden biri, Utrecht’te göçmenlerin yaşadığı semt Lombok’ta yapılıyor. Kentteki azınlıkların kültürlerini de programa dahil eden festival, kültürel buluşmaya aracılık ediyor. Afrikalı ve Ortadoğulu müzisyenlerin işbirliği yaptığı performanslar, bir gün boyunca göçmen mahallelerinde yaşayanlar ile işbirliği yapılarak gerçekleştiriliyor. Semtin ana meydanında açık pazar kurulup yerel tatlar sergileniyor. Utrecht’te yaşayan müzisyen Yank da bu yıl Suriyeli ut sanatçısı Jaber ile Lombok’ta çaldı. Yürürken davul zurna ikilisini duyabileceğiniz, sokak pazarında gözleme bulabileceğiniz, Ulu Cami’nin içinde Türk kahvesi içerken tanıdık ezgileri dinleyebileceğiniz; belki bizim için olağan ama Avrupalılar için ilginç bir deneyimdi.

Festivalde Bir İlk: Bant Mag. Sahnesi

Bu yılki etkinliğin bir özelliği de, Türkiye’nin önde gelen müzik dergisi Bant Mag.’in sunduğu bir sahnenin de festivalde yer almasıydı. 10 Kasım Cumartesi günü TivoliVredenburg’daki Pandora sahnesinin programını Bant Mag. üstlenmişti. Bant Mag., bu sahnede Kelsey Lu, Alabaster DePlume, Islam Chipsy & Eek, Gaika ve Kikagaku Moyo gibi yetenekleri ağırladı. Konserler arasında ve sonrasında ise müzikleri Bant Mag. Müzik Editörü Cem Kayıran yaptı.

Klarnet ustası Sepetçi’ye yoğun ilgi

LGW, her yıl farklı kültürlerin sesini yansıtmayı ilke edinmiş durumda. Geçmiş yıllarda Selda Bağcan, Ekin Fil, Derya Yıldırım & Grup Şimşek ve Altın Gün, bu festivalde sahneye çıktı. Bu yıl Türkiye’nin sesini duyuranlar arasında, Dolapdere Orkestrası’ndan klarnet virtüözü Cüneyt Sepetçi de vardı. Klavye eşliğinde çaldığı enstrümanıyla Roman oyun havalarını Utrecht’e taşıyan Sepetçi’ye yoğun ilgi vardı. Ustalığını sergilediği performans boyunca tamamen dolan salonu adeta bir dans pistine döndürdü.