16. İstanbul Bienali kapılarını bugün açıyor

Küratörlüğünü sanat dünyasının önde gelen isimlerinden akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun üstlendiği bienalle ilgili direktör Bige Örer sorularımızı yanıtladı.
Yayınlanma tarihi: 14 Eylül 2019 Cumartesi, 01:57

[Haber görseli]

16. İstanbul Bienali kapılarını bugün açıyor. Küratörlüğünü sanat dünyasının önde gelen isimlerinden akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun üstlendiği bienalle ilgili direktör Bige Örer sorularımızı yanıtladı
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding sponsorluğunda düzenlenen 16. İstanbul Bienali, bugün kapılarını açıyor. Küratörlüğünü sanat dünyasının önde gelen isimlerinden akademisyen ve yazar Nicolas Bourriaud’nun üstlendiği Yedinci Kıta başlığını taşıyan bienal, günümüzün en acil konularından ekolojiyi farklı açılardan ele alan eserlere ev sahipliği yapıyor. İnsanlığın sebep olduğu doğal veya kültürel atıklara antropoloji ve arkeolojinin araçlarıyla bakan güncel sanat çalışmalarına yer veren bienal, sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi de tartışmaya açıyor. Bienal 10 Kasım’a kadar ücretsiz gezilebilecek. İstanbul Bienali Direktörü Bige Örer, bienalle ilgili merak ettiklerimizi cevapladı.
‘Her mekânda farklı deneyim’
* Yerli, yabancı sanatçı ve kolektiflerin çalışmaları ve ilgi çekici eserler hakkında bilgi alabilir miyiz?
16. İstanbul Bienali’ne dünyanın farklı noktalarından katılan 56 sanatçı var. Bu sanatçıların 36’sı bienal için yeni eser ürettiler. Birçoğu İstanbul’a araştırma ve üretim ziyaretlerine geldiler. Disiplinlerin iç içe geçtiği ve bilgi alanlarının genişlediği bir çerçevede sanatçılar üretimlerini yeni araştırma konularını kapsayacak şekilde çeşitlendirdiler. Bienalde üç farklı mekân kullanıyoruz: Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Pera Müzesi ve Büyükada. Her mekânda, hem mekâna özgü üretilmiş eserler hem de tema etrafında bir araya gelerek yeniden anlam kazanan işler var. İzleyicilerin her mekânı gezerken ayrı bir deneyim yaşayacağına ve tüm yapıtları ilgi çekici bulacağına inanıyoruz.
* Pera Müzesi’nde ne tür etkinlikler olacak?
Pera Müzesi’yle üç bienaldir sürdürdüğümüz işbirliği, Pera Öğrenme ve Film programlarını da kapsayarak devam ediyor. Müzede bienal kapsamında on dört sanatçının işleri sergilenecek. Pera Film’in bienal kapsamında sunduğu ve Gizem Bayıksel’ın küratörlüğünde gerçekleşen film programı, kimi zaman doğanın, kimi zaman da toplumun hafızasına tanıklık eden filmleri 20 Eylül - 10 Kasım tarihleri arasında oditoryumda sunuyor. Pera Müzesi’nde sergilenen 14 sanatçının çalışmasından esinlenerek çocuklar ve gençlere yönelik ücretsiz atölyeler düzenlenecek. Pera Öğrenme Programları’ndan Eda Göknar ve Hazal Altun, serginin genç kuşakla buluşmasını sağlayacak etkinlikleri koordine ediyorlar.
* Büyükada’daki etkinlikler hakkında bilgi alabilir miyiz? Büyükada ismi çok ilgi çekici duruyor...
Büyükada’yı bienal mekânı olarak daha önce 2013 yılında 14. İstanbul Bienali’nde de kullanmış ve izleyicilerden çok olumlu tepkiler almıştık. Bu yıl, bienalin kavramsal çerçevesiyle örtüşen bir şekilde Büyükada’yı yeniden sergi mekânı olarak kullanmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Büyükada’da Taş Mektep’te Hale Tenger, Mizzi Köşkü’nde Glenn Ligon, Anadolu Kulübü’nde Armin Linke ve Ursula Mayer, sahilde ise Andrea Zittel’in eserleri yer alacak. Ayrıca Monster Chetwynd’in hibrit hayvan heykelleri de burada görülebilecek. Büyükada’da yer alan işler izleyicilerin tüm sergiyi görme hızını yavaşlatarak hem mekânsal hem de zamansal açıdan izleyicilerin bienal deneyimini zenginleştirecek.
