Kapat
A+ A-

Sevgisiz bir hayat...

Son dönem Rus sinemasının önemli yönetmeni Andrey Zvyagintsev’in Cannes’da jüri ödülünü kazanan ve ülkesinin Oscar adayı seçilen yeni filmi gösterimde.
Yayınlanma tarihi: 25 Ocak 2018 Perşembe, 19:31

Dostoyevski’vari bir baba-2 oğul ilişkisine yoğunlaşan, Altın Aslan ödüllü “Dönüş”üyle 2003’te tanıştığımız, yine ihanetle karışık, kasvetli ve karmaşık bir aile dramını yansıtan “Sürgün”üyle (2007) zor adını iyice bellediğimiz, huysuz, cimri kocasıyla işsiz, haybeci oğlu ve uyumsuz, şımarık kızı arasında kalakalmış, yıllarca ailesi için çalışmış didinmiş, yaşlı bir kadının sonunda kölemsi edilgenliğinden sıyrıldığı, aile-mülkiyet bağlamında miras konusunu konu edinen üçüncü filmi “Elena”yla Tarkovski sonrası son kuşak Rus yönetmenlerinin en yeteneklisi olduğunu kanıtlamış ve kentselden çok rantsal dönüşüm politikaları yürüten belediye başkanlarının öne geçtiği bir düzendeki ‘devlet çarkı’ yolsuzluklarına değinen, sistem eleştirisi “Leviathan”ına (2014) da şapka çıkardığımız, 1964 Novosibirsk-Sibirya doğumlu Andrey Zvyagintsev, günümüzün en önemli Rus sinemacısı belki de. Zvyagintsev’in bugün gösterime giren 5. filmi “Nelyubov-Sevgisiz”in kahramanları, birbirinden nefret ederek boşanmanın eşiğine gelmiş, bencil bir anne (Zhenya), zayıf karakterli, aciz bir baba (Boris) ve neredeyse görmezden geldikleri oysa sevgiye, şefkate gereksinen 12 yaşındaki çocukları (Alyoşa). Didaktik tuzaklara, duygu sömürüsüne düşmese de, oldukça karamsar, soğuk, kasvetli bir atmosfer kurarak yer yer havada bıraktığı seyircisini sürekli diken üstünde tutup zor sorular soran, sevgisizlik kavramını çağrıştıran, soğuk ve karlarla kaplanmış kış görüntüleriyle açılan “Sevgisiz”, iyi yazılmış, oynanmış ve çekilmiş, sert bir dram baştan söylersek.

Cep telefonu elinden düşmeyen, kendi de çocukken şirret annesinden çok çekmiş Zhenya (Maryana Spivak), vaktiyle gebe kaldığı için istemeksizin evlenmiş, hiç sevmediği, her ağzını açışında hakaretler yağdırdığı kocasını yerin dibine sokan, çalıştığı güzellik salonunda kendi bakımını da yaptıran, yaşlıca bir yeni koca da edinmiş, oğlunu 12 yılını çöpe atmasına neden olmuş bir kambur gibi gören, 30’lu yaşlarında bir anne. Kocası Boris’se (yönetmenin gözde oyuncularından Aleksey Rozin), çalıştığı katı dindar, tutucu ve boşanma karşıtı bir patronun şirketinden kapı dışarı edilip parasız kalmaktan korkan, yeni bir aşka yelken açmış ama çocuğu olduğunu yeni sevgilisinden gizleyen, ‘beyaz yakalı’, yalancı bir sünepe. Moskovalı bu bezgin çiftin enkaza dönüşmüş evliliğinin ihmal edilmiş, masum kurbanı Alyoşa’nın (Matvey Novikov) ansızın ortadan kaybolmasıyla giderek nafile bir arayışa dönüşüyor filmin ikinci yarısı. Okuldan yalnız başına dönerken ya da ana-baba tartışmasına tanık olup loş evin duvarlarına karşı sessiz sessiz ağlarken görmemizin dışında ona dair bir şey bilmediğimiz ‘sevgisiz’ kurbanı Alyoşa’nın iyi niyetli ama yetersiz bir kurtarma ekibince ve antipatik ebeveynlerince köşe bucak, fellik fellik aranış hikâyesine dayanan ve 2012’de geçen filmde, dönemin medya haberlerinde yer alan Maya takvimine göre aynı yıl göktaşı çarpması sonucunda dünyanın yok olacağı ve Ukrayna krizinin patlak vermesi gibi göndermelere de yer veren 55 yaşındaki Rus yönetmen kişisel bakış açısına ve gözlemlerine dayanarak, genelde bir sevgisizlik salgınına yakalanmış günümüz insanına dair seyirciyi zorlayan, karamsar, mesafeli ancak evrensel bir hikâye anlatıyor aslında. Senaryosunu Oleg Negin’le birlikte yazan Zvyagintsev’in, kadraj ve renklerle oynanan, ressam titizliğine sahip, usta işi bir görsellik ve fonda yerli yerince kullanılmış ilginç müziklerle etkileyici kılınmış, estetik-dramatik gelgitlerle sürükleyicilik kazanmış, özenli sinematografisiyle, bencil ebeveynler tarafından yolundan çıkarılmış evlilik kurumunca harcanmış bir çocuğun hali pür melalini gözümüze soktuğu “Sevgisiz”de filmin hemen, kolayca ‘kötü’ karakteri sayılacak anne Zhenya’yı canlandıran Maryan Spivak’ın başını çektiği oyunculuklar da başarılı, dekor-mekân tasarımları, akıcı montaj çabasının yanı sıra. “Sevgisiz” bence haftanın en iyisi.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer