Kapat
A+ A-

Ağırdır: 2020'de erken genel seçim olacak, AKP İstanbul ve Ankara'yı kaybedebilir

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı'nın (TÜSES) 24 Haziran seçim sonuçlarının ve sonrası sürecin konuşulduğu "Demokrasiyi Kazanmak" konulu düzenlediği panelde Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır, 2020'nin ilkbaharında ya da sonbaharında erken genel seçim olacağını iddia etti. Ağırdır, 8 ay sonraki yerel seçimlerde de AKP'nin İstanbul, Ankara gibi büyük kentleri kaybedebileceğinin muhtemel olduğunu ifade etti.
Yayınlanma tarihi: 02 Temmuz 2018 Pazartesi, 10:23

Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı ( TÜSES) 24 Haziran seçim sonuçlarının ve sonrası sürecin konuşulduğu "Demokrasiyi Kazanmak" konulu panel düzenledi. Panelin açılış konuşmasını TÜSES Genel Sekreteri Muammer Keskin yaptı. Keskin, "Ciddi bir yenilgi aldık, ama enseyi karartmaya gerek yok. Benim umudum var" dedi.

 Yurt'tan BArış Can'ın aktardığı habere göre, panele; Konda Genel Müdürü Bekir Ağırdır , Siyasal İletişim Uzmanı Dr. Gülfem Saydan, CHP Parti Meclisi Üyesi, TÜSES eski Başkanlarından Prof. Burhan Şenatalar konuşmacı olarak katılırken, panelin moderatörlüğünü TÜSES Başkanı Celal Korkut Yıldırım yaptı. Yıldırım yaptığı kısa açılış konuşmasında, 24 Haziran Seçim sonuçları ile ilgili çok farklı yorumların yapılabileceğini, ama bunun 'çok ağır' bir yenilgi olarak kabul edilmemesini, umudun taze tutulması gerektiğini söyleyerek sözü Bekir Ağırdır'a bıraktı.

 4 KUTUPLU TÜRKİYE

 Ağırdır konuşmasına, "Ciddi yenilgi değil, alışılmış yenilgi demek daha doğru, 4 yılda 6 kere seçime gittik hep aynı rakamlar var. 'Buradan nasıl çıkarız?' onu konuşmamız lazım" diyerek başladı. Ağırdır, hazırladığı grafikler üzerinden Türkiye'deki seçmen yapısını ve eğilimlerini anlattı. Ağırdır, Türkiye'de siyasetin dini inanç ve etnik aidiyetlerine sıkıştırıldığını belirterek, "52 seçim de yapsak sonuç değişmez. 'Kürt-Türk, Laik-dinci' diye 4 kutuplu bir durum karşımıza çıkıyor. Kimlik siyaseti yapmayan, 'tüm kesimleri kucaklayacağım' diyen bir parti başarabilir" ifadelerini kullandı.

 81 ilin 24 Haziran Seçim sonuçları ile sosyo-ekonomik gelişmişlik haritalarının aynı olduğunu grafiklerle anlatan Ağırdır, eğitim seviyesi, ekonomik düzey yükseldikçe CHP'nin oy oranının da yükseldiğini söyledi.

 ' HDP'nin oylarının AKP'ye kaydığı' yorumlarına karşı çıkan Ağırdır, " HDP'nin oylarının AKP'ye döndüğü yok, 16 ile baktığınızda HDP'nin çok yüksek oy aldığını göreceksiniz" dedi.

 'KEŞKE 24 HAZİRAN'DA BAŞARILI OLUNSAYDI DA KONDA'YA KAPAK OLSAYDI'

 Ağırdır Türkiye haritası üzerinde kırmızı, sarı ve koyu kahverengi ile gösterilmiş bölgeler üzerinden analizler yaptı. Ülkenin batısındaki büyük kentlerin 'kırmızı' İç Anadolu ve Karadeniz'in sarı, Doğu ve Güneydoğu'daki büyük kısmının koyu kahverengi gösterildiği haritayı gösteren Ağırdır, "Kırmızı yerler devlet olmadan da varolabilir, devlete ihtiyaç duymazken, diğer yerlerin kamu yatırımlarına, devlete, devletin yaptığı yola, hastane, köprüye ihtiyacı var" dedi. Kırmızı ile gösterilen yerlerde CHP'nin oy oranın yüksek olması dikkat çekti. AKP'nin 3 renkteki her yerde olduğunu belirten Ağırdır, "3 nokta bir parti" ifadesini kullanarak, "illerde 4'lü, 5'li rekabet yok 2'li rekabet var. Baktığınızda seçime giren birçok parti var ama sonuçlarına baktığınızda yoklar. Keşke 24 Haziran'da başarılı olunsaydı da Konda'ya da kapak olsaydı..." ifadelerini kullandı.

