Cakarta’da seyyar lezzetler

Endonezya Üniversitesi Türk Medeniyetleri bölümü öğretim üyesi Emma, iftar için girdiği Sundanese lokantasında yer bulamayınca hayal kırıklığı içinde çıkmış orucunu yol kenarında (Warung) yemek satanlardan aldıklarıyla açmıştı.
Yayınlanma tarihi: 26 Mayıs 2019 Pazar, 12:15

[Haber görseli]

Aslında “sokaktan aldığı yemeğin lezzet açısından hiç farkı yok, hatta daha lezzetli” diyordu ama lokantada oruç açmak ayrı bir keyifti. Endonezyalı olduğu halde bu küçük detayı unutmuş, iftar için rezervasyon yaptırmadığından açıkta kalmıştı. Neyse ki imdadına sokaktaki seyyar yemek arabaları yetişmişti. Yalnızca Emma değil birçok kişinin imdadına yetişiyordu seyyar açık büfeler, bizim simitçiler gibi.

Cakarta’da her zaman hemen her sokakta bulunan bu gezici yemekçilerin her birinin ünlendiği bir yemek çeşidi olup, insanlar üşenmez o lezzeti tatmaya uzaklardan gelirler. Mesela merkezdeki Jalan Kebon Siri (nasi goreng) pilavcısı gibi. Ramazan ayında daha da artıyor sayıları, iftar zamanı sokakları bir şölen havasına sokarken trafiği ne kadar zora soktularını umursayan yok gibi! Üç tekerin üzerine oturtulmuş tezgâh üstünde, sokakta en geleneksel yemekler yapılır, acıkanlara her daim sıcak servis yapılır. Gezen tezgahın yanında küçük bir kova suda bulaşıklar hemen yıkanır tabaklar sonraki müşteriye hazırdır. Evinde oruç açmayı tercih edenlere ise en ekonomik seçenek yine onlardır.

Rezervasyon şart

Ramazan menüsü tatlısından tuzlusuna hemen hepsinde aynıdır. Kolak; hindistan cevizi sütü ve şekerinin muz veya tatlı patatesle karışımından yapılan bir tatlı, Lontong; yaprak sarmasını andıran ama muz yaprağı içinde pişirilen pirinç ve gorengan (kızartma). O küçük tezgâhın üstünde, sokakta yemek bir yana palmiye yağında çıtır çıtır kızartma bile yapılır.
Maddi durumu iyi olan ve tercihini lokantada iftardan yana kullananlar daha planlı davranmak zorundadırlar. İftar vakti lokantalara pat diye gidilmez aksi takdirde Emma gibi kapıda kalınır. İllaki rezervasyon, menüden seçimler yapılmalıdır.

İftar için başka bir seçenek ise büyük otellerin açık büfeleridir. Diğer yandan bütçesini hayırseverlerin de üstlendiği şekilde, camilerde de iftar yemekleri düzenlenir. Bu yıl da Cakarta’nın orta yerindeki, Güneydoğu Asya’nın en büyüğü olan İstiklal Camisi en kalabalık iftara ev sahipliği yapmakta. İlk devlet başkanı Sokerno zamanında 1978’de açılan ve adını Endonezya’nın bağımsızlık mücadelesinden alan cami 120 bin kişi kapasitelidir. Yapımı 17 yıl süren caminin ilginçtir ki mimarı bir Hıristiyandır ve Katolik Katedrali’nin karşı komşusudur. Eski ABD Başkanı Obama’nın ziyaretiyle ününe ün katmıştır. Böyle özel zamanlarda birinin otoparkı diğerine kapısını açar, komşuluk ilişkileri örnek düzeydedir.

Bu yıl İstiklal Camisi’nde verilen iftarların Katar gibi bazı zengin Arap ülkelerinin bağışı ile yapıldığı söylenmekte. İftara gelen halk yemek paketlerinin lüksü, çeşidi ve büyüklüğünü görünce çok şaşırıyor, bitiremedikleri için kalanı evlerine götürüyor, sahurda bile yetiyormuş.
Ramazan ayı boyunca devlet dairelerinde özel saat uygulamasına geçiliyor ve iş erken başlayıp erken bitiriliyor. Diğer avantajı da iklim getiriyor. Gece ve gündüzler eşit olduğu için güneş 6 civarında batıyor ve haliyle iftar daha erken oluyor. Ayın anlamına uygun en güzel paylaşım, dinler arası iletişim. Mesela Çin asıllı Hıristiyan Endonezyalıların Müslüman arkadaşlarını iftara çağırması. Endonezya Büyükelçisi de Ankara’daki vatandaşlarını konutunda iftara çağırıp kendi yemeklerini sunarak geleneklerini yurtdışına taşıyor.

[email protected]

A+ A-