A+ A-

Bedri Baykam: Arkamızda ne kapital ne bürokrasi var

Tam 10 yıldır yaratıcı beyinlere kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir sergileme alanı sunan bağımsız sanat platformu Piramid Sanat, 10. yaşını bir koleksiyon sergisiyle kutluyor. Piramid Sanat’ın 10 yılını kurucusu, ressam ve yazar Bedri Baykam anlattı
Yayınlanma tarihi: 21 Aralık 2016 Çarşamba, 19:05

 

-Kısaca ‘Manastır’ denilen İstanbul Sanat Merkezi’nden ayrıldıktan sonra kurdunuz Piramid Sanat’ı. Kuruluş sürecinde neler vardı kafanızda?

Ermeni Vakfı’yla sanatçılar arasında sekiz yıldır süren bir ihtilaf vardı. Sonunda bina boşaltıldı, ayrılmaya mecbur kaldık. Manastır’a o güne kadar gelip gidenler arasında Hale Arpacıoğlu, Suat Akdemir, İnci Eviner, Tamer Yılmaz, Mahir Günşiray Tiyatrosu gibi birçok sanatçı ve topluluk vardı. Sonra bugün Piramid Sanat’ın bulunduğu binayı bulduğumda burayı sadece bir atölye değil, sanatçılar için özgür bir platform olarak kurmak istedim. Piramid Sanat’ta sergilenmek için illa ki meşhur veya kolay satan bir sanatçı olmak gibi bir koşul yok. Sonuçta Türk sanat ortamına yön veren, özgürlük ve demokrasi mücadelesine de katkısı olan bir yer olmasını istedim.

-Öyle de oldu. Sadece sanat platformu değil haksızlıklara, yanlışlara, özgürlük kısıtlamalarına karşı ses çıkartanların buluştuğu bir yer de oldu Piramid. Sergileriniz de hep bu türden bir tavır üstlendi...

Piramid Sanat’ta pek çok ticari galeri, banka galerisi veya holding sanat galerisinde göremeyeceğiniz sergiler, söyleşiler, konferanslar vardı. Bunlar siyasi ve erotik konulara çekinmeden girdiler. Mesela ‘68 kuşağının 40. yılında ‘Bir Rüzgârın Arkeolojik Kazısı’ sergisini yaptık. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve arkadaşları ile dünyadaki ‘68 rüzgârının bütün analizi ve izleri ele alınıyordu.

Veyahut 2011’de açtığımız kişisel sergim ‘İçim Parçalanıyor’, Ergenekon ve Balyoz davalarının en hızlı günlerinde açılan, o süreci teşhir eden bir sergiydi. 2014’te “Birinci Yılında Gezi” sergisini açtık. Kennedy cinayetinin 50. yılı üzerine “Dünyayı Değiştiren Sekiz Saniye” sergisini yaptık. 2011’de “Şehvetin Tadı” sergisi sürerken UPSD Başkanı olarak Mehmet Aksoy’un Erdoğan’ın “ucube” dediği “İnsanlık Anıtı” heykelini savunduğum günlerde bıçaklandım. 2015’teki “Çırılçıplak” sergisi sırasında MHP’liler sokağı bastı. Bir önceki sergimiz Camilo Guevara March’ın “Tabu” sergisinin afişinde sevişen iki kadın vardı, üstelik bu adam Che Guevara’nın oğlu. Yani o da açması kolay bir sergi değildi...

 

‘Hep inandığımızı yaptık’

-Piramid Sanat’taki sergilerde her zaman ya siyaset ya da erotizm, kimi zaman da ikisi birlikte ön plandaydı. İkisi arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Sanat tarihi de, sanat tarihi yorumları da, mizah da çok ilgimi çekiyor. Sanatçıların orantısız zekâ dediği yaratıcı bakış açıları da öyle. Ama siyaset ve cinsellik en çok ilgi çeken, tepki gören, tabu sayılan ve gerginliklerin arttığı hatlar. Toplumun da bu konularda dik duruş sergileme arzusu var. Bizim merkezimiz hiçbir zaman satış ve piyasa odaklı olmadı. Her zaman inandığımızı yaptık.

-Peki sattınız mı?

Ne çok sattık, ne de satamadık. Cesur ve kalıcı olduğuna, en önemlisi çağın ruhunu temsil ettiğine inandığımız eserlere yer verdik. Bu sayede de yaşadık, yaşıyoruz. Unutmayın ki arkamızda ne kapital ne bürokrasi var. Türkiye’de bir mucize yaratıyoruz. Piramid Sanat’a gelip dünyanın en iyi kahvelerini içen ya da 10 TL’ye kitap alanların da bu felsefeye su taşıdığını düşünüyorum. Bu sergiyle şu karanlık ortamda nasıl bir ışık yakmaya çalıştığımızı fark edecek genç kuşakları da yakalayacağımızı temenni ediyorum. Umuyorum insanlar bağımsız, protest, özgür arayışları ısrarla sürdüren sanat platformunun kıymetini henüz ona sahipken bilirler.

-Piramid Sanat, AKP iktidarıyla neredeyse yaşıt. Dolayısıyla geride bıraktığı 10 senede Türkiye’de de çok şeyler değişti. Üstelik giderek daha çok sertleşen bir süreçteyiz. Geçen 10 seneyi, bugünü ve yarını düşündüğünüzde nasıl bir çıkarsamaya varıyorsunuz?

Biz her zaman rüzgârın sert eseceğini bilerek yaşadık. Ödünsüz olarak demokrasiyi ve özgürlüğü savunduk. Piramid Sanat’ın kendi yaşam yolculuğunu bu bahsettiğimiz karanlık tünelin içinde sürdürüyor olması sorumluluğumuzu artırıyor.

 5 Şubat’a kadar görülebilecek sergide Piramid Sanat’ın koleksiyonunda bulunan kendi sanatçılarının işlerinin yanı sıra, aynı koleksiyondaki yerli ve yabancı başka yapıtlar da sergileniyor. Ocak ayında Piramid Sanat’ın tarihçesini içeren kapsamlı bir kitap da hem galeri hem kitapçı raflarında okurlarla buluşacak.
Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Bedri Baykam, Tamer Yılmaz, Deniz Gezmiş