Işıl ışıl Monte Carlo

Monako Prensi 2. Albert öncülüğünde düzenlenen uluslararası Transition (Dönüşüm) Forumu’nu izlemek için Paris’ten Monako’ya doğru yola çıkıyoruz.
Yayınlanma tarihi: 21 Temmuz 2019 Pazar, 12:20

[Haber görseli]Monako Prensi 2. Albert öncülüğünde düzenlenen uluslararası Transition (Dönüşüm) Forumu’nu izlemek için Paris’ten Monako’ya doğru yola çıkıyoruz. Altı saat süren yolculuğumuzun sonunda Fransa’nın güney kıyısında yer alan bu küçük ülkenin sınırları içine giriyoruz. Cannes ve Nice şehirlerini geçtikten sonra oldukça virajlı ve dağların içinden geçen yolların üzerinden Monako’nun görkemli deniz kıyıları tepeden oldukça net görünüyor. Dağların eteğine kurulu olan ülkedeki otoyollar genellikle tünellerin içinden geçiyor. Çevre forumunun düzenlendiği Monte Carlo’ya geliyoruz. Panele değişik ülkelerden 60 konuşmacının yanı sıra 350’den fazla iklim yenilikçi, yatırımcı, iş adamları, politikacılar katılımcı.

Küresel ısınmanın yanı sıra daha temiz daha yeşil bir geleceğe doğru geçişi hızlandırmak ve kaliteli üretim ve tüketim konularında fikir ve görüşler masaya yatırılarak çözümler anlatıldı. Panelin ardından Monte Carlo’da geziniyoruz. Şehir oldukça lüks ve görkemli, buradaki binaların çoğu kayalıkların üzerine inşa edilmiş çünkü şehrin ön tarafı deniz arkası ise dağlık. Dağların üzerinde iş araçlarının yeni inşaatlar yapmak için dağları yardığını görüyoruz. Yani denizi doldurmak yerine yeni binalar dağlar yarılarak dağlara doğru inşa ediliyor.

Monte Carlo deniz kıyısına gitmek için asansöre binerek iniyoruz, deniz kıyısı yüzlerce lüks yatlarla dolu. Yaz aylarında buralara dünyanın dört bir yanından ünlü sanatçılar ve işadamları tatillerini geçirmek için akın ediyor. Genellikle çoğunun yazlık evleri burada. Akşam hava kararmaya başladığında şehrin küçük meydanında bulunan restorantlar dolmaya başlıyor. Her taraf ışıl ışıl lambaların ışıklarıyla rengârenk aydınlanıyor. Yemekler yenildiğinden sonra oldukça hareketli olan gece hayatı başlıyor. Meydanın göbeğinde iki casino yer alıyor. Bunlardan biri 1856 yılında Prens 3. Charles tarafından yapılan Monako’nun da simgelerinden olan Monte Carlo casinosu. Oldukça lüks, dışarıdan bakıldığında bir müzeyi andırıyor, 10 Avro verip içeri girdiğinizde burayı bir müze gibi gezen ve fotoğraf çeken turistlerle karşılaşıyorsunuz. Monte Carlo’ya gelmişken casinolarda şansını denemeden kimse ayrılmaz. Bizde içeri girip bir oyun makinesinin başına oturuyoruz, tabii bizim niyetimiz sadece eğlenmek.

Masamızın hemen yanında kendilerini oyuna kaptıran ve oldukça neşeli iki genç dikkatimizi çekiyor. Gençlerin emekçi oldukları yıpranmış ellerinden ve yüzlerinden belli oluyor. Yanlarına giderek sohbet etmeğe başlıyoruz. Fred ve Mikael adındaki Faslı iki genç İtalya’dan buraya geldiklerini ve inşaat işinde çalıştıklarını anlatıyor. Mikael, İtalya’da kaçak olarak bulunduklarını ve İtalyanların kendilerine karşı ırkçı davrandıklarını söylüyor. “Burada oldukça rahatız. Bizlere kalmamız için küçük bir oda verdiler. Bu akşam casinoya gelip eğlenmek istedik...”

Monako Avrupa’da Fransa haritası içerisinde yer alan oldukça küçük bir ülke, Prens 2. Albert tarafından monarşi ile yönetiliyor. Ülke nüfusu yaklaşık 38 bin. Monako’da havaalanı olmadığından dolayı buraya uçak ile gelme şansı yok, en yakın havaalanı Nice’den buraya 20 dakikada tren ile geliniyor. Monako’da geçirdiğimiz ikinci güne denizden odamıza vuran güneşin ışıklarıyla uyanıyoruz. Bir tarafta dağ havası diğer tarafta ise denizin havasının buluştuğu ülkeden ayrılıyoruz.

tosunoğ[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.