Cennet Bahçesi’nde bir yaz akşamı

Burgazada’nın 18 plaka numaralı faytonu, bizi dar yokuşu tırmandırıp Cennet Bahçesi’nin kapısına bıraktığında, günün programında yer alan beş topluluktan ikincisi kendisine ayrılan bir saati tamamlamak üzereydi.
Yayınlanma tarihi: 18 Haziran 2019 Salı, 02:19

[Haber görseli]

Eski adı Rumca “Paradisos” olan Cennet Bahçesi... 2012 yılında devralmış burayı yeni sahibi Hikmet Bey. 2013 yılından bu yana da Taner Abi’nin mihmandarlığında bağımsız toplulukları ağırlayan etkinlikler yapıyorlar.

To My Lonely Sik Kid ile The Mobbers sahneden inince, saat sekize yaklaşırken Taner Öngür ve 43&75 adlı topluluğu soundcheck’e başlıyordu.
Ekip plaktaki gibiydi, gitarda Haluk Önol, basta Arif Ortakmaç vardı ancak davula Orçun Baştürk’ün yerine Moğollar’dan Kemal Küçükbakkal oturmuştu. Yakında çıkması beklenen “Asri Sada” albümünden parçalar çalacaklardı.

Taner Abi’nin elinde bir yoğurtçu zili, bir yandan Direklerarası cazgırı tiradı atıyor, öte yandan eski İstanbul hikâyeleri anlatıyor; iki karış yüksek ahşap sahnenin üzerinde. “Cihangir Vampiri” şarkısını söylüyor, Reşat Ekrem Koçu’dan bir metin okuyor. Programlarının ikinci yarısında ise Serap Yağız konuk oluyor ekibe.

Açılış Partisi adıyla düzenlenen ücretsiz etkinlik vesilesiyle ilk kez bu kadar büyük bir kalabalığa ev sahipliği yapıyor burası. Bar tek sifon çalışıyor, o yüzden bira kuyruğu kapının dışına çıkmış. Hakeza yiyecek kuyruğu da öyle. Koca alanın üç tarafının evlerle çevrili olması, sesin ancak belli bir yüksekliğe kadar çıkabilmesine elveriyor. Bazı kısımlarda solistlerin sesleri duyulmuyor, baslar ise bir uğultu halinde.

Sahneye pürdikkat kesilenler olduğu üzere, birbirleriyle hararetli bir goygoya girişenler de az değil. Boş buldukları mindere çökenler, arkadaşının omzunda uyuya kalanlar, sahne dibinde dans eden okul öncesi çocuklar, instagrama 333 dudaklı resim koyma kaygısıyla yanıp tutuşanlar... Kalabalığın bir kesimi de ada halkından; çekirdek çitleyen ablalar, rakı içen atletli göbekli abiler... Onlar burayı biraz da konserden azade, mesire yeri olarak kullanıyor.
Bizi vapurdan inerken karşılayıp el ilanı dağıtan “Her Şey Çok Güzel Olacak” tişörtlü ekip, yanı sıra belediye başkanı Erdem Gül de izleyiciler arasına karışmışlar mütevazı bir biçimde. Eski BarışaRock ruhu inceden canlanmış.

Orijinali iki kişiden oluşan ama sahneye beş kişi çıkan enstrümantal indie topluluğu Flower Room rötar yapmış, Farketmez Band esnasında da etraf seyrelmeye başlamıştı. Gece 12’de kalkan son vapura kalmak istemeyenler tası tarağı toplamıştı, ancak garip biçimde izleyenler azaldıkça bira kuyruğu kısalmıyordu. Ama olsun varsın, yine de herkes mutluydu, zira cennetin bahçesindeydi...
[email protected]

A+ A-