A+ A-

‘Yılmaz Güney’in hayalindeki kurgu

23. Gezici Festival kapsamında gösterilen ‘Yol’un yapımcısı Donat Keusch bu yeni versiyonun Yılmaz Güney’in hayaline en yakın kurgu olduğunu söyledi.
Yayınlanma tarihi: 06 Aralık 2017 Çarşamba, 21:32

 

Yeni kurgusu ve yenilenmiş kopyasıyla Gezici Festival’e konuk olan Yol’un gösterimi, filmin yapımcısı Donat Keusch’un sunumuyla başladı. 1979 yılında Sürü’yü görünce filme âşık olduğunu söyleyen Keusch, aynı zamanda Yılmaz Güney’in dostlarından biri. Keusch, Cannes Film Festivali’ne başvurduklarında festival yönetiminin filmi kısaltmalarını talep ettiğini ve o yüzden Yol’un Güney’in istediği haliyle festivalde gösterilemediğini belirtti. Film, Altın Palmiye kazanmasının hemen ardından 50 ülkeye satıldığı için yeniden kurgu sürecinin ertelendiğini, filmin Gezici Festival’de gösterilen versiyonunun Güney’in hayalindeki kurguya en yakın hali olduğunu belirtti ve şöyle devam etti: “Yılmaz’a filmi yeniden kurgulayacağıma söz vermiştim. Ama ben İsviçreliyim, biraz yavaşım. Son altı yılda filmin kullanılmayan görüntülerini bulduk, topladık ve şimdi filmi tam haliyle Türkiye’de gösteriyoruz. Festivalde gösterilen kopya, 1982 Şubat’ında planlandığı şekilde Yılmaz’ın senaryosuna uygun olarak yapıldı.”

 Altıncı karakter meselesi

Gösterimin ardından izleyicilerden gelen soruları cevaplayan Keusch, filmin çekimleri sırasında Türkiye’de olmadığını fakat İsviçre’den minibüs, jeneratör ve ışık ekipmanı yolladıklarını söyledi. Şerif Gören’in, Güven Şengil’in canlandırdığı altıncı karakteri filmden çıkarmasına rağmen Güney’in neden bu karakteri filme katmakta ısrarcı olduğuna dair gelen soruya Keusch şöyle cevap verdi: “Altıncı karakter Yılmaz Güney’in senaryosuna göre çekildi. Aslında Şerif Gören’in o karakterin kalması ya da çıkarılması konusunda söyleyeceği bir şey yoktu. Çünkü altıncı karakter Güney’in kurgu planında vardı fakat biz karakteri Cannes’dan önce çıkarmak zorunda kaldık. Çünkü filmi kısaltmamızı istediler. Büyük ihtimalle ‘filmi kısaltmayacaklar ve gelmeyecekler’ diye düşündüler. Ama Yılmaz Güney Avrupa’da yeni bir isimdi, yeni bir yönetmendi. Cannes’a katılması önemliydi. O yüzden Yılmaz’ı ikna ettim, altıncı karakteri çıkarttık, filmi kısalttık ve Cannes’a öyle gittik.” Keusch, Güney’in gerçek hikayelerden esinlenip esinlenmediğine dair bir soruyu ise şöyle yanıtladı: “Evet, bu karakterlerin hepsi gerçek ama daha önemlisi Yılmaz burada bir yazar olarak kendi zayıflıklarını bu karakterlerin içine koyarak size gösterdi. Ve bu daha da önemli. Karakterler gerçek, hikâyeler gerçek ama film biraz da Yılmaz Güney’in kendi kendini eleştirmesi olarak görülebilir.” Filmdeki seslendirmelerle ilgili de konuşan Keusch, hapishanede anons yapan kişinin, berberin ve otogardaki yaşlı adamın seslendirmelerini Yılmaz Güney’in yaptığını açıkladı. Ses kalitesinde sorun olmasına rağmen Güney’e saygı açısından bu sesleri filmde tuttuklarını söyledi. Avrupa’da vizyona girecek Keusch, filmdeki ünlü at sahnesini nasıl çektiklerinden de söz etti: “At, yapım ekibi tarafından satın alındı ve sahneden sonra öldürülecekti. Tarık Akan çok yumuşak kalpli olduğu için atı vuramadı, onun yerine ekipten biri vurdu. Sahne aslında çok daha uzundu ancak hava hızla karardığı için her şey çekilemedi.” 1982’de kullanamadıkları görüntülerin bir kısmını dijital olarak temizlendikten sonra filme katabildiklerini söyleyen Keusch, “Yol’un Gezici Festival’deki Türkiye prömiyerinin ardından birçok Avrupa ülkesinde vizyona gireceğini de belirtti. Önümüzdeki yıl içinde filmin DVD ve Bluray baskılarının piyasaya sürülmesi de hedefleniyor.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Tarık Akan, Yılmaz Güney