Formların manevi açılımı...

Canan Dağdelen’in kişisel sergisi ‘İkili Yapı’ 13 Kasım’a kadar art ON İstanbul’da
Yayınlanma tarihi: 21 Ekim 2015 Çarşamba, 07:34

[Haber görseli]Art ON İstanbul bu aralar çalışmalarını Viyana’da sürdüren sanatçı Canan Dağdelen’in kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Dağdelen’in “İkili Yapı” adlı sergi konsepti ikili bünye ve yapılanma üzerine kurulu. Mimariyle yakından ilgilenen ve mimari formları farklı içeriklerle yorumlayan Dağdelen, çizgi dışı deneylere giriştiği bu sergide, formların manevi açılımlarını sorguluyor. Dağdelen, “Serginin ve yapıt adları, içeriği tam doğru noktaya odaklayabilmek adına çok severek, adeta oyun oynar gibi yaptığım incelemelerin sonucunda ortaya çıkıyor.Küçük, büyük harf yazılımlarıyla hafif vurgular yapmak bile büyük farklılık yaratıyor. Ana mekânda kurulu Yansıma adlı yerleştirmeye, sekizgen plan ve kubbeden oluşan mimari form hâkim ki, bu Haseki Hürrem Sultan Hamamı’nın sıcaklık bölümlerinden. İkili yapıtı mekâna, karşılıklı, adeta birbirlerine ulaşmak, değmek istermişçesine mesafede, farklı yüksekliklerde, kırk derece açılı konumladım. Çalışmayı yine iki noktadan, yukarıdan ve aşağıdan tutturarak gökçül ve yercil olanla ilişkide orta boşlukta dengeledim. Çünkü sonuçta her gün maddiyat ve maneviyat arasında kurmaya çabaladığımız çok hassas bir denge var. Burada başka dengeler de söz konusu, karşıtlıkları yaşamımıza katabiliyor, hoşgörülü olabiliyor muyuz? Yapıtta biri eşinin yansıması;karşıtı ise haliyle kendisinin aynısı; gerçekte de birbirimizden hiçte farklı değiliz zannettiğimiz kadar. Beni bu noktaya hamamın kadın ve erkek için olan çift sıcaklık bölümlerinin eş ve sırt sırta konumlandırılması getirdi. Böylece, kadın erkek, gece gündüz veya boş ve dolu gibi pek çok dual kavramlara da gidiyor” diyor.

Sergi konseptinin çıkış noktasını, bir Mimar Sinan yapısı olan Haseki Hürrem Sultan Hamamı’nın çifte bünyesinin oluşturduğunu söyleyen Dağdelen, “Tarihe, geleneğe yakınlaşmak hoşuma gidiyor. Çoğunlukla toprak gibi kadim, geleneksel, biraz da bugünkü çağa tam uymayan malzemeler ile çalışıyorum. Sanatçı olarak bağ kurabildiğiniz, hissettiğiniz konular, sorunlarla ilgilenirsiniz ki bu herkes için çok farklıdır. Ben ilgilendiğim mimari dönemle, malzemeyle çok yakın bir ilişkideyim. Geleneğin verileri ile çalışan bir sanatçı olarak tanımlanırken, kendimi binlerce yıllık çömlek ve kaligrafi geleneğinin de uzantısında hissediyorum” diyor. Mimar Sinan’ın Haseki Hürrem Sultan Hamamı, yapısındaki tekrarları, bölümlerinin sırt sırta dizilimi, farklı kubbe yükseklikleri ve bunlardan oluşan muhteşem ritmi uzun yıllar önce dikkatini çekmiş Dağdelen’in. “Sonuçta beni çeken, heyecanlandıran bir şeylerin üzerine bilinçli bilinçsiz gidiyorum, bilinmedik bir yolculuğa çıkar gibi. Yıllardır üzerinde çalıştığım kare ve sekizgen taban planlı mimari ana formlar var, bunları hamamın soğukluk ve sıcaklık bölümlerinde bir yapıda birlikte bulmak beni son derece sevindirdi. Hamam yapıtının işlevindeki su ile temizlenme, arınma kavramları da anlatmak istediklerimle tam örtüşüyor. O yüzden hamamın en önemli mekânının sıcaklık olduğunu tanımlayarak, Yansıma işini geliştirdim” diyor.

Sergide yer alan bir de küçük objeler var. Bunlar adeta model tadında, hamamın dört ana mekânın ölçekli küçültülmesiyle oluşan form oyunları, veya Necmi Sönmez`in tanımıyla, bunlar formun belirleyiciliğini kırıp, sırsız mat porselenin soyutlayıcı yardımıyla adeta izleyiciler için “düş mekânları” kurguluyorlar. Sergi 13 Kasım’a kadar görülebilir.

Yeni sergi Viyana’da

12 Kasım’da Viyana Projektraum Viktor Bucher’de kişisel sergisinin açılacağını söyleyen Dağdelen, “Gelecek yıl ise yine Viyana’da benim için manevi değeri çok büyük olan bir müze sergisinde, çalışmalarımda yazının yirmi dört yıl içinde aldığı yolu, gelişmelerini gösteren bir sergim olacak. Kaligrafik bezemeli çanaklardan başlayarak iki boyuttan, yazının nasıl üçüncü boyuta mekana girdiğini ve sonunda mekanda çözüldüğünü gösteren bir konsepte. Ben de merakla bekliyorum” diyor.

A+ A-