100 'özel' başyapıt

Cezanne, Manet, Monet, Pissarro, Renoir, Rodin, Sisley ve daha niceleri. Ünlü sanat koleksiyoncusu Paul Marmottan’ın, Monet’ye adanıp müzeleştirilmiş malikânesindeki ‘Özel Koleksiyonlardan 100 İzlenimci Başyapıt’ sergisinde Manet, Monet, Renoir, Sisley ve daha niceleri…

18 Mart 2014 Salı, 23:58

Paris’in şık 16. mahallesindeki Marmottan Monet Müzesi tıklım tıklım; öyle ki güvenlik görevlileri sergi alanına girmek isteyenleri zaman zaman durdurup içerideki akışı kolaylaştırmaya çalışıyor.

Boşuna değil bu kalabalık; ünlü sanat koleksiyoneri Paul Marmottan’ın ressam Monet’ye adanıp müzeleştirilmiş malikânesi 80. yılını görkemli bir sergiyle, “Özel Koleksiyonlardan 100 İzlenimci Başyapıt”la kutluyor.

Corot, Boudin, Jongkind, Manet, Bazille, Monet, Renoir, Degas, Morisot, Sisley, Pissarro, Guillaumin, Cassatt, Gonzales ve Rodin imzalı yüz resim, desen ve heykel, ziyaretçisine, izlenimcilik akımına ilişkin geniş bir panorama sunuyor.

Başta Fransa olmak üzere ABD, Meksika, İsviçre, İngiltere ve İtalya’dan 51 koleksiyonerin ödünç verdiği yapıtlarla oluşturulan sergi, Sorbonne Üniversitesi’nde ders veren sanat tarihçisi Claire Durand-Ruel Snollaerts ile müze müdür yardımcısı Marianne Mathieu’nün çalışmasıyla çıkmış ortaya. Sergiye seçilen yapıtların özellikle bugüne kadar pek görülmemiş olmalarına özen gösterilmiş.

Yapıtlar kronolojik olarak sergileniyor. Böylece izlenimcilik akımının öncüleri ile başlanıyor işe. Ekolün 1870’lerde doğumuyla devam eden sergi, 1880-90’larla, yani izlenimcilerin bir grup olarak değil de, her birinin ayrı birer yetenek olarak ortaya çıktığı dönemle sürüyor.

Ve sonunda Renoir, Pissarro, Sisley, Monet gibi, söz konusu akımın ötesine geçen adların artık bu dönemi kapatmaya başlayıp modern sanata nasıl göz kırptıklarının sinyalleri veriliyor.

Tabloların yanı başındaki iki başyapıtla, Degas’nın “Küçük Dansçı”sı ve Rodin’in “Düşünen Adam” için hazırladığı pişmiş topraktan çalışması ile sergi doruğuna ulaşıyor.

 

Güzel Sanatlar Akademisi’ne başkaldırı!

İzlenimcilik akımının öncüleri arasında sayılan Jean-Baptiste Corot, Eugene Boudin ile Johan Barthold Jongkind, sergideki yapıtlarında da görülen ışık arayışları, motifi öne çıkarma ve manzarayı olanca canlılığıyla yakalama kaygılarıyla, kendilerinden sonra gelecek izlenimcilere kapı açıyorlar adeta.

Başlangıçta tepki çeken ancak zamanla kendini kabul ettiren akımın o zamanki önderi ise Manet olacaktır: 1863’te yaptığı “Kırda Kahvaltı” ya da “Olympia” başlıklı yapıtlarıyla resmi kalıpları yıkacak, Güzel Sanatlar Akademisi’nin katı kurallarına karşı çıkıp yeni bir sanatçı kuşağının doğmasını sağlayacaktır. Manet, sergide 1881 tarihli “Folies-Bergère’de Bir Bar” adlı tablosuyla yer alıyor.

İzlenimcilik akımının resmi olarak nasıl doğduğuna gelince… 1874, Akademi’ye başkaldıran bir grup sanatçının, fotoğrafçı Nadar’ın Paris’teki atölyesinde sergi açtığı tarih. Monet, Renoir, Pissarro, Degas, Sisley, Berthe Morisot, Guillaumin ile Cézanne bu sanatçılar arasında.

Monet’in, Marmottan Müzesi koleksiyonunda yer alan “Gündoğumu, İzlenim” başlıklı yapıtı, ekole adını verir. Böylece Seine kıyılarını, Trouville gibi tatil yörelerinin peyzajlarını, modern günlük yaşamı konu edinen, aydınlık ve ışıklı bir paletin ürünü resimler çıkar ortaya.

Akımın 1926’da ölen son temsilcisi Monet’nin bazı resimleri izlenimciliğin ötesine geçer; bu yapıtlar “soyut” resmin habercisidir adeta.. Tıpkı sergideki 1891 tarihli “Kavaklar, Sonbahar” başlıklı tablo gibi…