‘Üryan, Çıplak, Nü’

Bugün Pera Müzesi’nde açılan sergi çıplak resmin sanattaki rolüne işaret ediyor.
Bunlarla da ilgilenebilirsiniz
Yayınlanma tarihi: 25 Kasım 2015 Çarşamba, 06:24

Bugün Pera Müzesi’nde açılan ‘Üryan, Çıplak, Nü’ sergisinde, Türkiye’de yüzyıl başında sergilenen ilk çıplaklarla karşılaşacaksınız.

Sergi, bir yandan Türkiye’nin modernleşme süreci içinde Galatasaray Sergileri ile başlayan çıplak resmin sanattaki rolünü işaretlerken öte yandan bu türdeki örnekleri 1860’lardan 1970’lere kadar uzanan desen ve resimleri bir araya getirerek derli toplu bir okuma halinde sunuyor.

Küratörlüğünü Ahu Antmen’in yaptığı sergi yüzyılın başından itibaren çıplaklığın sanatsal temsilinin hem izini sürüyor hem de sanat eğitimindeki öneminin altını çiziyor. Mahrem ile özdeşleşerek kadın bedenini örten, çıplak kadından çıplak tene geçişin öyküsünü anlatan bu sergiyi Ahu Antmen ile konuştuk.

-Halil Paşa’nın 1894 tarihli Uzanan Kadın’ı şeffaflığın içinde çıplak kadının tabu olan temsilini ipek bir kumaşla örterek gösterir. Sergi bu pozu yeniden yorumlayan Özlem Şimşek’in bir videosu ile başlıyor...

Halil Paşa’nın söz konusu resmi giyinik olmasına rağmen pozu itibarıyla Batı resminde sık sık karşımıza çıkan uzanan bir çıplağı andırıyor. Özlem Şimşek videosunda nü resmin, çıplak olsun olmasın seyirlik olarak algılanan beden temsiliyle ilişkisini kuruyor. Erken Türk resminde başlı başına bir modernleşme göstergesi olarak temsil edilen bir kadını ete kemiğe büründürerek, bu seyirlik olmak halinin hem seyreden hem seyredilen açısından anlamlarını düşündürüyor. Nü, başlı başına seyir, dikiz gibi olguları çağrıştırdığı için bu tür bir güncel yorumun, sergiye bir sanat türü olarak nü’nün cinsiyetçi temelini düşündürecek bir perspektif kazandıracağını düşündüm.

-1922’de İbrahim Çallı ve Namık İsmail’in kadın çıplakları sergilenen ilk nü resimler sayılıyor. Sonra modernizmin çıplakları karşımıza çıkıyor. İkisi arasında en belirgin fark ne?

İki kuşak arasındaki belirgin fark, bedene ve özellikle kadın bedenine yönelik tensel bir algıdan, tümüyle biçime odaklı bir yaklaşıma geçiş söz konusu.

-Türkiye’de çıplak bedenle, sanatta çıplak beden (nü) arasındaki ayrımı idrak edebildik mi? Çıplak, Türk sanatında bir tür olmayı başarabildi mi?

Peyami Safa, Cumhuriyet’in 28 Nisan 1939 tarihli sayısında, o yıl İzmit’te açılan ‘Müstakiller’ sergisinden bazı nü resimlerin kaldırılmasını “Batı kültürünü benimseyen Türk devriminin özprensiplerine karşı bir hareket” olarak algılıyor ve “sanat değil, memleket meselesi” olduğunu savunuyor. Nü konusu demek ki salt sanatsal bir bağlamda değerlendirilemeyecek kadar hassas bir konu olmaya devam ediyor.

A+ A-