Yaz Ortası Bayramı’nı kutladık ama...

Yaz gerçekten geldi mi acaba? Cuma günü her yıl olduğu gibi Yaz Ortası Bayramı’nı kutladık ama yaz gelecek mi, gelirse ne kadar sürecek, kestirmek zor. Ortasından öncesi istikrarlı geçmediğinden ortasından sonrasına da güvenemiyor insan.
Yayınlanma tarihi: 23 Haziran 2019 Pazar, 14:27

[Haber görseli]Bayram günü hava sıcaklığı iyiydi ama parçalı bulutluydu. Sanki her an yağmur atıştıracakmış gibiydi. Bayramdan önce meteoroloji haberlerinde yağmur yağabileceği söylendiğinden tedirgindik. Aslında, artık onlara da güvenemiyorum. Tahminleri tutmuyor. Kendileri de itiraf ettiler. Küresel ısınmaya bağlı olarak, atmosferde istikrarsızlık olduğundan ölçümlerde hata olabiliyormuş. Bu durumda insan düşünüyor. Acaba temmuz nasıl geçecek? Muhtemelen az bulutlu, ara sıra kuzeyden esen rüzgârların getirdiği yağmur bulutlarının sıcak havayla temas etmesi sonucu meydana gelen yağışlar altında geçecek. Ah kuzey, ahhhh. Ağustos zaten bazen yağmurlu, baştan sona da çok nemlidir. Boşuna “Çürük ay, çürüme ayı” dememişler. 23 Temmuz-23 Ağustos arasının çok nemli olduğu kitaplarda da yazılıdır. Neyse, bayramdan söz edecektim, yazı hava raporuna dönmeye başladı.

Pagan gelenek

Kuzeyliler eskiden beri haziran ayında en uzun günü, Yaz Ortası Bayramı olarak kutlamaktalar. Yazın garantisi olmasa bile. Ne yapsınlar, kasvetli, karanlık soğuk aylardan sonra, güneşle en uzun süre haşır neşir olacakları günü bayram günü olarak kutlamaya karar vermişler. Tanrı’nın da, o gün kendilerine yakın olduğuna inanmışlar. İlk zamanlarda akıllarına gelmeyen şeyleri de zamanla gelenek haline getirerek, dansıyla, şarkısıyla, yemeğiyle, içkisiyle, aşkıyla, eğlenceli bir bayram yaratmışlar. “Her şey dahil tatil” gibi, eğlenceli bir bayramı kim sevmez. Ben de seviyorum da, yaz ortası demeye dilim bir türlü varmıyor aslında. Yazın geldiğini tam olarak anlayamadan ortasını kutlamak biraz tuhafıma gidiyor. İsveçliler için Yaz Ortası Bayramı 24-25 Haziran’dır. 24’ü arife, 25’i de bayram günüdür, ancak kutlamaların ağırlığı 24’ündedir. Eğer 24’ü cuma gününe rastlamıyorsa, bu yıl olduğu gibi 21’inde kutlanır.

En uzun günün ne zamandır kutlandığı kesin olarak bilinmiyor. Tektanrılı dinlerden önce insanlar korktukları, kaderlerini belirlediğine inandıkları güneşe, ateşe tapıp kurban adadıkları gibi, en uzun günde de sevinç gösterileriyle, eğlenerek, güneşe minnettarlıklarını gösterdikleri tahmin ediliyor. Hıristiyanlıkla birlikte kurumsallaşan kilisenin de insanlar üzerinde etkinlik kurmak, kiliseye çekmek için pagan geleneklere dinsel kılıf takarak sürdürdüğü görülüyor. Örneğin, Yaz Ortası Bayramı, Hıristiyan kilisesi tarafından 300’lü yıllardan sonra Aziz John Günü olarak kutlandı. Güneşe hasret çekmeyen Akdeniz ülkelerinde Yaz Ortası Bayramı zaman içinde tavsamış olsa da Kuzey Ülkeleri’nde gelenek devam ediyor. Kuzeylilerin tabii ki Aziz John’un doğum günüyle falan ilgileri kalmamış. Onlar için önemli olan, aylarca hasret kaldıkları güneşli günlerin tadını çıkarmak için eğlenmek.

Dans, içki, aşk

İsveç’te ilk yıllarımda nisan başında doğum patlaması yaşanmasını, bebeklerin ilk aylarını bahar ve yaz döneminde geçirmeleri için ailelerin planladıklarını düşünüyordum. Sonradan öğrendim ki bu çocuklar Midsommar (Yaz Ortası Bayramı) çocuklarıymış. Aslında bunda şaşıracak bir şey yok. Gün boyu dans edip, şarkı söyleyip, yiyip içtikten sonra, hele bir de en uzun günün uğuruna inanıp kutsallık yakıştırması da yapıyorsa çiftler için bundan daha iyi gün mü olur. Eski İsveçliler, tanrısal güçlerin bu en uzun günde hissedilecek kadar yakınlaştığına inanırlarmış. Bugünü sihirli ve kutsal saydıkları için, yaşamın günlük akışından farklı olarak alışık olunmayan şeyler yaparlarmış. Kırda çıplak gezmek, çimenlerde sevişmek gibi.

Eğlenceler, halk toplandıktan sonra, bol yaprak, dal ve çiçeklerle sarmalanmış Yaz Ortası Direği’nin (Midsommarstang) şarkılar eşliğinde meydanın ortasına dikilmesiyle başlar. Direk dikildikten sonra çiçek ve yapraklarla yaptıkları taçları (Midsommarkrans) başlarına koymuş genç kızlar, delikanlılar, çocuklar ve yaşlılar direğin etrafında dans eder. Danstan sonra da yemek faslı başlar. Geleneklere bağlı olanlar için, değişmeyen mönü salamura ringa balığı ile somon ve yanında mutlaka taze patates haşlaması. Bu mönüye en yakışan da snaps denilen votkayı andıran içkidir. Sofranın değişmeyen meyvesi çilek, tatlısı da çilekli pastadır. Bira ve snaps tüketiminin bu bayram gününde rekor düzeyde olduğunu düşünerek günün hikâyesini gözünüzde canlandırabilirsiniz.

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.