Kapat
A+ A-

Huzurun olduğu yer...

“Modern olmak için zahmete girmeyin. Ne yazık ki bu ne yaparsak yapalım kaçamayacağımız bir durum.” Salvador Dali...
Yayınlanma tarihi: 17 Mart 2019 Pazar, 12:32

[Haber görseli]Büyülü bir ortamdaydık, rüya gibiydi! Gerçek gibi gelmiyordu ama gerçekti. Köye kabul edilen ilk yabancıydım. İnanması zor olan bu gerçekliği tüm teknolojik imkânlara rağmen ne yazık ki kaydedemezdim, buna izin yoktu. Bu köyde fotoğraf çekmek yasaktı. Çaresiz her anı zihnime kazımalıydım... Eşyasız bir evde, yer sofrasının etrafında oturuyorduk. Palmiye ağacından, ahşap, bungalov tipi bir ev. Cakarta’dan birlikte geldiğimiz dördü Endonezyalı ve ben beş misafir, diğerleri arkadaşım Wiwi’nin köyden tanışları, yaklaşık 30 kişiydik.

Her gün olduğu gibi akşam 6’da hava kararmış, geceyi ay ışığına emanet etmişti. Dışarıya yetse de o ışık evde yetersizdi. O yüzden kendi yaptıkları meşalenin loş ışığında, yüzlerimizi zor seçebiliyorduk. Yer soframız muz ağacı yapraklarının yere uzunlamasına serilmesiyle kuruldu. Buralarda muz, palmiye ağaçlarının her şeyinden faydalanılır. Bazen yaprakta pirinç pişirilir, bazen sepetler, çantalar örülür, gerektiğinde kıyafet olur.

Modern hayatın uzağında...

Arkadaşım Wiwi Somoersano, Cakarta’dan çıkmadan önce hepsi plastik poşetler içinde birçok hazır yemek satın almıştı. Pirinç, erişte, et yemeği, sebze boldu. Onları tek tek çıkarıp özenle yapraktan masa örtümüzün üstüne yerleştirdi. Yemeğe başlamak için hiç kimsenin acelesi yoktu, köyün Büyük Şefi’ni bekliyorduk.

Burası Java Adası’nda Cakarta’ya karayolu ile sadece 5 saat uzaklıkta Baduy bölgesi. Medeniyet sadece 5 saat uzakta ama onlar yüzyıllarca gerideymiş gibi bir yaşam sürüyor...

Bölgede İç Baduy ve Dış Baduy köyleri var. İç Baduy’da Cibeo, Cikesik ve Cikartawana adındaki üç köy en ilkel olanları, medeniyeti tamamen reddedenler. Her şey doğal yaşamla uyumlu. Kadın ve erkekler tek tip kıyafet giyer, ayakkabı, çorap yok. Diş macunu, fırçası, sabun vs. yok.

Dış Baduy’a modern hayat çoktan göz kırpmış. Sözgelimi güneş ışığı ile şarj edilen aydınlatma, cep telefonu, otobüs, tren gibi ulaşım aracı kullananlar var. Oysa İç Baduy’da günlük hayatta alışkın olduğumuz hiç birşey yok. Dış Baduy’u içerden ayrılanlar kurmuş. Çıkmak isteyen çıkar, zorlama yok ama dönüşü de yokmuş.

Bu bölgeye ikinci gidişimdi, ilkinde bir grup yabancı kadınla gidip Dış Baduy’da bir evde kalmış, gözlemlerimi yazmıştım. Endonezyalılar iki tür köye girip gezebilir ancak yabancılar için böyle değil. İç Baduy’a yabancı girmesi yasak. Sömürgecilerin zulmünden saklanan bölge insanları yabancıları istemiyormuş. İlk gidişimde gruptaki yerel arkadaş o tarafa girmişti. Ben çok istememe karşın rehberimiz risk almayıp beni götürmemişti.

Sonra orayla sıkı bağları olan Wiwi ile tanıştım. Benim aslında Endonezyalı gibi koyu tenli olduğumu ve eğer konuşmazsam anlamayacaklarını ve beni köye götüreceği bir gruba dahil edebileceğini söylediğinde inanılmaz gelmişti.

