Kapat
A+ A-

'Mizah bu ülkeyi bırakır'

Erdoğan’a hakaretten mahkûm edilen çizer Bahadır Baruter “Seni sokağa çıkamaz hale getiririz” noktasına vardı söylemler. Felaket bir katliam arzusu var” şeklinde özetliyor süreci.
Yayınlanma tarihi: 29 Mart 2015 Pazar, 05:08

[Haber görseli]Bu ülkede akla gelmeyen başa geliyor. Son Penguen dergisi davasından söz ediyorum. Haberleri okudunuz: Kendisini AKP sempatizanı olarak tanımlayan bir kişi, Penguen’in 21 Ağustos 2014 tarihli kapağında yer alan çizgi karakterin dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’a “top işareti” yaptığı iddiasıyla şikâyette bulundu. Çizerler Bahadır Baruter ile Özer Aydoğan bu şikâyetle başlayan davada yargılandı. Mahkeme karikatürde hakaret unsuru buldu ve çizerleri mahkûm etti.

Bahadır Baruter’le buluştuk ve yaşananı anlamaya, bir anlamda kuyuya atılan taşı çıkarmaya çalıştık. Olayı değerlendirirken, karşımıza karamsar bir Türkiye manzarası çıktı.

En başta şu “top işareti”ni konuşalım. Eşcinsel demek sizce bir hakaret yöntemimi mi? Böyle bir gönderme mizaha dahil mi?

Eşcinsellik bir hakaret unsuru olamaz. Artık ötekileştirme konusunda son derece duyarlı bir toplumda yaşıyoruz. “Top işaretiyle” sembolize edilen bir eşcinsellik göndermesi ise dünyanın en ahmakça şeyi. Ayrıca, niye Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün görevlisi, Köşk’e çıkan Erdoğan’a “top” desin? Çok yanlış, çok cahil, çok seviyesiz bir şikâyet. Ama bunu ciddiye alan savcının tutumu bizleri ve koca bir mahkemeyi meşgul etti.

Aslında karikatürün önemli bir meselesi vardı. İktidarın medyaya bakışını eleştiriyordu.

Ülkedeki gazeteci kıyımı, iktidarın suntasıyla inim inim inleyen gazeteciler ve öte yandan iktidar karşıtı olmaktan imtina eden bir basın... Karikatür bunları eleştiriyor. Bu kadar önemli bir mesajı ben niye köşk görevlisine “top” dedirterek gölgeleyeyim? Çok saçma, çok ayıp. Ben böyle bir şey yapsam editörler karşı çıkar. Editörler görmese okur isyan eder. Ama o kişiden başka kimse de çıkıp abi siz ne yapıyorsunuz demedi. Bir de ceket başka türlü nasıl iliklenir?

Beraat çıkacağına emindik

Siz davadan mahkûmiyet çıkmasını bekliyor muydunuz?

Hâkimin olaya doğru bakacağına, beraat vereceğine çok emindik. Ama belli ki baskı var. İnsan o derece bir akıl tutulmasıyla yüzleşmedikçe anlamıyor. Ülkede güdümlü bir hukuk olduğunu biliyoruz, duyuyoruz, görüyoruz ama ateş bizi yaktığı zaman ürperdik.

Pırıl pırıl bir adliye sarayı. Hâkim, savcı, izleyenler, herkes eğitimli. Seviyenin bu kadar yüksek olduğu bir yerde, en eğitimsiz, en seviyesiz ülkelere ait bir hüküm giydik.

Karara itiraz edecek misiniz?

Evet ama sonuçtan karamsarım. Söylediğim gibi bu hukukun ardında bir blok halinde iktidar güdümü var. Üstelik şimdi de savcıya hakaret suçlamasıyla yargılanacağım. Savunmamdaki “Şikâyet eden şahsın şuuraltı böyle çalışıyor olabilir ama savcının da şuuraltından şüphe duyuyorum” cümlesi nedeniyle... Mizahı yorarak yıldırma çabası.

Şikâyette bulunan kişinin “dergi kapatılsın” sözü de önemli. Sizce bu Penguen’e karşı bir atak mı?

Demek ki o kişide “böyle birkaç şey daha bulsak dergiyi kapattırırız” özgüveni var. Mizah dergisi kapatılsın, sussun, iktidarı mizahla eleştirmenin önü kesilsin istiyor. Bu sonucu olmayacak bir kalkışma da değil. Onlarcasını ardı ardına sıralayarak gerçekten gülme kuşunu, neşe kuşunu incitebilirler.

