‘Çocukların ölümü bile kutuplaştı’

Uzun yıllar sonra ‘Dünya’ albümüyle sessizliğini bozan Aslı Gökyokuş, ‘Hiçbir şeye değmeden şarkı üretemem’ diyor.

ORHUN ATMI?
14 Aralık 2018 Cuma, 22:54

Foto: Kurtuluş Arı

Türk rock müziğinin en güçlü kadın vokallerinden Aslı Gökyokuş, uzun süren sessizliğini “Dünya” albümü ile bozdu. En son 2007’de çıkan “Söylediğim Şarkılarda Saklı” albümünden sonra tekliler haricinde ilk defa tam bir albüm yaptığını söyleyen sanatçı, “Dünya”yı senelerdir büyük bir sabırsızlıkla, kendisinden yeni şarkılar bekleyen dinleyicilerine hediye ettiğini dile getiriyor. Gökyokuş, yeni albümünü, “Ülkenin ve dünyanın içinden geçtiği zor zamanlarda her şeyden önce bir insan, kadın ve anne olarak hissettiklerinin bir yansıması” olarak yorumluyor. Arpej Yapım etiketiyle, Alen Konakoğlu ve Aslı Gökyokuş prodüktörlüğünde hazırlanan albümde 11’i yeni olmak üzere toplam 16 şarkı bulunuyor. Ayrıca, Gökyokuş’un müzisyen dostları Ferman Akgül ve Nev ile birlikte seslendirdiği “Mış Gibi”, modern bir türkü olarak düzenlenen “Kara Orman” ve kızına hediye ettiği “Yaz” gibi sürprizleri de var. Başarılı sanatçıyla yeni albümünü konuştuk.

‘Çocuklar için söyledim’

Baskı ve sansür altında yaşayan bir toplumda, apolitizm pompalanıyorken albümünüze Berkin Elvan’la ilgili bir şarkı koymak bazı mecralarda “görülememenize” yol açabilir. Bu bir ticari kaygı oluşturmadı mı?
Aslında “Anneler Affetmez Sizi” şarkısı direkt Berkin Elvan ile ilgili değil. Evet, “Siz hiç henüz 14 yaşındayken öldünüz mü?” sözünde Berkin var ama Karadeniz’de ölen Eren de var, Filistin’de ya da Suriye’de ölen bir çocuk da var. İdeolojilerden, topraklardan bağımsız. Artık çocukların ölümlerini bile kutuplaştırdık. Onların kısacık ömürlerinin bitişini bile kullanır olduk. İnsanlık adına çok acı.
Dünyanın neresinde, her ne sebepten olursa olsun, bir çocuğun ölmesi çok ağır bir durumdur. Buna üzülmeyen de, özür diliyorum ama, insanlığını sorgulamalıdır. Ne olursa olsun diyorum, ne yaparken başına ne gelmiş olursa olsun, bir çocuğun ölmesi çok ağırdır ve bunu bir anneye anlatamazsınız. Kızım yeni yeni ölüm kavramını sorguluyor. Geçen akşam yatmadan önce bana “Anne bir çocuk hiç 14 yaşındayken ölür mü” dedi. Öyle kaldım karşısında, cevaplamam oldukça zor oldu.

Kimse susmayı seçmemeli

O zaman şarkıyı albüme koyarken hiç soru işaretleriniz olmadı...
Bir gün bile düşünmedim. Konu ne olursa olsun mesaj verme kaygısı olmadan içten dökülen her cümle önemlidir. Ben düşüncelerini net bir şekilde söylemekten yana olan bir insanım. Kendimi filtrelemekten hoşlanmıyorum. Hele ki üretirken belli kaygılar ile durursanız aslında sanatın varoluş sebebiyle de çelişirsiniz. Kimse sessiz kalmayı, haykıracağı bir şey varken susmayı seçmemeli. Aslında “Üç Cemre” şarkısının nakaratındaki gibi yaraları sarıp, yalanlardan kaçıp, doğrusu bu deyip susmayı tercih ediyoruz. İnsanlar doğru bildiğini saklamamalı. Doğruları dile getirerek, eğriyi doğruya çevirmek mümkün. Hepimizin de görevi bence bu. Kırılganlıklar, kızgınlıklar olabilir. Birbirimizi sevmek zorunda değiliz, ama her düşünceye saygı duymayı öğrenmemiz, birbirimizi anlamak için çaba göstermemiz gerekiyor. Ülke olarak ihtiyacımız olan şey ötekileştirmeden empati kurmaya çalışmak. Fikirlerine hiçbir şekilde katılmadığımız insanların yaşadığı haksızlıklarda onları “ama”sız savunabilmek bizi kimseyle aynı safta yapmaz. Olsa olsa daha iyi, daha adil bir insan yapar.

