David Torn, Tim Berne ve Ches Smith sahnedeydi...

David Torn’u 1993 yılında tanımış; Akmar günlerimde de “Tripping Over God” albümünü hatmederek pasajın habitatına uyum sağlamıştım. Yılın en iyi deneysel gitarcısı seçilmişti Amerika’da. Onu yıllar sonra bir iki adım öteden izlemek 15 Kasım akşamı Borusan Müzik Evi’nde Nova Muzak serisinin 30.1 ayağına nasip oldu.

Murat Beşer
16 Kasım 2019 Cumartesi, 22:24

Torn’un başını çektiği, saksofonda Tim Berne, davulda Ches Smith’in yer aldığı New Yorklu üçlü bu yılın mayıs ayında “Sun of Goldfinger” adında bir albüm yapmış ve o tarihten beri de turluyordu. Bu tekinsiz müzisyenler ilk kez 2010 yılında bir araya gelmiş ve konser vermişti. 

Mekânın üçüncü katındaki asma katlı alanda masalara dörder dörder yerleşmiş insanlar, meraklı gözlerle önlerindeki karmaşık ekipmanı seyrediyor. Topu topu -müzisyen, öğrenci, müzik insanı- 60-70 kişiyiz. Neredeyse herkes birbirini tanıyor; sabıkalı avangard sevdalıları, camianın olağan şüphelileri...

Dokuzu beş geçe Yüzüklerin Efendisi karakteri, Gandalf’ın sakalsızı Torn, Morning Star modeli Ronin marka gitarını alarak puslu bir ses manzarasının ilk fırçasını sürüyor. Atonal tatlar, çeşitli frekanslarda döngüler ve öfkeli bir ses. 

Gitarında seyrek işlenmiş ve ilmeklenmiş ürkünç dokular var. Eğiliyor, pedalları elleriyle kullanıyor. Bir ses şamanı olarak bildiğimiz Torn, gitarını bir bozulma ve gecikme karışımıyla çalıyor. Gitar çığlıkları ve Berne’in altosunu yükseltiyor. 

Berne’nin melodik ve nazik alto saksofonu ile abartılı giriş-çıkış aksiyonlarında bulunuyor. 

Her nefeste soru soran cümleciklerle yanındaki iki müzisyeni birbirine bağlıyor. Bir ara pet su şişesini saksofonun ağzına tıkıyor, surdin misali. 

Ches ise ailenin problemli asosyal çocuğu. Düzensiz davul ritmi ile transa geçiyor; çevik hareketlerle keskin bir titreşim üretiyor. Sade davul kiti elektronik aksesuarlar da içeriyor. Bunlarla tom tom doğaçlamaları, santrifüjlenmiş efektler ve elektrik kaçağı vızıldamaları yapıyor. 

Albümden daha soyut çalıyorlar; önlerinde sonsuza dek koşabilecekleri geniş bir tarla açılmışçasına. Caz, rock ve avangard unsurları, yaratıcı doğaçlama ekseninde bir araya getiren üç kişilik ordu benzersiz bir kolektif atmosfer üretiyor. Yapısal disiplinin ve maceracı özgürlüğün nasıl bu kadar iyi yan yana geldiğine tanık oluyoruz. 

Saf bir takım çalışması bu. Referans noktaları Hendrix çıldırmaları, Ornette’in vecd hali, Zappa’nın yapı bozumları. Dinlenmesi kolay değil, baştan sona dikkat ve sabır gerektiriyor. Dinleyenler matematik dersinde üç bilinmeyenli redoksun nasıl çözüleceğini anlamaya çalışan öğrenciler gibi pür dikkat kesilmiş. Müzisyenler ise dinleyicilerle saf müzikten başka hiçbir şeyle bağlantı kurmuyor. 14 dakikalık doğaçlama bis ile biten 90 dakikalık konserin sonunda sadece bir cümle kuruyor Berne: “Yan masada CD imzalıyoruz.” 

[email protected]