SabitFikir'in ilk kadrosundaki yazarlar, yazılarının dergiden kaldırılmasını istedi

Edebiyat dergisi SabitFikir, derginin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Akar'ın sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar nedeniyle gündemde. Derginin ilk kadro yazarları, Akar'ın, Çarşamba günü hayatını kaybeden şair küçük İskender'le ilgili açıklamalarına tepki göstererek, dergideki yazılarının kaldırılmasını istedi.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 6 Temmuz 2019 Cumartesi, 02:49

[Haber görseli]

Turkuvaz Dergi Grubu'na ait SabitFikir dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Akar, küçük İskender'in ölümünün ardından Twitter hesabında yazdıkları sebebiyle, derginin ilk kadro yazarlarından ve okuyuculardan tepki alıyor. küçük İskender'in ölüm haberine dair taziye mesajı yayımlamayan, "Rahmetlinin şiirini beğenmek gibi bir zorunluluğum mu var?" diyen Akar, bir süre sonra paylaşımlarını kaldırdı. SabitFikir geçen hafta da A7 Kitap'ın çeviri kitaplar seçkisinin 10 kitaplık ilanından "Tarih Boyunca En Etkin 100 Eşcinsel" kitabının çıkarılmasını da istemiş; Mustafa Akar ise sosyal medya hesabından, Onur Haftası'yla ilgili paylaşım yapan belediyeleri kastederek "Aileyi ve ahlakı direkt hedef alan şu paylaşımları göstere göstere yapıyorlar" paylaşımında bulunmuştu. SabitFikir'in kurucu kadrosunda yer alan ve yazarlarından olan küçük İskender'le ilgili paylaşımlara, derginin ilk kadro yazarlarından Irmak Zileli, Sibel Oral, Altay Öktem, Hikmet Hükümenoğlu, Mahir Ünsal Eriş, Oylum Yılmaz, Murat Gülsoy, Hakan Bıçakçı ve derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Elif Bereketli twitter hesaplarından yaptıkları açıklamalarla tepki gösterdiler. Yazarlar, şu an yazmadıkları fakat yazılarının ve yazar profillerinin hâlâ bulunduğu dergi arşivinden çekilmek istediklerini söylediler.
Yazılarının kaldırılmasını isteyen yazarlardan Irmak Zileli, Oylum Yılmaz, Sibel Oral, Altay Öktem ve derginin eski Genel Yayın Yönetmeni Elif Bereketli, Mustafa Akar'ın sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamaları gazetemize değerlendirdi
Irmak Zileli: 'Sadece küçük İskender’e değil, Türkiye'nin edebiyat birikimine de saygısızlık'
"Bireysel olarak kimsenin bir yazarı/şairi beğenme zorunluluğu yoktur elbette. Ancak bir edebiyat dergisinin yayın yönetmeni güncel edebiyat haberciliği yapma iddiasındaki internet sitesinde küçük İskender’in ölümüyle ilgili tek satırın yer almamasına kendi beğenisini gerekçe gösteriyorsa, okur ve yazarların tepkisine de hazırlıklı olmalıdır. Mustafa Akar’ın küçük İskender’in anısına gösterdiği saygısızlık sadece küçük İskender’e değil, Türkiye’nin edebiyat birikimine de gösterilmiştir.
SabitFikir’in bir yayınevinin ilanına bile sansür uygulayacak kadar ileri gitmesi derginin kültür hizmeti verme sorumluluğunu unuttuğunu, ahlak zapıtalığına soyunduğunu da düşündürüyor. İktidar söylemini kendine rehber edinen, ayrımcı ve cinsiyetçi bir çizgide yayın yapan bir dergiye dönüştüklerini açık ediyorlar. Ancak gereken yanıtı da almışlardır. Homofobik, cinsiyetçi, ayrımcı yaklaşımlar gerek benim gerekse pek çok meslektaşım açısından kabul edilemez. Sabit Fikir bu tutumuyla hem edebiyat okurunu hem de bir kısım yazarını kaybetmiş oldu. Dolayısıyla okur ve yazarlar nezdinde Sabit Fikir, bir edebiyat dergisi olmaktan çıkmıştır.
