Artan çevre ve hava kirliliği gibi birçok neden astımı tetikliyor

Prof. Dr. Arzu Mirici: Astım korkulacak değil, kontrol altına alınacak bir hastalıktır. Özellikle son yıllarda astım gelişim mekanizmaları daha iyi anlaşıldıkça tedavide yeni ilaçlar geliştirilmiştir.
Yayınlanma tarihi: 8 Mayıs 2019 Çarşamba, 01:46

[Haber görseli]Akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler ile seyreden kronik bir akciğer hastalığı olan astım, dünyada yaklaşık 300 milyon, ülkemizde ise 3.5 milyon kadar kişiyi etkiliyor. İstanbul’da ise her 5 çocuktan birinin astım hastası olduğu, erişkinlerde görülen astımın ise yüzde 15’inin de mesleksel astım olduğu tahmin ediliyor. Astımın görülme sıklığının giderek arttığını belirten uzmanlar, “Son yıllarda astım gelişim mekanizmaları daha iyi anlaşıldıkça tedavide yeni ilaçlar geliştirilmiştir. Daha önce kontrol altına almakta zorlandığımız ve zor astım olarak ifade ettiğimiz hastalarda yeni tedavi seçenekleri ile şikâyetler azalmakta veya tamamen kontrol altına alınabilmektedir” dediler.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından, her yılın mayıs ayının ilk salı günü Dünya Astım Günü olarak kabul ediliyor. Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Başkanı Prof. Arzu Mirici ile astım hakkında merak edilenleri konuştuk.

Astımın, bulaşıcı olmayan, sık görülen kronik hastalıklardan biri olduğunu belirten Prof. Mirici, nefes darlığı, hırıltılı solunum gibi belirtilerle hastalığın ortaya çıktığını söyledi.

‘Bahar ayına dikkat’

Astımın görülme sıklığının yıllar içinde giderek arttığını vurgulayan Mirici, “Göğüste sıkışıklık ve geçmeyen öksürük de astıma işaret edebilir. Hastalığın en önemli özelliği hastanın şikâyetlerinin değişkenlik göstermesi, ataklarla seyretmesidir. Yani bazı günler hiç olmayan, bazı günler artan, bazı günler hastaneye veya acil servise başvurmayı gerektirecek şekilde şiddetlenen şikâyetlerle karakterize olmasıdır. Bahar aylarında özellikle polenlerin daha fazla olması nedeni ile alerjik astımı olan kişilerde krizler artmaktadır”dedi.

Mesleksel astım

Erişkinlerde görülen astımın yüzde 15’inin mesleksel astım olduğu tahmin edildiğini kaydeden Mirici, özetle şunları söyledi: “Astımın tam kontrolünün sağlanabilmesi için bazı noktalara dikkat etmeleri önerilmektedir. Bunlar, uygun ilacı yeterli dozda doğru teknikle kullanmaları, başta sigara olmak üzere diğer tetikleyicilerden uzak durmaları, düzenli egzersiz yapmaları, grip aşısı olmaları, doktor kontrollerini aksatmamaları olarak sıralanabilir.”

Gizli salgın

Çocuk Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Prof. Dr. Emin Özkaya ise hastalığın son 15 yılda iki kat artış gösterdiğini belirterek “Günümüzde gizli bir astım hastalığı salgını var” dedi. Astımın artmasında yalnızca genetik faktörlerin etkili olmadığını kaydeden Özkaya, özetle şunları söyledi:

“Astım; yaygın plastik ürün, deterjan, temizlik malzemesi kullanımı, hızlı şehirleşme, sanayileşmeyle birlikte artan çevre ve hava kirliliği, hazır gıda tüketiminin artması, fast food tarzı beslenmenin artması, yaşam alanlarındaki yetersiz havalandırma, hareketsiz yaşam, sezaryen doğumların artması, aşırı antibiyotik kullanımı gibi birçok nedeninin bir yansımasıdır. Özellikle batı ülkelerinde toplumun yüzde 30-35’i astım hastasıdır. 2000’de İstanbul’da çocuklarda astım sıklığı yüzde 9.8 iken, 2015’te yüzde 22’ye ulaşmış, yani son 15 yılda iki kat artış göstermiştir. Bu da demek oluyor ki, İstanbul’da her 5 çocuktan biri astım hastası… Ankara’da 2000’li yıllarda astım hastalığının görülme sıklığı yüzde 7 iken, 2015’te yüzde 18’e ulaşarak 3 katına çıktı. 2015 yılında Mersin’de yüzde 40 olan oran, İzmir yüzde 42 ve Van’da yüzde 7 olarak bulunmuştur.”

A+ A-
Cumhuriyet İMECESİ