Kapat
A+ A-

Tartışmalarla derin izler...

.
Yayınlanma tarihi: 17 Şubat 2019 Pazar, 11:46

[Haber görseli]

‘Andreas’ ile ‘Mimi’

Tarih, 22 Ekim 1988. Olympic Havayolları’nın, Londra’dan Atina’ya sefer yapan uçağından inenleri coşkulu bir kalabalık karşılıyor. Merakla beklenen kişi, geçirdiği kalp ameliyatının ardından memleketine dönen, 69 yaşındaki deneyimli bir politikacı. Yunan siyasetinde markalaşmış ve üç kuşaktan başbakan çıkarmış olan soyadından çok, adıyla anılan politikacı, merdivenlerden inerken sevinçle halkı selamlıyor. Sonra arkasına dönüyor ve uçağın kapısında bekleyen sarışın bir kadına eliyle onay veriyor. Bunun üzerine genç kadın, basamaklardan iniyor. Bu sahnenin kahramanları, “Andreas” ve “Mimi” idi. Panhelenistik Sosyalist Hareket’in (PASOK) kurucusu Andreas Papandreou’nun, bu görüntülerden aylar sonra, 38 yıllık eşi ABD asıllı Margaret’ten ayrılarak kendisinden 36 yaş küçük olan Dimitra “Mimi” Liani ile evlenmesi epey yankı yaratmıştı.

Üç evlilik yaptığı fırtınalı aşk hayatının yanı sıra, kravat ve takım elbiseye tercih ettiği dik yakalı kazaklarıyla Yunan popüler kültürüne renk katmış olan “Andreas”tan çok, “Mimi”yi anımsıyorsanız, haksız sayılmazsınız. Olympic Havayolları’nda hosteslikten, Papandreou’nun kişisel ofisinde müdürlüğe uzanan kariyerine, sonradan TV talk şov sunuculuğunu da eklemiş olan Dimitra Liani Papandreou, bir zamanlar basında sık sık yer alıyordu. İsterseniz, işin magazin boyutunu bir kenara bırakarak, modern Yunanistan’ın siyasi ve ekonomik tarihini derinden etkilemiş olan “Andreas”ı anımsayalım.

Yunan medyası, A. Papandreou’yu, doğumunun yüzüncü yılı nedeniyle 5 Şubat’ta andığında, kemer sıkma politikalarına son verme vaatleriyle 2015’te başbakan olan Aleksis Çipras’a da epey atıfta bulundu. Bunun nedeni, Çipras’ın, Papandreou’nunkine benzetilen politik iletişim stiliydi. Papandreou, ülkedeki yerleşik düzeni değiştirerek, Yunan “bağımsızlığına tehdit” oluşturan unsurlarla mücadele yönündeki söylemlerle halkın desteğini kazanmıştı. Ancak sonradan “radikallik” yerine “pragmatizme” yönelmişti.

“Komünizm tehdidi”ne karşı, Kral II. George’un desteğiyle 4 Ağustos 1936’da General İoannis Metaksas’ın önderliğinde kurulan ve 1941’de sona eren “Metaksas Diktatörlüğü” döneminde üniversite öğrencisi olan Papandreou, Troçkist olduğu gerekçesiyle kısa süre tutuklu kalmıştı. Sonradan, ülke dışına çıkmasına izin verilince, ABD’ye giderek Harvard Üniversitesi’nde iktisat doktorası yapmış; başbakan Konstantinos Karamanlis’in davetiyle ülkesine dönmüş ve Atina Ekonomik Araştırmalar Merkezi başkanlığı ve Yunan Merkez Bankası danışmanlığına atanmıştı. 1967 askeri darbesinden sonra yine tutuklanan ancak uluslararası baskılarla serbest bırakılan Papandreou, Albaylar Cuntası’na karşı yurtdışında mücadele etmişti. Cuntanın ardından, PASOK’un, 1974 seçimlerinde yüzde 14’e yakın olan oy oranını 1981’de yüzde 48’e çıkararak başbakanlık koltuğuna oturan Papandreou döneminde sendikalardan dine kadar pek çok alanda reformlar yapıldı. Örneğin, aile yasasındaki değişikliklerle kadının toplumdaki konumu iyileştirildi. Yine aynı dönemde, ulusal sağlık sigortası kuruldu. Papandreou, dış politikada milliyetçilik kartını oynayıp, özellikle Türkiye’ye karşı katı bir tutum izlediyse de, sonradan tavrını değiştirdi. Yunanistan’ın 1987’de Ege Denizi’nde petrol arama çalışmalarını başlatmayı planladığını duyurmasıyla gerginleşen ilişkiler, A. Papandreu ve Turgut Özal’ın 1988’de İsviçre’nin Davos kentinde buluşmalarıyla yumuşama sürecine girdi.

Liyakat yerine kayırma

Papandreu’nun rakiplerinin telefonlarını dinlettiği iddiaları ve bazı hükümet üyelerinin adının, banka hortumlama olayı olan “Koskotas Skandalı”na karışması, PASOK’un 1989 seçimlerini yitirmesinde önemli rol oynadı. Ancak Papandreou, 1993’teki erken seçimleri PASOK’un kazanması üzerine yeniden başbakan oldu. Sağlık sorunları nedeniyle 1996’da görevden çekildikten bir süre sonra yaşamını yitirdi. Aradan geçen yıllara karşın, A. Papandreou’nun politik ve ekonomik mirası hâlâ eleştiriliyor. Örneğin, Papandreou döneminde, liyakat yerine kayırmacılığa dayanan bir politik sistemin kalıcılaştırıldığı belirtiliyor. 1980’lerde kamu sektöründe çalışanların sayısı ve harcamaların rekor artışı ile kamu borçlarının gayrısafi yurtiçi hasılaya oranının neredeyse üçe katlanmış olması da vurgulanıyor. Eski eğitim bakanlarından Constantine Arvanitopoulos, “European View” dergisinde, PASOK’un popülizminin, “Yunan toplumsal değerler sistemini yozlaştırarak ahlaki görecelik ve kuşkuculuğa sürüklediği”ni aktarıyor. Wolverhampton Üniversitesi’nden Profesör George Kassimeris ise, Kathimerini gazetesinde “Papandreou’nun başbakanlık yaptığı dönemlerin, ülkenin aynası niteliğinde” olduğu yorumunu yapıyor. Hayranları ya da kendisinden nefret edenlerin uzlaştığı tek nokta, halktan biri gibi görülen “Andreas”ın, ardında silinmeyecek izler bıraktığı...

[email protected]

Cumhuriyet İMECESİ

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Turgut Özal