Kamusal program...
* Kamusal program hakkında ayrıntılar belli oldu mu? Kimler katılacak, neler konuşulacak?
16. İstanbul Bienali’nin kamusal programı; açılış ve kapanış haftalarında sanatçı ve antropologların bir araya geldiği konuşma oturumları, sanatçı konuşmaları ve Birbuçuk Kolektifi’nin düzenlediği etkinliklerden oluşuyor. Program kapsamındaki etkinlikler, Yedinci Kıta’nın sunduğu manzaralara eleştirel bir karşılık olarak estetik ve feminist kuram ile sosyoloji arasındaki sınırları kat eden düşünürleri, insan-olmayanların antropologlarını ve bitki yaşamının felsefecilerini bir araya getirerek çağdaş kuramın yeni mıntıkalarında geziniyor. Her bir düşünürün sergiden bir sanatçıyla eşleştirildiği ve her ikisinin sohbetiyle gelişecek olan bu program, disiplinlerarası bir yöntem kullanılarak hazırlandı.
İklim değişikliği - enerji ekonomisti ve performans sanatçısı Ayşe Ceren Sarı, çevrebilimci ve sanatçı Serkan Kaptan ve küratör Yasemin Ülgen’den oluşan Birbuçuk (Ekoloji ve Sanat Çalışmaları) tarafından tasarlanan Sindirim Programı’nda, gündelik yaşantımızın birer parçası olarak kanıksadığımız, sıradan gibi görünen nesneler tartışmaya açılacak.
Ayrıca bienal açılış haftasında sanatçıların kendi pratikleriyle ilişkili konuşmalar İstanbul’da İKSV Alt Kat, Kıraathane ve Anadolu Kulübü’nün yanı sıra Eskişehir ve Mardin’de de gerçekleşecek.
* Örneğin, güncel bir konu olan orman yangınları ve azalan orman alanlarıyla ilgili de çalışmalar görecek miyiz?
Evet, Yedinci Kıta başlıklı bu bienalin sanatla ekoloji arasındaki ilişki üzerine fikir yürütüp insan çağının en somut ürünü olan atıkların Dünya’yı paylaşan tüm varlıkları nasıl etkilediğini düşünürken, beklenmedik kuvvetli sağanak yağışların, orman yangınlarının, maden arama çalışmalarının ve bitmek bilmeyen betonlaşmanın canlı hayatını karşı karşıya bıraktığı tehditleri hissetmeye devam ettik. Bienalin dünyanın iklimi ve insan davranışları arasındaki bağlantılarına ve iklim krizine dikkat çekerken bu küresel sorunun çözülebilmesi için sanatın farklı perspektifler sunmasını ve alternatif gelecek hayalleri kurmasını umuyoruz. Ayrıca bu konuların çok geniş bir yelpazede konuşulmasına katkıda bulunmak amacıyla başka çalışmalarımız da var. Örneğin, ilkini 15. İstanbul Bienali’nde hazırladığımız çocuk kitabımızın kahramanları Opti ile Pesi, bu bienalde, çevre bilinciyle ilgili yeni maceralarıyla bir kez daha çocuklarla buluşacak. Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere üç farklı dilde hazırladığımız kitaba minik sanatseverler bienal mekânlarından ücretsiz olarak ulaşabilecek.
Mekân değişikliği
* Mekân değişikliği hakkında bilgi verebilir misiniz? Tersanenin adı ana mekân olarak geçiyordu. Şimdi bir ana mekân var mı bienalde?
