Rotterdam cazı sever

İstasyonda indim. Tramvayla Aksekili Mustafa’ya gidiyorum.Yol boyunca kanal ve tarihi evler. Su kanalında sanatçı eliyle yapılmış heykeller ve modern sanatın başka görüntüleri, Rotterdam’ın eşsiz mimarisini şenlendiriyor.
Yayınlanma tarihi: 28 Temmuz 2019 Pazar, 12:44

[Haber görseli]Mimarinin sınırlarını zorlayan yapılar, kenti dünya mimarisinin bir kazanımı haline getiriyor. Emeğe saygılı Rotterdamlılar, işten kaçmaz Rotterdamlılar. Çalışkan ve yaşama sevinci olan mutlu insanlar.Emeğin ve alın terinin kenti.
Aksekilim Rotterdam’ın en eski caz cafelerinden Dizzy’i satın aldı. Akşamları belediyeden aldığı sübvansiyonlarla caz konserleri organize ediyor. Biz cazdan anlamayız demeyin. Öğreniyoruz. Dünyanın en ünlü caz grupları konser için buraya geliyor. Konuklar usulüne uygun Akdeniz mutfağı ve Türk şarapları, Belçika biralarının sunumuyla ve cazla doyuyor.
Aksekilim oturmuş üç arkadaşıyla kahve pasta eşliğinde sohbet ediyor. Duvarda Rotterdam’ın en iyi kahve sunumu beratı var. Ödülü sunumla aldı Mustafa. Fransız usulü kahve ısıtılmış fincanlarda, yanında küçük metal fincanımsı bir bardakta sıcak sütle ev yapımı kurabiye birlikte sunuluyor. Kahvenin lezzeti kavrulmasından ve makinanın ayarlarından geliyor. Türk kahvesiyle Fransız kahvesi arasında farklı bir lezzet. Bizimkilerin de damak tadına hitap ediyor.
Sohbeti bozmadan sandalyeye ilişmeye çalışmam “hoş geldin” ve tanışma ile bozuluyor. Ali yeni dönmüş izinden. Anılar ve maceralar yeniden başlıyor anlatılmaya; “Kapıkule’de girerken 20 saat, çıkarken 24 saat bekledik. Çocuklar perişan oldu. Kuyrukta günü geçiriyorsun ama park yerleri, yeterli tuvalet, çöp kutusu yok. Yolcular protesto ile yollara döküyorlar çöplerini. Her yıl aynı sorunlar. Tüm Avrupa’yı geçiyorsun gelip bizimkilerde takılıyorsun. Üzülüyor insan”.
Ahmet Bey daha dertliydi. “Biz insan yerine konulduğumuzu düşünüyorduk. Devlet emekliliği kaldırıyor. Askerlik bin Avro’dan 6 bin Avroya çıktı. Biz işsiziz. Ödenekle geçinmeye çalışıyoruz. Nerden bulacağız o kadar parayı. Pasaport harçları arttı. Verilerin uluslarası anlaşma çerçevesinde değişiminin onaylanması, bizim ata yadigârı bağı bahçeyi satmamıza neden oldu. Üstümüzdeki tüm mülkiyeti sattırdılar”
65 yaşlarında birinin bunları fark etmiş olması benim için ilginçti. Kahveler tazelendi. Konuya ben de seçme ve seçilme haklarımızla katıldım. Aslında sandığın yurtdışına çıkarılmasını iki Yunan vatandaşa borçluyduk. Artık uçak kaldırıp, havaalanı gümrüklerinde oy kullanmamız gerekmiyordu. O iki kişi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurarak, Almanya’da oy kullanamadıkları için dava açtı. Mahkeme 2010 yılında Yunanistan’a 5 bin Avro ceza verdi. Emsalden yurtdışında yaşayan 2.8 milyon seçmenimize devlet tazminat öderse, ülkemizin ekonomik durumu zorlaşır. Bugün bizim Yüksek Seçim Kurulu yurtdışını bir seçim bölgesi görmediği için, nüfusumuza uygun, Avrupa demokrasisini özümsemiş, birikimli insanlarımızı hem kendi haklarımızı korumak, hem de Türkiye demokrasisine diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi katkı sunabilmek için gönderebilme şansından yoksunuz. Numunelikler olsa bile, bir çiçek açınca yaz gelmiyor. Partilerimiz de bu konuda demokratik ve ciddi bir yaklaşım göstermiyor. Avrupa Birliği de fasılları açıyor ama “Siyasal Partiler Yasasına” ilişmiyor.
Sefa arkadaş da Avrupa Türklerinin Türkiye’ye maddi katkılarının ne kadar olabileceği konusunda bir fikir yürüttü. O, bu konuda araştırmalara bakıp sonuçları paylaşacak bizimle. Kahveler bitti masaya başka çerezler ve içecekler geldi. Konu derinleşti ama İngiltere’den gelen bir caz grubu içeri girdi. Onlar katılınca İngilizceye döndük. Bizi birbirimize yakınlaştıran Türkçemizin sihri dağıldı. Konuları bitiremedik. Akşam hazırlıkları başlamalıydı.

[email protected]

A+ A-

Okumadıklarınız

Bu kategoriye ait, henüz okumadığınız haberler listelenmektedir. Tümünü görüntülemek için tıklayınız.