Noel geleneği mi, ırkçılık mı?

Oldum olası yeni yıl kutlamalarına eşlik eden rengârenk süslenmiş yılbaşı ağaçlarını, yüzlerce ışıkla bezenmiş caddelerini, Noel şarkılarını, vitrinlerdeki kızaklı geyik maketlerini ve zencefilli kurabiyelerini sevmişimdir. Yılbaşı tüketim çılgınlığının yaşanmadığı ilkokul çağlarımda bile parlak simli yeni yıl kartlarının her türlüsünden satın alır, postalamak yerine sadece kendime saklardım. Kartpostalda yer alan dağ kulübesinin pervazlarına biriken kar taneciklerini temsilen serpiştirilmiş simler ellerime bulaşır, çocuk aklıma hayaller kurdururdu.

15 Aralık 2019 Pazar, 07:30

Şimdi çoçukluğumdan da, ülkemden de uzakta bir yerdeyim. Yeni yıl beklentilerimin aklımda uçuştuğu, Kuzey Denizi’nin buz gibi esen rüzgârın yüzüme savuşturduğu sulu sepken eşliğinde tanıdık kafeden içeri dalıyorum. İçeride ılık yılbaşı kokusu... Taze kavrulmuş badem, tarçın, zencefil ve fırından yeni çıkmış sıcak çörek. Derler ya kokular ve duygular arasında güçlü ilişki vardır diye. Fransız Yazar Marcel Proust, çocukluğunda ıhlamur çayıyla yediği kekin kokusu yıllar önce halası ile birlikte bir anısını hatırlatır ve hissettiklerini “Kayıp Zamanın İzinde” adlı yedi ciltlik eserine döker. Umarım bu sene beynimin derinliklerine sürgüne gönderilmiş hatıralar, işbirlikçi kokular tarafından tetiklenerek benim de enfes bir roman yazmama neden olur. 

 Elvis Presley’in Noel şarkıları eşliğinde sıcak çikolatamı yudumlarken gözüm benden önceki müşterinin masaya bıraktığı gazetenin manşetine takılıyor. Manşet oldukça iddialı... “Noel Geleneği mi? Irkçılık mı?” Döndük mü Noel romantizminden, dünya gerçeklerine! Habere eşlik eden fotoğrafta, orta yaşlı bir adam siyaha bulanmış yüzünde iyice vurgulanmış mavi gözleri, kıpkırmızı abartılı boyanmış dudakları, simsiyah kıvırcık peruğu ve altın küpeleri ile dikkatimi çekiyor. Haberi okumaya devam ettikçe ülkede Noel kutlamaları etrafında fırtınalar koparan karikatüristik karakterin Siyah Piet olduğunu anlıyorum. Haber içeriğinde ise geçen günlerde düzenlenen Siyah Piet karşıtı protesto gösterilerinde, “Siyah Piet ırkçılıktır” ve “Siyah yüz, çocuk şenliği değil” yazılı dövizler taşıyan aktivistlerin, neo-Nazilerin ve süprematistlerin (beyaz üstünlükçülerin) sözlü ve fiziksel hakaretlerine maruz kaldığı yazıyor. Eğer neo-Naziler ve süprematistler “Siyah Piet” bayram kutlamalarını destekliyorsa, bu gelişme pek de hayra alamet olmasa gerek .  

Masum değiliz hiçbirimiz...

Peki ortalığı ayağa kaldıran Siyah Piet aslında kim? Her yıl kasım ayı ortalarında; Sinterklaas (Noel Baba), beyaz atı Amerigo, yardımcıları Siyah Pietlerle birlikte gemisiyle İspanya’dan Hollanda’ya gelir. Kırmızı pelerini, beyaz sakalı, elinde asasıyla Sinterklaas ve ellerinde torbalarla çocuklara hediyeler dağıtan Siyah Pietler ülkenin dört bir yanında okulları, hastaneleri, alışveriş merkezlerini ziyaret eder. 5 Aralık gecesi, Hollandalı çocuklar ayakkabıların içine Sinterklaas’ın atı için havuç ve kesme şeker koyarak şöminelerin yanına bırakır.  Siyah Pietlerin gece bacadan inip hediye çuvalını bırakacağına inanır. (Tartışmaları dindirmek için Siyah Piet’in aslında siyah olmadığı bacadan inerken yüzünün gözünün is içinde kaldığı iddia ediliyor. Duy da inanma.)