Tarihi Haliç tersanelerinde bir senedir süren yoğun çalışmalarımıza rağmen, sergi açılışına bir ay kala bienalin gerçekleştirileceği alandaki asbestli malzemelerin halen tamamen temizlenememiş olması nedeniyle, mekânı kullanmama kararı aldık. Durumun insan sağlığı ve güvenliğini tehdit edebilecek olması bizi böyle bir karar almaya mecbur bıraktı. 16. İstanbul Bienali’nin yaklaşık 40 sanatçının eserini sunacağımız mekânı 5 numaralı Antrepo binası olarak da tanınan Mart 2020’de resmi açılışı gerçekleşecek Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi. 5 numaralı Antrepo’yu 2005 ve 2011 yıllarında da bienal mekânı olarak kullanmıştık. Küratörümüz, tersane için planladığı sergiyi, müze binası için yeniden yapılandırdı.
* Tersaneye yönelik sanatçı çalışmaları bu işten etkilendi mi? Değişen çalışmalar oldu mu?
Tersaneyle ilişkilenen eserler üreten sanatçılar tabii ki vardı. Güneş Terkol ve Güçlü Öztekin’in tersanede yaratacakları buluşma alanı, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nin dördüncü katında farklı bir mimari tasarıma dönüşerek gerçekleşiyor. Ortak bilinci, paylaşılan tarihleri ve ırk, soy, göç ve hafızayı seyahat imkanı üzerinden keşfeden Bailey, insanların ve kültürlerin birbirine karışarak demlendiği bir yer olarak tanımladığı tersanede bienal için yeni ürettiği işleri sergilemenin önemli olduğunu düşünüyordu.
Mariechen Danz’ın yerleştirmesi de Haliç tersanesinde bulunanların kopyası olan 2 bin 455 adet tuğladan oluşuyor; bu tuğlaların her birinin üstüne insan organlarının modellerinin ve insan bedeninin imgeleri basıldı.
Tüm bu eserler, yeni mekânları İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde sergilenecekleri alanlara uygun olarak dönüştürüldüler.
Kalıcı eser Maçka’da
* Bienal’in önceki edisyonunda bundan sonra İstanbul’a kalıcı eserler bırakacağı açıklanmıştı, o proje ne durumda? Bu Bienal’den de eserler kalacak mı İstanbul’a? Örnek verebilir misiniz?
Bu kapsamda ilk çalışmamız, 15. İstanbul Bienalinde Akatlar’daki Mustafa Kemal Kültür Merkezi’nin çatısına yerleştirilen Ugo Rondinone’nin “Gökkuşağı Şiirleri” isimli çalışmasıydı. Bu sene de kalıcı eser için Monster Chetwynd ile birlikte çalıştık. Davetimiz üzerine, Maçka Sanat Parkı’na kalıcı olarak yerleştirilecek yeni bir eser üretti. “Gorgon’un Oyun Alanı” isimli bu heykel, aynı zamanda bienalin genç ziyaretçilerine ve çocuklara da bir hediyesi.
‘Devlet bütçesi çok küçük’
* Sponsor destekleri ne durumda, sıkıntı yaşanıyor mu?
Türkiye’de devlet bütçesinden kültür sanatın gelişimi için ayrılan yüzde çok küçük. Bu sebeple özel kuruluşların desteği kültür ve sanat alanı için yaşamsal önem taşıyor. İstanbul Bienali’nin gerçekleştirilmesi için birçok kurum, kuruluş ve kişi destek veriyor. Koç Holding’in 2007 - 2026 yılları arasında bienalin sponsorluğunu üstlenmesi ve güncel sanatı desteklemesi çok önemli. Bu destek yıllar içinde gerek bienalin ücretsiz olmasını sağlayarak gerekse sergiye paralel olarak yürütülen öğrenme programlarını, rehberli turlar için düzenlediğimiz rehber eğitimlerini ve 2017’den itibaren her yıl İstanbul’a bir kalıcı eser kazandırılmasına yönelik projemizi de kapsayarak genişledi.
Türkiye’den sanatçıların yeni eserlerinin üretimini destekleyen SAHA Derneği ile de uzun süreli değerli bir işbirliğimiz var. Mondriaan Fund, British Council, Goethe Institut, Institut Français, Adam Mickiewicz Institute, Accion Cultural Espanola, Phileas gibi birçok uluslararası kurum da sanatçılarının bienale katılımlarına katkı sağlıyorlar. Uluslararası Dostlar ve Hamiler Kurulu’nun da bienal için üretilen yeni eserlerin gerçekleşmesine destek olması çok değerli.
A+ A-