Ülkede kültürün, sanatın, edebiyatın nefes alabildiği alanlar her geçen gün azalmakta. Ana akımda kültür sanat haberciliğinin düştüğü düzey ortada. İnternet medyası nispeten daha özgür kalmış bir mecra. Fakat siyasi iktidar ne yazık ki buralara da elini kolunu sokmaya çalışıyor. Yazarların özgürce yazıp çizecekleri alanlar daralıyor. SabitFikir’in tutumunu 'Bunlar münferit olaylar canım' diyerek geçiştiremeyiz. Ayrıca SabitFikir’in ilk gününden başlayarak yazarları arasında yer alan küçük İskender’in anısına yapılan saygısızlık, derginin bugünkü yöneticilerinin kendi dergilerinin tarihine sahip çıkmadıklarını gösteren büyük bir vefasızlık örneğidir. O geçmişte pek çok yazar gibi benim de emeğim var ve bugün SabitFikir’in adı biliniyorsa bu emekler sayesindedir. İmzamı ve yazılarımı çekme tavrım, edebiyat yayıncılığının özgürlükçü, çok sesli, tüm renkleri kucaklayan bir yapıya sahip çıkması gereğine inanıyor olmamdan kaynaklanıyor. Bu ilkeye yönelik her türlü darbeye bir itiraz olarak yazılarımı çektim. Ayrıca SabitFikir’in geldiği bu noktada küçük İskender’le simgeleşen ve çok değerli edebiyatçıların emekleriyle oluşmuş o birikime yaslanmayı hak
etmediğine inanıyorum."
Sibel Oral: 'Kültür işi yapıyorsanız, düşünce işi yapıyorsanız sorumlusunuz'
"Şiirini beğenmek zorunda değil hiç kimse, buradaki mesele küçük İskender'in edebi değerine saygısızlık yapılmasıdır. Bizim derdimiz de budur. SabitFikir düzenli takip ettiğim bir dergi değil, web sitesine arada bakıyorum, yeni yönetimin de yolu açık olsun ama şunu söylemek istiyorum: kültür işi yapıyorsanız, düşünce işi yapıyorsanız sorumlusunuz. O alandaki herkese; okura, yazara, redaktöre, eleştirmene, editöre karşı sorumlusunuz. Yayıncı olarak da hem sizden sonra gelecek kuşaklara hem de okurlara sorumlusunuz. Edebiyat dergisi, edebiyat dünyasına karşı sorumludur. Bu ülkede herkesi birbirinden ayırdılar, bir diğer kişiyi ötekileştirdiler, yalnızlaştırdılar bu yıllardır böyle ama edebiyata yapamazlar. Yapılırsa edebiyatın sesi daha da yükselecektir. Bugün sizin bu haberi yapıp bizlere soru sormanız da bu sesin daha da yükselebileceğinin kanıtı. Kendinden olmayanı kabul etmeyen, ayrımcı, homofobik, ifade özgürlüğünü, haber yapma, yayınlama özgürlüğünü sadece kendi işine geldiğinde el üstünde tutan sansürcü bir zihniyete bağlı kalmak zorunda kalan bir yayın. Zaten kendini tamamıyla yenilemesi gerekir. Hatta bence yeni tasarım ve tabii ki yeni yazarlar. Yolları açık olsun."
Oylum Yılmaz: 'Üzerinde yükseldikleri yazarları taşıyamayacaklarsa, yazın birikimimizi silsinler'
"Şiirini beğenmek gibi bir zorunluluğu yoktur elbette. Ben kendisiyle karşılıklı yazışmalarımda da ifade ettim, bizi bir okur, bir edebiyatçı olarak ilgilendiren şey Mustafa Akar’ın kişisel beğenileri değil bir edebiyat dergisinin/sitesinin yayın yönetmeni olarak kurumsal kişiliği, bu kişilik doğrultusunda aldığı tavırdır. Bugün, kaybettiğimiz şairin de verdiği destekle bir yere gelmiş, isim yapmış bir edebiyat dergisinin yayın yönetmeni olarak kendilerine diyorum ki, diyoruz ki, üzerinde yükseldikleri yazarları taşıyamayacaklarsa, bizim edebi ve kültürel emeklerimizi beğenmiyorlarsa ya bu dergiyi bıraksınlar ya da bizim oradaki yazın birikimimizi silsinler. Kendileri üretsinler.
Homofobik, ayrımcı, gündelik politikaların saiklerine göre hareket eden bir yayın organından edebiyat çıkmaz artık, onu da biliyoruz. Sansür edebiyatın içinde durur mu hiç! Bir derginin yayın anlayışı değişebilir, faklı bir siyasi tavır geliştirilebilir elbette, ama ayrımcılık, ötekileştirme LGBTI düşmanlığı sanatın hiçbir dalının can bulamadığı topraklara işaret eder. SabitFikir ölmüştür.
2008’in Ağustos ayında internet üzerinden yayın yapmaya başladı SabitFikir, ilk günden itibaren oradaydım ben de. Tam altı yıl bağımsız bir edebiyat ortamı olarak içerik üretti, Elif Bereketli yönetiminde en parlak, en verimli günlerini yaşadı, bugün Türkiye’nin edebiyat ortamını yaratanlar tarafından sahiplenildi. Altı yılın ardından önce Doğan Holding’e, sonra da şimdiki şirketine satılarak bağımsızlığını yitirdi ne yazık ki. Beş yüzden fazla eleştiri yazım bugün hala sitelerindedir. Ancak yine Mustafa Bey’e de ilettiğim gibi eşcinsel düşmanı, ayrımcı, kendi yazarını taşıyabilmekten, sahiplenebilmekten uzak, kısacası kendi varoluş sebebine düşman bir kibirle yaklaşan bu ortam içinde ismimin daha fazla durmasını kendi adıma reddediyorum. Çok ama çok üzülerek yazılarımı geri çekiyorum. Çok üzgünüm ve çok öfkeliyim."
