Caz esintili sokaklar...

.
Yayınlanma tarihi: 2 Haziran 2019 Pazar, 11:06

Brüksel Flaman Kraliyet Tiyatrosu’nda girişte biletimizi verip adımızı yazdırdık. Kapıda içeriye girmek için sıramızı bekliyoruz. 50 dakikalık sürekli dönen bir performans. Karşımızda tiyatro salonunu tadilat ettirip tekrar hizmete açan politikacıların adı yazılı. Hemen sanat unutulup siyaset muhabbeti başlıyor. 26 Mayıs seçimleri için bana vekâlet vereceğini söyleyen arkadaşım işlemleri tamamlayamamış. Sabah Türkiye’ye uçacak. Aşırı sağ ve popülist söylemlere karşı sol ve sosyalist partileri desteklemek gerektiğini bir kez daha hatırlatmam nafile!

Yastıkla sohbet

Adım okunuyor, içeriye giriyorum. Simsiyah zemin üzerinde tümsekler dalgaları andırıyor. Sanki siyah örtülerin altına insan yerleştirerek inişli çıkışlı uçsuz bucaksız bir alan oluşturmuşlar. Ne oyuncu var, ne seyirci. Oyuncu da sensin, seyirci de! Gidiyor, ilerideki bir yastığa dayıyorum başımı. “Hey” diyor, yastık konuşmaya başlıyor. “Dışarıda hava nasıl” diye soruyor. Yanıtlıyorum. “Bana sarılabilirsin” diyor yapay ses. İçerisine bir mikrofon ve alıcı yerleştirilmiş olan yastığa sarılmış, yastıkla muhabbet ederken buluyorum kendimi. Birlikte rüzgârın sesini dinliyoruz. Birlikte rüzgâr sesi çıkarıyoruz. Hayatı, dünyayı sorguluyoruz. Hatta felsefe yapıyoruz. “5 dakika kestirelim mi?” diyor yastık, uzanıp 5 dakika kafa dinliyoruz. Birlikte şarkı bile söylüyoruz. Hem de çok sevdiğim “Killing Me Softly With His Song” şarkısını!

Birçok soru soruyor yapay ses. “İnsan olmak nasıl bir şey?” sorusuna anında yapıştırıyorum cevabı: “Çok zor”. “Hele insan kalmak daha da zor.” Ben de ona soruyorum. “Evet” ya da “hayır” diye yanıtlıyor. Birbirimizi tanıyoruz. Karşıda sahiden biri var hissine kapılıyorum bazen.

Performansın arkasındaki beyin Begüm Erciyas, Japonya’da bir yıl konuk sanatçı olarak kaldığı dönemde robot araştırmaları yapılan laboratuvarları gezmiş. Yapay zekâya ve konuşma teknolojisine Batılıların Japonlardan farklı baktığını, Japonya’da robotlara ve teknolojiye daha dostça yaklaşıldığını gözlemlemiş.

Yastıklar seni dinliyor hatta anlıyormuş gibi bir izlenim yaratarak bir bağ kuruyor. Bu dijital çağda, sizi dinleyenin gerçek bir insan olup olmadığını söylemek gittikçe zorlaşıyor. Performans boyunca, gerçek bir kişiyle mi, bir makineyle mi veya kendinizle mi konuşup konuşmadığınızdan sürekli olarak şüphe duyuyorsunuz.

Brüksel Sanat Festivali (Kunstenfestivaldesarts) kapsamında 15-20 Mayıs arasında Brüksel bir Türk kızının Pillow Talks (Yastık Muhabbetleri) adlı sıradışı performansına ev sahipliği yapıyor. Yanımdaki kişi ise kızıyla gurur duyan arkadaşım Kenan Erciyas. Oy kullanmak için vekâletini yetiştirememesine olan kızgınlığım sanat dünyasına yetiştirdiği kızı sayesinde anında yok oluyor.

‘Ne kadar çeşitlilik olursa o kadar güzel’

Brüksel sanata önem veren bir kent. Brüksel metrosunda çalacak olan sokak müzisyenleri ve müzik grupları bile artık seçmelerle belirleniyor. Amaç metro duraklarında sunulan müziğin kalitesini ve çeşitliliğini artırmak. Seçmelerde beğenilenlere bir yıllık metroda çalma izni veriliyor. Seçmelere katılan bir müzisyenin dediği gibi, “Hep aynı şarkıları çalmak sıkıcı. Müzik de hayat gibi, ne kadar çeşitlilik olursa o kadar güzel!”

24-26 Mayıs arasında ikincisi düzenlenen Brüksel Caz Haftasonu festivalinde kent merkezi, çevresi ve Avrupa semti olarak üçe ayrılan Brüksel’de meydanlarda, küçüklü büyüklü kapalı mekânlarda yüzlerce etkinlik düzenlendi. Caz eşliğinde sokaklarda dans edildi.

Eski kent meydanı Grand Palace’taki konserleri ıskaladık. Biz sadece seçimden bir gün önce, 25 Mayıs’ta Avrupa Parlamentosu önündeki Place du Luxembourg alanındaki konsere yetişebildik. Arkadaşlarla ertesi gün merkez solun zaferiyle sonuçlanacağını hayal ettiğimiz seçime hazırladık kendimizi. Son anketlerde yüzde14 görünen ırkçı Vlaams Belang’ın seçim sürprizi yaparak, oyunu yüzde12 artırarak Flaman Bölgesi’nde yüzde 18’den daha fazla oy alıp ikinci partiliğe yükseleceği ve seçimden zaferle çıkacağını kimse aklından geçirmiyordu.

“Belçika’da ırkçıların başarısının sol söylemleri kopyalamalarından kaynaklandığının ve ırkçı Vlaams Belang’a oy verenlerin erkeklerden ve eğitim düzeyi düşük alt ezilen gariban sınıftan oluştuğunun analizini” yapmaya elim varmıyor. 541 günlük federal hükümet kuramama dünya rekoru elinde bulunan Belçika’da farklı koalisyon senaryolarını ele alarak da zaman kaybetmek istemiyorum.

Takvimler 28 Mayıs’ı gösterdiğinde biz yine Place du Luxembourg’tayız. Bizim gibi düşünen diğer 4 bin kişiyle, Avrupa’da aşırı sağın ve ırkçılığın yükselişini protesto eden “Aşırı sağ ve faşizm karşıtı koalisyon”a destek veriyoruz. “Ne kadar çeşitlilik olursa o kadar güzel olur hayat. Çünkü dünya ancak tüm renklerle güzeldir” desek ırkçı anlar mı? Hangi müzik türünü dinler ırkçı? Cazımızla sazımızla üzerine gitsek etkilenir mi? Pillow Talks performansındaki yapay sesli yastığa sorsaydım bunları keşke!

Yapay yastık bir daha gelse de, şöyle sıkıca sarılıp “Ne olacak Belçika’nın hali?” diye muhabbet etsek...

[email protected]

A+ A-