Hollanda’da, Sinterklaas’ın gelişi “korunması gereken bayramlar” arasında. Her ne kadar ülke başbakanı kutlamaları “masum bir çocuk bayramı” olarak nitelese de ulusal ve uluslararası yargıda, Siyah Piet’in ırkçılık unsurları taşıdığına hükmedildi. Ülke bugün tarihinde hiç olmadığı kadar çok milletli, çok kültürlü ve çok ırklı melez-metisaj bir toplum. Nüfusunun yüzde sekseni beyaz olan toplumda, geriye kalan yüzde yirmilik bölüm Surinam, Hollanda Antilleri, Fas ve Endonezya gibi eski kolonilerden gelen halklardan oluşuyor. Bu noktada tarihi bir gerçekliğe değinmek lazım. Hollanda 1863 yılında köleliğe son vermeden önce, transatlantik köle ticaretinin en önemli aktörlerinden biriydi. Sömürge ve köle ticaretinden zamanında büyük kârlar etmiş ülkede, bazı asillerin siyah çocukları birer hediyelik eşya gibi birbirlerine verdikleri de biliniyor. 

Tarihin bir cilvesi olsa gerek, Hollanda kültürünün masum bir parçası olarak gördüğü en büyük kutlamanın ana karakterleri tümüyle ithal. ‘Sinterklaas’ namı diğer Aziz Nikola Antalya doğumlu, çocuklara genç kızlara, gezginlere ve denizcilere yardım eden bir piskopos, Siyah Piet ise Afrika’dan koparılmış bir çocuk. 

Yakın zamanda yapılan kamuoyu yoklamalarında Hollandalıların yüzde 50’den fazlası “Siyah Piet” geleneğinin sürmesinden yana olduğunu beyan ederken, geleneğin değişmesinden yana görüş bildirenlerin sayısı 2011 yılında yüzde 7’yken bu sene yüzde 26’ya kadar yükselmiş. Magazin yıldızı Kim Kardashian West ve Amerikalı siyah rap’çi Wacka Flocka Flame tartışmaya müdahil olup, geleneği rahatsız edici bulduğunu belirtti. (Siyah rap’çi derken acaba ırkçı söylemde mi bulundum diye bir an durakladım, itiraf edeyim.) Henüz öğrenciyken “Arap Geceleri” temalı bir partide, yüzü siyaha boyalı Alaaddin fotoğrafı yüzünden özür dilemek zorunda kalan Kanada Başbakanı Justin Trudeau’yu da anmak lazım. Gerçekten derin pişmanlık mı duyuyordu yoksa tam seçim öncesi ortaya çıkan fotoğraf ile aşırı alıngan seçmenine şirin görünmeye mi çalışıyordu? İşin içine bir parça politika girince kimin samimi olduğuna karar vermek zor.

Sinterklaas, 6 Aralık günü buharlı gemisine binip ertesi yıla kadar gözden kaybolurken arkasında fitili ateşlenmiş ırkçılık tartışmalarını bırakıyor. Dünyada ırkçı eylemler ve ırkçı yöneticilerin sayısı artıyor. Birçok farklı görüşün savunulduğu ve ırkçılığın sınırlarının tam belirlenemediği tartışmada, psikolog Anne Ancelin Schützemberger’in tespiti ile bitirelim. “Başka ırklar yolculukta ve tatilde kabul edilebilir, fakat bizi rahatsız ettiklerinde ve kapı komşularımız veya torunlarımızın annesi veya babası olduklarında kabul görmezler, bazı parlak başarılara rağmen bu böyledir ve istisnalar kaideyi bozmaz.. Tüm söylemlere rağmen toplumlar ırkçıdır.”




[email protected]