Altay Öktem: 'Burada bir ikiyüzlülük var'
"Sabitfikir 2009 yılında internet üzerinden yayın yapan bir site olarak kurulmuş, yanılmıyorsam 2011’den itibaren basılı olarak da yayınlanmaya başlanmıştı. küçük İskender, ben ve daha birçok yazar derginin ilk kadrosunda yer alıyorduk. 2009-2010 yıllarında yazılarım yayınlandı sabitfikir’de. Dergi, bir süre önce Turkuaz Medya grubuna geçti. Sanırım o dönemde derginin başına getirilen biri Mustafa Akar. Tanımam. Bildiğim biri değil. Orası bir yayın kuruluşu, patronu kimi uygun görürse başına onu geçirir. Ayrıca, bu
kişi, küçük İskender’in şiirini beğenmek zorunda da değil elbette. Buraya kadar bir sorun yok. Önemli olan, kullandığı dilin, Türkiye’de uzun zamandır yaratılmaya çalışılan kültürel erozyonun bir göstergesi olması. Dergiciliğin, yayıncılığın, yazarlığın ne kadar avamlaştırılmaya çalıştırıldığının göstergesi. Bu kişinin sosyal medyada yazdıklarını da okuyunca, yıllardır savunmaya çalıştığımız edebiyat etiğinin nasıl yerle bir edilmeye çalışıldığını gördüm.
Her alanda yozluğun saldırısı altındayız. Uzun zamandır aklın geri plana itilmeye çalışıldığı, bilimin, sanatın, kültürün tırpanlanmaya çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Bu konuda yapılacak şey belli. Ayrıştırıcı, ötekileştirici dil kullanan, homofobik olan ya da bütünleştirici, birleştirici gibi görünerek faşizan, ırkçı, siyasal İslamcı kişilere ve oluşumlara kucak açan platformlardan uzak durmak gerekiyor. Durduğunuz yere, adınızın geçtiği yayın kuruluşuna dikkat edin. Ben yıllardır yazımın, şiirimin yayınlandığı her dergiyi, gazeteyi, sanal platformu özenle seçiyorum. Bunu yaparsak, onların bu boş çabaları zaten kendiliğinden silinip gidecek.
Ben o derginin yazarları arasında değilim. Bu yüzden, bu bir çekilme isteği değil. SabitFikir’de yazdığım son yazı 2010 tarihli. Dergi Turkuvaz Medya’nın eline geçtiğinden beri takip de etmiyorum. Ama her nedense, ben de dahil, k. İskender de dahil, derginin ilk kadrosunda yer alan yazarların adları hâlâ sitenin 'Yazarlar' bölümünde duruyor. Bizim kadar onlar açısından da sorunlu bir durum bu. Solcu diye, eşcinsel diye saldırmaya çalıştıkları, hatta hakaret etmekten çekinmedikleri yazarları, dergilerinin yazar kadrosu olarak lanse etmekte sakınca görmüyorlar. Burada bir ikiyüzlülük var. Bizlerin yazarı olduğumuz SabitFikir başka bir dergiydi. Birileri, isim hakkını satın aldığı dergiyi elbette aynı isimle yayınlayabilir. İyi de, biz bu derginin yazarı değiliz ki. Niye yazılarımız hâlâ orada duruyor, niye hâlâ ismimiz kullanılıyor, bunu sormaya hakkımız var doğal olarak."
Elif Bereketli: 'küçük İskender, bugün üzerine bir şeyler inşa edilmeye çalışılan mirasın mimarlarındandır'
"küçük İskender çok iyi, çok yetenekli, çok cesur bir şair. Fakat eğri oturup doğru konuşalım, kimsenin kimsenin şiirini beğenmek gibi bir zorunluluğu yok. Gel gelelim bu yayına yıllarca emek veren, bu derginin çizgisinin oluşmasında önemli katkısı olan bir insanın ölümünün SabitFikir tarafından daha hakkaniyetli bir biçimde görülmesini dilerdim. Birincisi, küçük İskender önemli bir şair olduğu için. İkincisi ve daha önemlisi, bugün üzerine bir şeyler inşa edilmeye çalışılan mirasın mimarlarından olduğu için. Derginin mirasının asıl sahiplerinin öfkesine saygı duyuyorum. Ama bütün o üretimlerin arşiv değeri de var. Bugünün ateşiyle tavır almak bir olasılık, fakat yıllar sonra her şeye dönüp baktığımızda bence o arşivin orada olmasının çok güzel bir değeri, anlamı olacaktır."
A+ A-