Ve şimdi gerçekten oradaydım... Verdiğimiz molalar ve belli bir noktada arabayı bırakıp 1 saatlik yürüyüşten sonra kalacağımız eve ulaştığımızda ilk istediğimiz bir tuvalet, mümkünse duş, el yüz yıkamaktı. Ev sahibimiz bize bu ihtiyaçlarımızı gidereceğimiz ırmağa kadar eşlik etti...
Eve dönünce yorgunluğun üstüne bir çay ya da kahve ne güzel gider derken kocaman bir taze hindistan cevizi geldi. Oraların en güzel en doğal içeceği. Tepesini ustaca kesti yaşlıca evsahibimiz, delinince bir miktar su dışarıya fışkırdı ve bize uzattı. Çok severim hafif tatlı bu içeceği, tok tutar, susuzluğa iyi gelir.

Belge alma mücadelesi

Büyük şef içeri geldiğinde hepimiz ayağa kalktık, selamladık, tanıştık. Daha önce Wiwi beni götürmek için izin istediğinde, Şef fotoğrafımı görmek istemiş, ben de göndermiştim.

Görür görmez oradan olmadığımı anlamış. Wiwi, nasıl farkettiğini sorunca burnundan demiş. Böylece burun yapılarımızın değişik olduğunu ilk kez farkettim. Meğer Büyük Şef beni Araplara benzetmiş. Neyse ki Wiwi’nin torpili sayesinde izin çıkmıştı.

Wiwi onlara çeşitli projeler yaparak yardım ediyor. Köye doğru yürürken anlattı. Geçen yıla kadar doğum belgesi bile olmayan bölge sakinlerine bitmez çabaları sonucu nüfus cüzdanı çıkarılmıştı. Modernliğe ait istedikleri tek şey buydu. Böylece hükümetten arazilerini genişletmeyi talep etmişlerdi, nüfus artmaktaydı ve tek geçim araçları olan pirinç ektikleri alanlar yetmiyordu. Hatta Wiwi’nin söylediğine göre, önceki yıl ev sahibimiz Safri ve birkaç Baduylu iki gece üç gün çıplak ayakla yürüşün sonunda Endonezya’nın bağımsızlık gününde Başkanlık Sarayı’na ulaşıp Başkan Jokowi ile tanışma şerefine ermiş, bazı dileklerini iletmişlerdi.

Büyük Şef’le tanışmanın ardından yemeğe geçildi. Wiwi bize tercümanlık ediyor, benim vatanımı anlatmaya çalışıyordu. Dünya hakkında neyi ne kadar bildiklerini tahmin etmek zordu...

Ziyaretimizin gerçekleştiği dönem onların SEVA dedikleri özel bir oruç dönemiydi. Anlattıklarına göre, nisan ayını da içeren ve bahar gelmeyen ülkede bahara tekabül eden bu 3 aylık sürede az yemek yeniyor. Hayatın başlangıcını temsil eden yumurta yenmiyor. Oruç sürecinde seyahat edilmiyor, birbirleriyle daha az konuşuyorlar. Ziyaretçi kabulü de kısıtlamalardan. Ama Wiwi aileden sayıldığı için kapılar bize de haliyle açıldı.

Bölgede 152 farklı inanç var. Baduy insanı dünyada sadece bir yaratıcının olduğu inancında. Dünyaları tamamen iyi olma üzerine kurulmuş, kötülük bilmezler, anlaşmazlık yok, boşanma yok, ölene dek tek eşliler ancak eş ölürse tekrar evlenmek olası. Çocuklar sokakta güvende, kadın cinayeti yok, yiyecek az ama taşında toprağında huzur kokuyor. Ve daha daha ne güzellikler var, bu köşeye sığdıramayacağım...

Yemek bittiğinde geç olmuştu, tek tek ayrıldı köylüler. Şefe bu imkânı bana sağladığı için teşekkür ettim. Wiwi’ye şöyle dedi. “Herkes dünyanın her yerinde 5 yıldızlı bir otelde kalabilir ama bizim köyde kalamaz, arkadaşın köye giren ilk yabancıdır. Gecenin tadını çıkarsın.”


Bu ayrıcalığı derinden hissederek, ev sahipleriyle birlikte 13 kişi, 50 m2’ lik salonda, matlarımızın üzerine dip dibe uzandık. Gece tuvalete gitmemeyi dileyip doğa ve gecenin sesini dinlerken uyuyakalmışım.

[email protected]

Cumhuriyet İMECESİ