 'MUHALEFET BU KESİMİ İKNA ETSE TAMAMDI'

 Kutuplaştırma aşılmadan, kimlik siyasetinin dışına çıkılmadan başarılı olunamayacağının altını çizen Ağırdır, "Türkiye'nin yüzde 23.1 kendisini AKP'li olarak görüyor, yüzde 10'u da kendisini AKP sempatizanı olarak tanımlıyor. Baktığınızda ülkede her 3 kişiden biri AKP'li. Memnun olmadığı halde AKP'ye oy veren yüzde 10-15 arasında değişen bir kesim var. Bu kesim memnuniyetsiz olduğunda kararsız kalıyor, başka partiye gitmiyor. Muhalefet bu kesimi ikna etse tamamdı. Ama gri renkte olan bu kesim ikna edilemedi." dedi.

 'İKTİDAR T.C'NİN KODLARINI ELE GEÇİRDİ'

 CHP'nin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin iktidardan tarafından kodlarının ele geçirildiği, şifrelerini çözüldüğü iddiasında bulunan Ağırdır, "Türkiye insanın beklentileri ekonomik, korkuları kültürel ve yaşamsal. Korkunun ipleri de Erdoğan'ın elinde, yalan yanlış bilgilerle istediği gibi oynatıyor. Muhalefet umuda oynayarak kazanabilir" dedi.

 'AKP, İSTANBUL VE ANKARA'YI KAYBEDEBİLİR'

 Yerel Seçimlerde çok şeyin değişebileceğini söyleyen Ağırdır, "4 parti yeni günü hep beraber inşa edeceğiz, hepsi aynı şeyleri söyleyerek yerel seçimlere gitmeli. İktidarın yerel seçimlerde İstanbul, Ankara gibi büyükşehirleri kaybetmesi muhtemel, Üsküdar gibi ilçeler de kazanılabilir" ifadelerini kullandı.

 '2020'DE ERKEN GENEL SEÇİM VAR'

 Ağırdır 2020'de erken genel seçim olacağını iddia ederek, "Artık akılları, enerjileri bitti. Seçimle gelecek heyecana ihtiyaçları var. İnsanların korkuları geçtikten sonra, gündelik hayatta eleştirileri yüksek. Halkın yüzde 82'si eğitim sisteminin kötü olduğunu söylerken, yüzde 65 de ekonomiye güvenmediğini söylüyor. Türkiye insanının sağduyusuna güvenmek lazım. Mesela 2015'te kızımı 'kuran kursuna gönderirim" diyenlerin oranı yüzde 80 iken bugün bu oran yüzde 20'lere düşmüş durumda. Bilime güvenirsek biz buradan çıkarız. OHAL'e, korkuya rağmen yüzde 49 almak umutlanmaya değer" dedi.

  GÜLFEM SAYDAN: MUHALEFET ANLAMIYOR

  Bekir Ağırdır 'ın konuşmasından sonra moderatör Celal Korkut Yıldırım sözü Siyasal İletişim Uzmanı Dr. Gülfem Saydan'a verdi. Saydan erken seçimin olacağının belli olduğunu ancak muhalefetin baskın seçime hazırlıksız yakalandığını söyledi. Muhalefetin 24 Haziran Seçim sonuçlarını 'başarı' olarak değerlendirmesini eleştiren Saydan, "Erdoğan, seçim gecesi yaptığı konuşmada 'mesajı aldım' dedi. Bu açıklama ile 'ben bunları düzelteceğim' diyor. Muhalefete bakınca 'başarılıyız' diyorlar, anlamıyorlar" ifadelerini kullandı.

 'BAĞIŞ YAPMAK ZOR OLDU'

 Cumhurbaşkanlığı Seçimleri için bağış kampanyasının zorluklarına dikkat çeken Saydan, "OHAL altında, T.C kimlik numaranızı vererek bağış yapmak, muhalefet adaylarına destek vermek zor oldu. Bu zaten toplanan bağışlardan da belli" dedi.

 'RAKİBİ ŞAŞIRTARAK BAŞLADILAR AMA...'

 Seçim atmosferine muhalefetin ilk defa, 15 vekilin istifa ettirilip İyi Parti'ye geçmesi gibi hamlelerle rakibi şaşırtarak başladığını söyleyen Saydan, "Muharrem İnce'de şaşırtmaya devam etti. Erdoğan'dan görüşmek için randevu istemesi, Selahattin Demirtaş'ı hapishanede ziyaret etmesi ile devam etti ama devamı gelmedi. Millet İttifakı'nın adayları tek adamı eleştirdiler. Ama kendileri de tek adamdı. Seçim sürecinde hiç yan yana gelmediler. Ekiplerini göremedik, lidere karşı lider, aktöre karşı aktör olunca kimin kazanacağı hali belli, Erdoğan..." dedi.

