Kapat
A+ A-

Eşinin bakanlığını yedi

Göçmen karşıtı siyasi partiden Norveç Adalet Bakanı Tor Mikkel Wara, geçen ay eşinin adının karıştığı skandal sonrası istifa etti.
Yayınlanma tarihi: 7 Nisan 2019 Pazar, 11:43

[Haber görseli]Geçen ay, Norveç Adalet Bakanı Tor Mikkel Wara’nın eşi polise telefon ederek tehdit edildiklerini bildirdi ve kendilerini hedef gösteren tiyatro grubundan şikâyetçi oldu. Ancak şikâyete rağmen oyun devam ediyordu. Polisin şikâyet üzerine pasif kaldığını düşünen Bayan Wara polise telefonlarını sıklaştırmaya başladı. Bakanın eşine göre tiyatro grubunun sahnelediği ırkçılık ve yabancı düşmanlığını konu alan oyunun bir sahnesinde görülen adalet bakanının evinin fotoğrafı, kasıtlı olarak hedef göstermek için seçilmişti. Kadın kendine göre haklıydı. Eşi ve kendisi yabancı karşıtı, kimilerine göre ırkçı olarak nitelenen İlerleme Partisi’nin önde gelen isimleriydi. Üstelik eşi de bakandı. Hedef gösterildikleri için göçmenlerin saldırısına uğrayabilirlerdi. Gelen tehdit telefonları da saldırıya uğrayacaklarının ilk işaretleriydi. Polis tiyatro grubu hakkında yasal işlem başlatmalıydı. Polise şikâyet telefonları sürerken bir gece bakanın otomobili evinin önünde yakıldı. Tabii ki ertesi gün kadının feryatları gazetelere manşet oldu. Polisin aldırmazlığından yakınıyor, gözü dönmüş yabancıların otomobillerini yakacak kadar işi azıttıklarını dile getiriyordu. Polis ise suçlunun yakalanacağını açıklamakla yetiniyordu. Gerçekten de polis sonunda otomobili yakan saldırganı yakaladı. Arabayı yakan bakanın eşiydi. Kadının yabancı düşmanlığı, körüklemek amacıyla olayı tezgâhladığı ortaya çıktığından hakkında yasal süreç başlatıldı. Bakanın da istifa etmekten başka çaresi kalmadı. Eski bakan şimdi evde sinirleri bozulmuş olan eşini teskin etmeye çalışıyor. Çokbilmiş kadın hem kendisini yaktı hem eşini.

IŞİD belası...

Nedir bu çokbilmişlerden çektiğimiz. Hayatı kendi çıkarlarına gore kurgulayabileceklerini zanneden, her türlü kurnazlığı meşru gören çokbilmişlerin son kertede herkese zararı dokunuyor. Hele bunlar iktidar sahibiyse yol açtıkları zararlar çok daha yıkıcı oluyor. Irak’ta, Suriye’de terör estiren IŞİD’cilerin binlercesinin Avrupa ülkelerinden giderek bu örgüte katıldıkları biliniyor. Bu fanatiklerin Ortadoğu’ya gitmeden önce bulundukları ülkelerde uslu çocuklar gibi yaşamadıkları da. İstihbarat servisleri bunları adım adım izliyordu. Somali’deki terör örgütü Eşşebab’ın Stockholm’de hangi mahallede örgütlendiği, kaç kişinin Afrika’ya giderek terör eylemlerine katıldığı herkesin dilindeydi. Şimdi, IŞİD’ciler vatandaşı oldukları ülkelere dönmeye başlayınca paçalar tutuştu. İsveç Başbakanı, teröristlerin uluslararası bir mahkemede yargılanması gerektiğini savundu. Sosyal hizmetler servisi vatandaşlara sahip çıkmalıyız diyerek yardıma koştu. Alman bakan teröristlerin vatandaşlıktan atılması gerektiği yolunda konuşmaya başladı. Oysa bunların ne haltlar karıştırdıkları yıllardır bilinmekteydi.

Avrupa ülkelerinin teröristlerin uzun vadede başlarına bela olabileceklerini göremediğini iddia etmek pek akıllıca bir açıklama olmasa gerek. Acaba başka ülkelere verecekleri zararlar kendilerini ilgilendirmediği için mi göz yumuldu. Yoksa politikayı belirleyen insani yaklaşım mıydı. Farklı görüşler ileri sürülebilir ama işin rengi değişmeye başladı.

Terör örgütüne üyelik

İsveç Adalet Bakanlığı teröristlerin uzun vadede sorun yaratabileceklerini düşünmüş olmalı ki bu konuda bir yasa önerisi hazırladı. Silahlı terör örgütüne üye olmayı suç olarak gören taslak her yasa taslağı gibi önce hukuk kuruluna gönderildi. Hukukçulardan oluşan kurul incelemesinde taslağın anayasaya aykırı olduğunu değerlendirdi. Taslak böylelikle parlamentoya gelmeden rafa kaldırıldı. Yasa taslağının rafa kaldırılması konunun unutulacağı anlamına gelmemeli. Avrupalılar önünde sonunda bu konuyu tartışmak ve tavır almak zorunda kalacaklar. Çokbilmişliklerinden bugüne kadar sorunları hasır altı ettiler. Bu süreç yerli ırkçıların palazlanmasına yol açtı. Irkçı partilerin bütün Avrupa’da nasıl güçlendikleri biliniyor. İsveç’teki İsveç Demokratları adlı parti şu anda ikinci büyük parti olarak sahnede. Gelecek ay yapılacak Avrupa Parlamentosu seçimlerinden ırkçı partilerin daha da güçlenerek çıkacağı anlaşılıyor. İsveç’teki kamuoyu araştırmalarına göre güçlenen iki parti sağ kanatta İsveç Demokratları ile sol kanatta Sol Parti. Seçmen merkez sağ ve merkez sol partilerden bıktı. Radikal çözümler üretebilecek partilere yöneliyor. Gelişme sol için bir şans ama onlar da yaratıcı bir model sunmaktan çok uzakta. Bildik retorikle yerlerinde patinaj yapıyorlar.
[email protected]

Cumhuriyet İMECESİ