Bir sofra çevresinde dayanışma

.
Yayınlanma tarihi: 30 Haziran 2019 Pazar, 12:08

Buralarda yaşamımızı sürdürürken kuşkusuz bir gözümüz de hep ülkemizde, yurdumuzda. Altı aydır seçimle yatıp kalkan Türkiye ile birlikte yurtdışında yaşayan Türkler de aynı heyecanla ve yakından izleyerek sürece katıldılar. Ve son dönemde sadece İstanbul’da değil, tüm Türkiye’de olduğu gibi, yurtdışında da kişioğlu ve kızlarının gönlünde umut tomurcukları açtı. Her şey güzel olacak dendi; ve gelecek güzel günlerin ışıltısı bu aralanan kapının ardından yüze vurdu. Bu umutlu pazar günü başka güzelliklerden söz etmek istiyorum. Ben onu yıllar önce çekmiş olduğu orta uzunluktaki bir filmle tanıdım. Bir ilk filmdi ancak yurdumuzun son dönemlerde içinde yaşamakta olduğu çok önemli sorunlara parmak basıyordu. Ardından, yine kanayan toplumsal bir yaraya parmak bastığı başka bir film yaptı. Dahası gelecekti, ancak bazı olumsuzluklar devamını getirmesine engel oldu. Bir biçimde ve uzun bir serüvenin sonunda Kanada’ya ayak bastı. Kanada son yıllarda yaşamak için gözde ülkelerden biri. Ama yaşama başlamak o kadar da kolay değil. Gerçekte nereye giderseniz gidin, yeni bir yaşama başlamak o kadar da kolay değildir; bu aynı ülke içinde de benzer zorlukları içerir. Ancak yeni ülkenin kendine özgün koşulları, yazılı yazısız kuralları vardır. Ve siz, örneğin dil bilmezseniz, ki çoğu kez dilini de bilseniz usunuza gelmeyecek zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Ülkenizde edinmiş olduğunuz eğitimöğretim ve deneyimin size pek yararı olmaz; ne denli yetkin olursanız olun, yeni bir ortamda sudan çıkmış balık gibisinizdir.

Yalnızlıklar paylaşılıyor

Özellikle ilk günler, aylar en zor anlardır. İşte Başak Büyükçelen de bizler gibi bu zorluklardan geçti. Herkesin harcı değildir direnmek, hayallerini gerçekleştirebilmek. Başak, yaşamış olduğu iyi kötü deneyimlerden birer öğrence çıkarıp “bu böyle olmamalı” dedi ve kendisi gibi yeni gelenlerin yeni yaşamlarına bir katkıda bulunmak amacıyla kolları sıvadı ve yanına aldığı dört kadınla birlikte adına “The Supper Society” dediği bir oluşum kurdu. Bu oluşumla bir yılı aşkın süredir evrenin dört bir yanından Montreal’e düşmüş yeni göçmenleri bir sofra çevresinde topluyor ve onların bu ilk adımlarında yalnız olmadıklarını duyurmaya çalışıyor. Yeni gelenler herhangi bir yükümlülük almadan Kanadalılarla ya da uzun zaman önce bu ülkede yerleşmiş olan kişilerle bir araya gelip yalnızlıklarını gideriyor ve dostluklar kurabiliyorlar. Bu sofralarda Afrika’nın bir yerinden bir kişioğluna da rastlayabilirsiniz, Japonya’dan gelmiş bir kişikızına da. Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden, Güney Amerika’dan, Asya’dan da gelmiş yeni göçmenlerle tanışabilir, deneyimlerinizi paylaşabilirsiniz. Böyle gönlü geniş biri bizim Başak. Oluşum gönüllülük esasına dayanıyor; Kanada’da yerleşik olanlardan o akşam için yiyecek bir şeyler hazırlanması isteniyor; ancak yeni gelenlerin böyle bir yükümlülükleri yok. Kişilerin biribirlerini tanımaları ve kendilerini doğal bir ortamda bulabilmeleri için çeşitli oyunlar oynanıyor, bunlara katılımları sağlanıyor. Başak’ın bu devinimleri elbette ülkenin yayın organlarınca da ayrımına varıldı; ve ulusal yayın organı olan CBC televizyonu ve radyosunda kendisiyle söyleşilere yer verildi. Dedik ya; yeni bir ülkede, yeni bir kültürde, yeni bir yaşama başlamak o kadar da kolay değil. Ama yaşamımızı güzelleştiren kişioğlu ve kızları oldukça umutlarımız da hep sürecek...

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.