 'ERDOĞAN'IN SEÇİM KAMPANYASI KORKU ÜZERİNE KURULU'

 Erdoğan'ın seçim kampanyasını 'korku' üzerine kurduğunu belirten Saydan, "Korku iktidarı en çok besleyen duygu, dünyada dehşet yönetimi diyorlar. Korku toplumu sağ-muhafazakar partilere yönlendiriyor. AKP bu seçim döneminde 47 tane reklam filmi yayınladı. Bu reklam filmlerin korku işlendi. yalan, yanlış bilgiler yer aldı. AKP eski Türkiye'yi, türban yasaklarını hatırlattı. Dış mihraklar, terör diyerek insanları korkuttu. Bir tarafta da kızanlar vardı, onlar da değişim ve umut istiyorlardı" dedi.

 TRT'DEKİ ADALETSİZLİK

 Saydan başta TRT ve merkez medyanın muhalefete yer vermediğini belirterek TRT'de cumhurbaşkanı adaylarının yer alma sürelerini paylaştı. Saydan, 14 Mayıs, 22 Haziran'daki rakamları 'dehşet' olarak yorumlayarak şu rakamları verdi:

 Recep Tayyip Erdoğan: 181 saat

 Muharrem İnce: 15 saat

 Meral Akşener: 3 saat

 Temel Karamollaoğlu: 1.19 dk

 Selahattin Demirtaş: 2.3 saat

 SEÇMENİN ÇOĞUNLUĞUNUN BİLGİ ALMA KAYNAĞI TELEVİZYON

 Seçmenin en büyük bilgi kaynağının hala televizyonlarda olduğunu belirten Saydan, sosyal medyanın coşku yaratmada, gönül toplamada işe yaradığını ancak, iknanın sosyal medya ile zor olduğunu söyledi. Saydan, "Sosyal medyada birbirimize konuşuyoruz, buna literatürde 'yankı odası' deniyor. Sosyal medyada yaptıklarımızın, söylediklerimizin farklı mahalledeki seçmenleri ikna etmesini bekliyoruz. Bu da imkansız gibi bir şey" dedi.

 TWİTTER YANLIŞ YATIRIM

 Türkiye'de Facebook, Instagram ve Twitter arasından en az kullanılan sosyal medya mecrasının Twitter olduğunu ifade eden Saydan, Millet İttifakı adaylarının seçim sürecinde en fazla yatırımı Twitter'a yaptığını söyledi. Seçmen ikna etmek için parti örgütlerinin ve mahalle temsilciliklerinin çok önemli olduğunu, onların yüz yüze yaptıkları çalışmaların sonuca etki ettiğini, bunan da kısa bir sürede olmayacağını belirterek, "Uzun süreli çalışmaya ihtiyaç var. 60 günlük çalışma ile bu iş olmaz. Trump'ın seçim kampanyası 2 yıllık bir çalışmanın ürünüdür" dedi.

  BURHAN ŞENATALAR: NELER KAZANDIK?

 Siyasal İletişim Uzmanı Dr. Gülfem Saydan sonra konuşan CHP PM Üyesi TÜSES eski Başkanı Prof. Burhan Şenatalar, 24 Haziran Seçimleri için kazandıklarımız tarafından bakmak gerektiğini söyledi. Şenatalar, "İyi Parti başarılı oldu. Türkiye siyasetine katılması iyi olmuştur, bu sayede merkez sağ sürecektir. Saadet Partisi'nin seçime girmesi önemlidir. En espirili, en ılımlı konuşmaları kim ne derse desin, Temel Karamollaoğlu yaptı. Millet İttifakı toplumu birleştirdi, bir arada yaşama arzumuzu arttırdı" dedi.

 'İNCE BUNDAN SONRA DAHA ETKİLİ OLACAKTIR'

 CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun seçimden önce yaptığı hamlelerle, Millet İttifakı'nın kurulmasındaki rolüyle bir kredi kazandığını söyleyen Şenatalar, CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile ilgili de şu değerlendirmeyi yaptı:

 Bir rüzgar yakaladı, coşku ve heyecan yarattı. İnce'nin saha inmesi, güven vermesi önemliydi, onu da yaptı. Sayın İnce bundan sonra daha etkili olacaktır.

