Split’te bir köy gezisi

.

06 Temmuz 2019 Cumartesi, 20:22

Bu yılki Avrupa tatilimizin ilk ayağını uzun yıllar yaşadığım, ders verdiğim, öğrencilerimin, komşularmın ve dostlarımın olduğu Hollanda’nın Utrecht kentinde büyük kanalın kenarında kiraladığım bir evde geçirdik. Amerika’da master öğrencilerim olan iki eski mezunumuz beni Almanya ve İsviçre’den ziyarete geldiler, hasret giderdik. Sonra da Hollanda’dan doktora öğrencilerimle bir akşam geçirdik, aralarında profesör olanlar da var, Zaman ne çabuk geçiyor, tez konularını bile hatırlıyorum. Bu defa konuşulan konular arasına sağlık ile ilgili olanlar da girdi. Kolesterol, şeker, yürüyüşler vs.

Avrupa gezimizin ikinci ayağı Hırvatistan oldu. Bu ülkenin ikinci büyük kenti Split’in güneyinde Adriyatik Denizi kıyısında Dugi Rat köyünde kiraladığımız evde kaldık. Denizin suyu pırıl pırıl, kum yok ama bolca taş var. Hava sıcak ve hafif nemli, ara sıra kuzeyden esen rüzgâr serinletiyor. Elektrik kesintisi yok ama internet henüz kaplumbağa hızını geçememiş. Ev sahibemiz iki tane internet yönlendirici koymuş ama benim cep telefonuma ABD’li telefon şirketi sınırsız data ve 3 GB hızında internet vermese durumumuz karmaşık olacaktı. Neyse ki iletiişimi ve internet bağlantısını onunla hallettik.

Düzensiz yapılaşma

Bu sahildeki düzensiz yerel yapılaşma bana 1970’lerin Marmara kıyılarını anımsattı. Herkes denizi kapatmış. Bazıları denizin bir kısmını kapatıp adeta kendi havuzları haline getirmişler. Buralara henüz bir sahil düzenlemesi ve denize girişi halka açık yapan kurallar gelmemiş, ayrıca büyük sermaye ve oteller henüz buraları keşfetmemişler. Bizdeki düzensiz yapılaşma gibi burada da düzensiz ve hatta daha geri bir yerel yapılaşma var. Burası tamamen kiralık evlerin oluşurduğu küçük köylerden geçerek gidilebilen bölünmemiş ince bir yol, güneye giden sahil yolu, bir anlamda Spliti’i Dubrovnike bağlayan bir yol. Yol ama nasıl bir yol, yaya geçidi kavramı henüz oluşmamış. Çoğu yere halk araçlarını park ediyor, yaya yürümenin olanağı kalmıyor. 60-70 santim genişliğinde bir kaldırımdan yürürken yanınızdan deli gibi geçen otomobiller ve yürürken içinizde bir korku; şoförler 20 santim sağa kaçırsalar havaya uçmak an meselesi. Köyde yerel bir lokanta var, sahilde, müşterilerin çoğunluğu yerli halk. İngilizler, Almanlar ve Avustralya’dan gelen turistler... Bir de biz. Yemekler pahalı değil ama servis ağır ve yemeklerde aynı kaliteyi tutturamıyorlar. Et çorbası dedikleri içinde az sayıda ince şehriyenin de olduğu et suyu. İlk içtiğimizde hoşumuza gitti, ikinci gittiğimizde gene ısmarladık; o ne? Apayrı, bu defa bol baharatlı başka çorba geldi, oysa yemek listesi aynıydı. Garsonların elleri çok ağır, çoğu kere verdiğiniz siparişleri unutuyorlar, dakikalarca bekleyip bir şey gelmeyince duruma el koyup mutfağa gidip aşçıya sipariş veriyorsunuz.

Havaalanı yetersiz

Split’ten kalkan otobüsler akşam üstleri tıklım tıklım oluyor fakat kalkış saatleri düzenli. Hangi durakta ineceğinizi içeriden anlamanız ise biraz zor. İneceğininiz durağın adını bilmiyorsanız, köyü geçip Omni şehrinde bulabilrsiniz kendinizi. Buraların genel durumu, işlerin yavaşlığı beni tekrar 70’li yıllara götürüyor. Split havaalanı çok küçük ve çoğunlukla charter uçakları geliyor, klimalar yetersiz, o kadar büyük kalabalığa havaalanı dar geliyor. Havaalanındaki fiyatlar da bizdeki monopolcu fiyatlar gibi, normal fiyatlardan daha pahalı. Bilmiyorum bu tür pazarlama üçkâğıtçılığını bizimkilerden mi öğrenmişler diye sorular geliyor aklıma nedense. Bir AB ülkesi olmuş şeklen ama henüz yerli para birimi değişmemiş. Bir Avro yaklaşık 7 Kuna ediyor. Bir anlamda bizim TL gibi değeri. Ülke hem arazi hem de nüfus olarak küçük, 57 bin kilometrekare arazide 4.3 milyon kişi yaşıyor, nüfusun çoğunluğu Katolik ama az da olsa Ortodoks ve Müslüman var. Ortodokslar Sırp, Müslümanların bir kısmı Boşnak bir kısmı ise Arnavut. Ülkenin alfabesi Sırpların ve Bulgarlarınki gibi kiril değil, Latin harfleri kullanıyorlar. Ülkede sanayi yok sayılacak kadar önemsiz, en büyük gelir kaynağı turizm ve hizmet sektörü. Kişi başına düşen gelir bizden yüzde 50 daha fazla, yıllık 15 bin dolar.

Osmanlılar, Hırvatistan’ı 1527’de aldılar ama sonradan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu buraya el koydu. Dillerinde hâlâ Türkçeden kalma çok kelime var. Hırvatistan bir NATO üyesi ülke, NATO gücüne bağlı olarak Afganistan’da görev yapıyor askerleri. İlk ve orta eğitim ücretsiz, ülke çapında yine iyi işleyen bir sağlık sistemi var. Bizde artık yayımlanmayan Teksas ve Tommiks dergileri burada yayımlanmaya devam ediyor. Dayanamadım her ikisinin de son sayısını satın aldım, her ne kadar Hırvatça bilmiyorsam da çizgiler konuyu anlatıyor.

tdalgı[email protected]