Stockholm’ün gürültücü martıları

.
Yayınlanma tarihi: 21 Temmuz 2019 Pazar, 12:25

[Haber görseli]Balkonda oturmuş, konuğumla neşeli bir sohbete dalmıştık. Sıcak günlerden biriydi. Bir haylisi parkta gezinen, hatırı sayılır sayıda da önümüzde uçuşan martılara bakıp, Hitchcock’un “Kuşlar” filmini anımsadık. Şair konuğum, “İşgal kuvvetleri gibi parkta mevzileniyorlar, takviye güçleri gelince saldırıya geçecekler galiba” diye senaryo oluşturmaya başladı. Şaka maka, Stockholm’deki martı sorunu senaryo yazılmaya elverişli bir gelişme göstermekte. Böyle giderse, Hitchcock’un filmindeki kuşların insanlara saldırı sahnelerini Stockholm’de gerçekten yaşayacak gibiyiz. Aptallara “kuş beyinli” deyip geçiyoruz ama kuşlara bakacak olursak hiç de aptal değiller.

Düz çatılarda mevzileniyorlar

Martılar Stockholm’ün belirli mahallelerine mevzilendiler. Sanki kendileri için elverişli bölgelerde cephe oluşturuyorlar. Modern alışveriş merkezi Mall of Scandinavia’nın düz çatısı martıların işgali altında. Ne var ki geniş, düz çatıda modern sıra evler de var. Burada oturanlar modern bir binanın çatısında yaşamak için dünya kadar para verip ev satın almışlar ama martılar yüzünden kapılarının önüne çıkıp keyif yapamıyorlar. Martılar kapıdan dışarıya çıkanı, kendi yaşam alanlarına saldırı diye algılayıp karşı saldırıya geçiyorlar. Dahası herkes uykusuna doyamadan uyanmak zorunda kalıyor. Martılar şafak vakti koro halinde şakımaya başlayınca alarm verilmiş gibi herkes ayakta.

Yaz gecelerinin İskandinavya’da kısacık olduğunu düşünecek olursanız milletin halini anlamakta zorluk çekmezsiniz. Bu sadece Mall of Scandinavia’nın çatısında yaşayanlar için değil, bizim için de geçerli. Mübareklerin korosu o kadar kalabalık, sesleri o kadar güçlü ki gaklamaları her tarafta yankılanıyor. Ancak kulaklarımda tıkaçla uyuyabiliyorum. Devasa Huddinge Hastanesi’nde yatan hastaların durumu bizden daha beter. O koca binanın çatısı da düz olduğundan martı ordusu o geniş alanı tümüyle ele geçirmiş durumda. Şafak vakti hastaların durumunu varın siz düşünün.

‘Yavrulara yaklaşma’

Bunlar artık insanlara da alıştı. Balkona gelip gözümün içine bakıp bir şeyler söylüyor. Kafede masaya konuveriyor. Masada çörek falan, dişine göre bir şey varsa kaptığı gibi uçuveriyor. Daha da ustaları var, sokakta elinde sosisli sandviçle yürüyen adamın sosisini yıldırım hızıyla kapıvereni de gördüm. Şimdilik, kendilerine saldırıldığını düşünmüyorlarsa çörekleri, börekleri falan kapmakla yetiniyorlar ama, yavrularına yaklaşana hiç hoşgörülü değiller. Stockholm merkezindeki kiliselerden birini de mekân seçmişler, bahçe martı yavrusuyla dolu. Yavruları sevimli bulup yaklaşmak isteyenin vay haline. Anne, baba martıların saldırılarıyla yaralananlar olunca papaz kocaman bir uyarı plaketi yazıp bahçenin parmaklıklarına asmış, “Martı yavrularını sevimli bulup yakından görmek isteyebilirsiniz ama anneleri, babaları yavrularına yaklaşanları hiç hoş karşılamıyor”.

Şair dostumun senaryosunu bu gözlemlerle genişletip sohbeti ilerletirken bir ara içeriye geçtik. Birkaçsaniye sonra balkondan şangırtı sesi geldi. Başımızı çevirdiğimizde ne görelim. kapkaççı martı sigara paketini kapmış kaçıyor. Sigara paketinden önce viskinin tadına bakıp beğenmediğinden mi kadehi yere fırlattı yoksa, kanatlarını çırparken mi düşürdü anlayamadık. Viski şişesi kapkaççı martının hışmına uğramadığından kendisine müteşekkir kaldık. Martılardan kurtuluş yok. Ertesi gün gene balkonda oturuyorum, pırrr diye gelip balkonun parmaklıklarına konuverdi. Önceki günkü kapkaççı mıydı bilmiyorum. O bana baktı, ben ona baktım. “Sigara mı istiyorsun” diye sordum.

Sessizliğini korudu. “Sigaralarını yakamadın mı, çakmak mı istiyorsun” diyerek çakmak uzattım. Pırrr diye uçtu gitti.

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.