 GÜL'ÜN ADAYLIĞI

 Abdullah Gül'ün aday gösterilmesi ile ilgili bir soruya Şenatalar, "Abdullah Gül aday olsaydı çok yanlış olurdu. Erdoğan ile başa çıkacak bir aday lazımdı. İnce bu işi iyi yaptı. Erdoğan, Gül'e 'sen ne konuşuyorsun, biz sana ne gönderdiysek onayladın, karşı çıkmadın" dese, Gül ne diyecekti? Gül evinin önüne helikopter indirilmesinde bile çıkıp, "Sizin bu yaptığını demokrasinin 'd'sine uymaz' diyecek cesareti bile gösteremedi. Gül, ismi CHP tabanından tepki alırdı" dedi.

 REZALET

 Şenatalar, OHAL altında seçime gidilmesini, TRT'nin yanlı yayın yapmasını, ana akım medyanın muhalefete yer vermemesini, 85 belediyede kayyumların olmasını, Cumhurbaşkanı'nın AKP Genel Başkanı olarak seçim kampanyasını yürütmesini rezalet olarak değerlendirdi.

 ÖZELEŞTİRİ YAPTI 

Kendi partililerini de eleştiren Şenatalar, "Sosyal medyada asılsız komplo torileri ile, halkı küçümseyerek AKP iktidarını eleştirmek bu kadar paranoya içerisinde olmamalı, şeker fabrikalarının satıldığı yerlerde 'AKP'ye şu kadar oy çıktı' demek abestir. Biz ne yaptık oralarda? Seçmen makarnaya, kömüre oy veriyor demek halka hakarettir. Bunları aşmamız lazım, halk sadece makarnaya, kömüre oy vermiyor bunu da iyi bilmemiz gerekiyor. Hala örgüt yönetimlerinde özgürlük anlayışı kısıtlı olanlar var. Örgüt içi eğitim gerekli, ancak bunu da talep eden yok. Kılıçdaroğlu'nun istifa etmesi defteri Muharrem İnce'nin açıklamasından sonra kapandı. Baştaki liderden ziyade örgütteki isimler nasıl değişecek? Parti örgütlerinin a'dan z'ye yeniden yapılanması şart... Ömür mahalleye ulaşmanın yollarının arayanlarımız çok az. Hep kendimize yakın olan yerlere gidiyoruz, sonra da mutlu mesut ayrılıyoruz, sanıyoruz ki her yer böyle..." ifadelerini kullandı.

 YEREL SEÇİMLERDE NELER YAPILMALI?

 Yaklaşan yerel seçimlerin şimdiden çalışılması gerektiğini ifade eden Şenatalar, "CHP'li belediyelerin büyük çoğunluğu başarılıdır. Yerel Seçimlerden önce bunların çok iyi ama çok iyi anlatılması lazım. Büyük kentlerde ilçe ilçe çalışılması gerektiğini, Millet İttifakı dışında da farklı ittifaklar yapılabileceğini genel merkeze ilettim. Başarılı olmak için bir hikayemiz olması lazım, hikayemizin de umut verici, insanları heyecanlandırıcı olması lazım. Sivil toplum örgütlerine de burada büyük işler düşüyor. Bütünleştirme ve yaygınlaştırmada onları daha aktif rol almaları lazım" dedi.

 Sol siyaset yapma ile sağ siyaseti karşılaştıran Şenatalar, "Sol; özgürlük, eşitlik, tolerans derken, sağ siyaset; otorite, disiplin, sadakat, itaat der" ifadelerini kullandı.

 'HİTLER BİLE BELLİ HİZMETLERİ SUNMUŞTUR'

 Medyada bazı kavramların yanlış kullanıldığını ve buna çok sinirlendiğini ifade eden Şenatalar, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi' diyorlar buna çok sinirleniyorum. Literatürde böyle bir kavram yok. Buna ancak, "Latin tipi, süper başkanlık" denir. Bir de 'MHP, denge ve denetleme rolü oynayacak" diyorlar. Bu çok saçma bir cümledir. Bu işleri yargı yapar" dedi. Şenatalar konuşmasında, otoriter rejimlerin özelliklerin sayarak, bunların AKP iktidarından bulunduğunu söyledi. Şenatalar, "Hitler bile belli hizmetleri sunmuştur" dedi.

 'AKP, MHP'LİLEŞTİ'

 "Erdoğan demokrasiye inanan bir insan değil, siyasal İslamla ilgili düşünceleri var, Cumhuriyetle bir rövanşı var" diyen Şenatalar, "AKP artık MHP'lileşti, 'MHP artık ben gidiyorum' dese AKP o rölü yerine getirecek, önümüzdeki dönem bu böyle devam edecek" dedi.

 'HAKARET Mİ EDEYİM?'

 24 Haziran gecesi CHP'den yapılan açıklamalar, Adil Seçim Platformu'nun başarısızlığını 'yumuşak eleştiriyorsun' diyenlere Şenatalar, "Hakaret mi edeyim? Ancak bedelini ödesinler diyebilirim" diyerek karşılık verdi.

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler