A+ A-

En ıslak Carmen... Sanat mucizedir

Bregenz Festivali’nde Opera, tiyatro ve tasarımın iç içe geçtiği bir gösteri...
Yayınlanma tarihi: 05 Ağustos 2017 Cumartesi, 21:48

[Haber görseli]

Yaz aylarının dünyaca ünlü müzik festivallerinin biri Avusturya’daki Bregenz Festivali... Konstans Gölü’yle Alp Dağları arasına sıkışmış minicik kent (kasaba) Bregenz, savaş biter bitmez kurmuş festivalini. 1946’dan beri sürmekte... 28 bin nüfusu, bir ay süren festival boyunca 300 bine ulaşıyor. Bregenz Festivali, namını ve şanını göl üzerindeki dev sahnesinden alıyor. Burada 7 bin kişilik amfinin önünde her yıl popüler bir opera en görkemli biçimde sahnelenirken, kasabanın 1700 ve 1500 kişilik konser ve tiyatro salonlarında daha az bilinen, daha deneysel konser ve operaları yer alıyor. (Ağla İstanbul’um ağla!)

Geçen hafta, festivalin doruğuna yerleşen Carmen operasını izledim. Dört güne sığdırdığım öteki olayları daha sonraya bırakıp bu “çılgınlığı”, sanatın bir mucize olduğuna beni bir kez daha inandıran olayı sizlerle paylaşmalıyım:

Bin kez izlense bile, bu çok farklıydı: İzleyiciyi şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükleyen, çarpıcı, çılgın, dehşetengiz, inanılmaz bir prodüksiyondu. Danimarkalı genç yönetmen Kasper Holten; İngiliz tasarımcı Es Devlin, bir araya gelip bu mucizeye, bu büyülü olaya imza atmışlar.

Opera - tiyatro - tasarım kardeşliği

Sahnenin iki yanında sulardan yükselen 2 kol... Nasıl da gerçekçi. (Ojesi hafif dökülmüş. İki parmak arasında yanan ve oyun boyunca dumanı tütecek olan sigara.) Bu iki el havaya bir deste iskambil kâğıdı fırlatmış, kimi havada, kimi yere (yani suya) nasıl düşerse öyle donup kalmış!

Tüm sahne, önü arkası, zemini, yanları bu iki elin havaya fırlattığı oyun kartlarından oluşuyor. (Kollar 25 metre yükseklikte, sigara 6 m. Her kartın yüzeyi 30 metrekare... Fikir versin diye söylüyorum...)

Oyun kartları anlamlı: Carmen’in kaçamayacağı kaderi, yani ölümü, önce fal kartlarında görülür ya... Müzik (Paolo Carigani yönetiminde Viyana Symphoniker Orkestrası, Bregenz Festival Korosu ve Prag Filarmoni Korosu yorumuyla) başladığında, kartlar bembeyaz. Sonra oyun boyunca üzerinde şekiller beliriyor: Maça Kızı, Papaz, Vale, Sinek İkili vb... Derken kartlar ayna, büyüteç ya da ekran oluyor... Dev sahnede solistler minicik kalsa da kartlarda tüm duygular, mimikler anında projeksiyonla yansıtılıyor. Kartlar fır dönüyor. Yağmurlar yağıyor, üzerindeki resimler akıyor...

Kartlar hareketli: Yükseliyor, alçalıyor, sulara gömülüyor, aralanıp sigara fabrikası oluyor, taverna, arena ya da dağ oluyor...

Opera, eğer müzik ve tiyatro kardeşliğiyse, (ki öyle) buna tasarımı da ekleyin bundan âlâsı olamazdı!

Suyun üstünde değil içinde

Bu prodüksiyonda solistlerin koronun ve dansçıların iyi yüzme bilmesi de gerekiyordu... Çünkü göl operanın bir parçası olmuştu...

Carmen (Lena Belkina) Don Jose’yi (Martin Muchle) baştan çıkardıktan sonra, göle balıklama atlayıp yüzerek askerlerden kaçıyor. 2. perdede tavernada sular yükselince (yani kartlar suya alçalınca) bütün sahne, vahşi deniz dansına dönüşüyor. Kaçakçılar ve Escamillo (Andrew Foster Williams) minik teknelere gelip gidiyor. Micalea (Melissa Petit) 30 metre yükseklikten karttan karta tırmanarak sevdiği adamı kolluyor... Ve sonunda Don Jose âdet olduğu üzere Carmen’i bıçaklamıyor, ama sular batırıp boğuyor... Solistlerin sesleri kadar fiziksel becerileri de olağanüstü.

Sevgili Okurlar, Son günlerde çok kimse tepkiyle karışık şunu sordu: Nuray Mert’in “Müftü Nikâhı ve İslami Rejim” yazısı sizin bir gün önceki “Karşıdevrim yazınıza cevap mıydı?”... Bu soruyu bana değil, ona sorun dedikten sonra düşüncemi söyleyeyim: Nuray Mert bence ya başka bir gezegende yaşıyor; ya da hani artık açıkça dillendiriliyor ya: “Yeni bir devlet kuruyoruz” diye... İşte o “Yeni devlet” için görevini yerine getiriyor.

NOT:

Sevgili Okurlar,
Son günlerde çok kimse tepkiyle
karışık şunu sordu: Nuray
Mert’in “Müftü Nikâhı ve İslami
Rejim” yazısı sizin bir gün önceki
“Karşıdevrim yazınıza cevap
mıydı?”... Bu soruyu bana
değil, ona sorun dedikten sonra
düşüncemi söyleyeyim: Nuray
Mert bence ya başka bir gezegende
yaşıyor; ya da hani artık
açıkça dillendiriliyor ya: “Yeni
bir devlet kuruyoruz” diye...
İşte o “Yeni devlet” için görevini
yerine getiriyor.

 

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Nuray Mert