İnsanlar zannedebilirler ki ufak bir davadan bunca karamsar bir sonuç nasıl çıkıyor? Ama mizahı yok etme ülkedeki karatma devriminin bir parçası olarak tasarlanıyor olabilir.

Korku değil ama hüzün, üzüntü, keder duyuyorum. Mesleğe ne olurun dışında, böyle bir mizahın yapılmadığı ülkeye ne olur? İşte o çok fena.

Bu benim 12. davam

Aslına bakarsanız tek dava da değil. Siz daha önce de defalarca karikatürleriniz nedeniyle hâkim karşısına çıktınız.

Bu benim 12. davam. Derginin kim bilir kaçıncı... Basın emekçilerinin hepsinin başına gelen artık mizah dergilerinin de başına geliyor. Bu artarak çığ gibi büyüyebilir. Dolayısıyla en azından okur ciddi bir endişe taşıyor olmalı.

Daha öncekilerde bir bakıma konu tartışmaya açıktı. Hakaret unsuru var mı yok mu? Oturur hukukçular tartışır. Ama bu seferkinde adalet son derece yersiz bir bakış açısıyla 3-5 çam devirdi.

Penguen, Anadolu’nun her yerine gitmiyor ama bu tür haberler gidiyor. Ben sokakta karikatüristim dediğimde “haa, top işareti yapan mı?” hor görüsüyle karşılaşırsam sorumlusu bu tip davalar. Biz bu kadar belden aşağı bir üslubun muhatabı olamayız ki...

İktidar sahipleri hoşlanmadıkları karikatür için dava açarlar, bunun örneklerini biliyoruz. Bu kez refleks gösteren iktidar değil, sokaktan bir kişi oldu.

Muhafazakâr mütedeyyin kitlenin refleksleri sertleşti. Mesele artık sadece iktidar değil. Mesele toplumun kendi yapısı, evrilen eğilimleri. Birileri birilerini artık her ortamda kontrol altında tutmaya çalışıyor. Bu karartma devriminin yeni iklimi.

Bence bu, başta konuştuklarımızdan daha önemli. Çünkü meselenin özü bu. Algı iktidar tarafından yönlendirildiği için, iktidar aradan çekilse bile, demek ki artık algının tesiri altında kalan kitlelerle yüz yüze geleceğiz. O da başka bir kaosu getirecek.

Kavgalı, uyumsuz toplum oluşturuluyor. Birbirini ayıklayan, reddeden, iten... Olayı mahkemeye taşıyan iradeye biz iktidar diyebiliriz ama bunu söyleyen sokakta birlikte simit yediğimiz biri...

80’lerde “faşistler dergiyi basacak” kaygısı vardı. Bu algı yok olmuştu. Şimdi tekrar kavgalı çatışmalı ortamda bizi boğmak istiyorlar. Aktroll’ler var. Abi işaret veriyor ve hemen tehditler, küfürler başlıyor.

Siz tehdit alıyor musunuz?

Son olayda fazla tepki almadık. Çünkü ortada aklıselim bir durum yok. Ama öncesinde defalarca ölüm tehditleriyle, hakaretlerle karşılaştım. “Seni sokağa çıkamaz hale getiririz, oğlum ben seni mutlaka yalnız yakalarım” noktasına vardı söylemler. Felaket bir katliam arzusu var. Bunlara “klavyenin arkasındaki hezeyanlar” deyip geçiyorsun. Ama örgütlenebilirler.

Böyle bir ortamda, ben karikatür çizmeyi bırakırım fikri aklınızdan geçiyor mu?

Ben zaten heykel yapıyorum, resim yapıyorum. Bir anlamda kendi dünyama çekildim. Mizah dergisiyle ilişkim eskisi kadar sıkı değil. Yine de bırakmam, niye karikatür çizmeyi bırakayım? Ama böyle giderse mizah bu ülkeyi bırakır.

Bizim yaptığımız popüler mizah dergiciliği sevilmemeye, kollanmamaya karşı dayanıklı bir bünye değil. Biz sevildiğimiz sürece varız. Sevilmezsek hemen hastalanırız. Ama mizahsız bir toplum ölür.

Cumhuriyet İMECESİ