Kapat
A+ A-

'Gerçek kurmacadan üstün'

Behzat Ç dizisinin ve “Ankara Yanıyor” filminin senaryosunu yazar Erdem, senaryoyu bitirdiğinde “bu ülkede bu tür olaylar olmaz, fazla abarttım” diye düşünmüş. Ancak Gezi Direnişi sırasında “gerçeğin kurmacadan üstün olduğunu fark” etmiş. Erdem, “Günler geçtikçe ortaya çıkan paralellikler sadece beni değil, tüm ekibi şaşkına çevirdi” diyor.
Yayınlanma tarihi: 21 Kasım 2013 Perşembe, 11:47

[Haber görseli]

Emrah Serbes’in yirmi beş yaşındayken yazdığı Ankara polisiyesi “Behzat Ç.: Her Temas İz Bırakır”, 2010’da televizyona uyarlandı. Serbes, serinin kalemini, kadim dostu Ercan Mehmet Erdem’e teslim etti. Kafa kafaya verip birlikte yazdıkları bölümler de oldu. Kısa zamanda fenomene dönüşen Behzat Ç, üç sezon memleket gündeminin peşini bırakmadı. Ne demek istiyorsa evirip çevirmeden söyledi. Bu toprakların son on yıldır görüp görebileceği en isyankâr televizyon serisiydi.

Behzat Ç.’ye 18 Mayıs akşamında ağır duygularla veda edildi. Bu ayrılık, Behzat Ç.’nin yine Serdar Akar’ın yönettiği ikinci sinema filmi için büyük bir beklentiyi de beraberinde getirdi. Bir nevi Gezi Direnişi kehâneti olan “Ankara Yanıyor” hepimizi hislendirdi. Ancak filmin senaryosu, ticari kaygılarla kısaltılınca, insan öyküleri bize etraflıca geçemedi. Umarız, DVD vakti gelip çatınca uzun versiyon izleyebiliriz. Şimdi, filmin yazarı Ercan Mehmet Erdem’le sohbetteyiz.

Kafanızda bir ağaç resmi canlandı ve her şey öyle mi başladı yoksa önce isyan eden halkın sokağa dökülmesi mi vardı? İlk fikir neydi?

Filmin senaryosunu yazmadan önce kafamda “Potemkin Zırhlısı” adlı filmde yer alan, kurtlu et sahnesi vardı. Birkaç adamın başlattığı yemek protestosunun kitlesel bir eyleme dönüşmesi başka bir formda kafamda oluşmaya başlamıştı.

Senaryoyu bitirdikten sonra, Taksim’e çıkıp Gezi Direnişi ile yüz yüze geldiğiniz ve gazları soluduğunuz ilk an ne hissettiniz?

Benim için garip bir durumdu. Çünkü senaryoyu bitirdiğimde “Bu ülkede bu tür olaylar olmaz, fazla abarttım” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Elbette mücadele farklı boyutlarda her yerde her zaman yaşanıyor. Ancak örgütsüz ve farklı kesimlerden oluşan bir kitle bu denli sokağa dökülmemişti. Gezi Direnişi sırasında gerçeğin kurmacadan, yeri geldiğinde, üstün olduğunu fark ettim. Günler geçtikçe ortaya çıkan paralellikler sadece beni değil, tüm ekibi şaşkına çevirdi.

Direnişin öncesinde çekim izinleri alınan TOMA gibi araçlarla ilgili, direnişe denk gelen çekimler sırasında sorun yaşadınız mı?

Filmde kullanılacak TOMA’lar önceden ayarlanmıştı ancak direnişle birlikte TOMA’ları alamadık. Filmde TOMA sahnelerinin olmasını mı istemediler yoksa direnişi bastıramadıklarından ihtiyaç mı hasıl oldu emin değilim. Bir de sanat grubumuz çekimlere başlamadan önce Ankara’yı dolaşıp gaz maskesi aradılar bir süre. Olaylar başlayınca piyasada ne kadar maske varsa tükendiğini öğrendik.

Senaryo, uzunluğundan dolayı kurgu mağduru olmuş. Çıkarılan sahnelerin hangisinden vazgeçmek en zoruydu?

Senaryonun birinci versiyonu yüz elli sayfaydı. Çok uzun bulundu doğal olarak. Çünkü tutturmamız gereken bir süre vardı. Bu sebeple çekim başlamadan önce çıkardığım yerler oldu. Ancak kaba montaj bittiğinde de hâlâ birçok sahnenin çıkarılması gerekiyordu. Yaklaşık kırk dakika da montajda atılmak zorunda kaldı. Behzat Ç. ve ekibinin yaklaşık beş sayfa boyunca Akbaba’nın evinde muhabbet ettiği bir sahne vardı. Onun olmasını isterdim. Tabii Serdar Akar bunu mükemmel bağladığı için kimse o sahnenin yokluğunu hissetmiyor. DVD’de göreceğimizi tahmin ediyorum.

Cumhuriyet İMECESİ