Bakış açımı yansıtıyor

“Kanatlarımla Dünyayı Sarsam” şarkınızda da bundan bahsediyorsunuz aslında. (Bastığım toprağa yabancı değilim / Herkesi ayırmadan sevebilirim / İnsanların yasaklarına inat / Örülen duvarları yıkabilirim)
Evet, öyle. Aslında tamamen benim hayata bakış açımı yansıtıyor. Hem yaş gereği, hem yaşadığımız yıllar gereği başka şeylerden bahsetmek, yaşadığımız bu duyguları yok sayarak hiçbir şeye değmemeye çalışarak şarkı üretmeye çalışmak kendime çok anlatabileceğim bir şey olamazdı.

Kızım için yazdım

“Yaz” şarkısı, çocuğunuza yazdığınız bir şarkı, nasıl çıktı ortaya?
Şarkıyı aslında gelecekteki, yetişkin Yaz için yazdım. Hayat zor, her zaman mutlu olamıyoruz. Yıllar hiçbirimiz için sorunsuz geçmiyor, bir sürü şeyle karşılaşıyoruz, öğreniyoruz. Ağlıyoruz, gülüyoruz. Bir anne olarak onu ne kadar korumak istesem de bütün bunları o da yaşayacak. Bir gün olur da çok bunalırsa, benim her zaman yanında olduğumu, omzunu başıma koyabileceğini, ömrümden yol bulabileceğini hep hatırlamasını istiyorum, onun için yazdım şarkıyı.

Nakaratı da masal gibi, örneğin hiç bu şarkıyı söyleyerek uyuttunuz mu onu?
“Yaz”ı söylerken hiç uyutmadım ama, şarkının onda şimdiden özel bir yeri var. Hatta kimse o şarkıyı dinlemesin istiyor. Şarkıda her kendi sesini duyduğunda utanıyor, suratı değişiyor. Eğer etrafta biri varsa bazen şarkıyı kapattırıyor.

‘Kadınlar birbirine destek olmalı’

 

Kadın hareketi hakkında neler söylemek istersiniz?
Son senelerde kadına karşı şiddetin çok arttığını görmek beni üzüyor. Bunun toplumun belli bir kesiminde kabul görüyor olması aslında en büyük problemimiz. Erkeklerin desteği çok çok önemli ama böyle bir konuda en büyük desteğin kadınlara yine kadınlardan gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Burada bile ayrışıyoruz. Konuya kıyafet seçimlerinden, hayat tarzından bağımsız bakamıyorsak ciddi bir sorunumuz var demektir. Ama şortlu idi, ama başı kapalı idi, ama başı açık idi gibi “ama” ile başlayan her cümleyi çok tehlikeli buluyorum. Kadınların dünya görüşünden bağımsız olarak, yaşadığı şiddete ya da mağduriyete karşı verdiğimiz tepkilerin şiddetinin aynı olması şart. Burada da en büyük görev siyasilere düşüyor. Siyasiler, bu konuda tavırlarını çok net ortaya koymalı ve mağdurdan yana olup, yaptırımları artırmalılar. Aynı zamanda sivil toplum örgütlerinin varlığı çok önemli. Yakın zamanda Sıla’nın başına geldiği için çok konu oldu. Sıla’nın bu kadar hassas bir konumdayken dürüstçe ortaya çıkması, başka kadınlara destek olması açısından da çok önemliydi. 
Toplumun kayda değer bir kısmı da bu konuda net bir tepki ortaya koydu. Ancak illa ünlü bir kadının başına geldiğinde değil, çoluk çocuğuyla ortada kalmış, maddi açıdan kendi ayaklarının üzerinde duramadığı için gidecek bir yeri de olmayan, baba evinin kapısı da yüzüne kapatılmış, şiddet görmenin ötesine geçmiş, hayatından endişe duyan kadınlara da destek olmak önemli. Devletin onların yanında olduğunu bilmeliler. Umarım bu konudaki duyarlılık toplumun her kesiminde daha da artar.