Kapat
A+ A-

Erdoğan'dan ABD'ye: Ya ben senin stratejik ortağın değil miyim?

AKP'li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile süren rahip Andrew Brunson gerilimine ilişkin, "Ya ben senin stratejik ortağın olarak, seninle Afganistan'da beraberim, Somali'de beraber olduk, Bosna'da beraber olduk ve şu anda Kabil'de havalimanını biz koruyoruz. Böyle stratejik bir ortağını terör örgütlerini sahiplenerek bir kenara nasıl koyarsın." değerlendirmesinde bulundu.
Yayınlanma tarihi: 12 Ağustos 2018 Pazar, 16:49

 

[Haber görseli]

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Trabzon'da düzenlediği etkinlikte konuştu.

Erdoğan ABD ile süren gerilim ve dövizlerin yükselmesine ilişkin, "Provokasyonla darbeyle yapamadıklarını şimdi parayla gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Buna açık ifadeyle 'ekonomik savaş' derler. Ülkemizde döviz kurunun 15 Temmuz öncesi bulunduğu 2,8 seviyesinden bugün 6 lirayı geçmesinin ne ekonomik ne de mantıklı bir izahı vardır. Türkiye 20 yıl önce Asya ülkelerinde yaşandığı gibi bir finans kriziyle mi karşı karşıya? Hayır. ABD ve İngiltere'de olduğu mortgage kriziyle mi karşı karşıya? Hayır. Yunanistan gibi iflas mı söz konusu? Ama buna rağmen kredi kuruluşları onu yine yükseltiyorlar. Dedim ya ekonomik savaş. Peki fırtınanın sebebi nedir? Ekonomik hiçbir sebebi yok. Bu işin bir adı var mıdır? Vardır, Türkiye'ye operasyon çekmektir. Trabzon'dan ilan ediyorum, oyununuzu gördük ve meydan okuyoruz.  Şunu bilmelerini istiyoruz. Teslim olmayacağız, üretmeye devam edeceğiz. İstihdamımızı genişletmeye devam edeceğiz. Fabrikalarımızın çarklarını işletmeye devam edeceğiz. Siz dolarla üzerimize gelirseniz, biz de başka yollarla işlerimizi yürütmenin çarelerini arayacağız. Şimdi meydanda turistleri gördüm. Kardeşlerim, siz zaten misafirperversiniz. Onlara misafirperverliğinizi daha da artırarak devam ettirin. Çünkü onlar size, birileri dolar kaçırırken onlar da size dolar getiriyor. Birileri kapıları kapatır, mevlam başka kapılar açar." diye konuştu. 

STRATEJİK ORTAKLIĞA DİKKAT ÇEKTİ

Erdoğan şöyle devam etti:

81 milyonluk bir ülkeyle stratejik ortaklığını terör örgütleriyle ortaklığına feda edenlere hadi güle güle deriz. Ya ben senin stratejik ortağınım. Afganistan'da beraberim, Somali'de beraber olduk. Ve şu anda Kabil'de havalimanını biz koruyoruz. Böyle müşterek stratejik bir ortağına kalkıp da PYD YPG gibi terör örgütlerini sahiplenerek bir kenara nasıl koyarsın? 5 bin TIR silahı Kuzey Suriye'ye taşıyorsun. Bu da yetmiyor, kalkıp terör örgütleriyle ilişkisi olan bir papaz için 81 milyonluk Türkiye'yi feda etmeye kalkıyorsun. Kusura bakma gereği neyse bir hukuk devleti olarak biz onu yaparız. Kalkıp da talimatla Türkiye'ye boyun eğdiremezsiniz. Biz her şeyi hukuk içinde götürelim istedik. Ama gördük ki hukuk dilinden anlamıyorlar. Biz o dilleri de konuşmasını biliriz. Hukuk diline yoksanız kusura bakmayın. Biz hukuk diliyle konuşmaya devam edeceğiz.

"YENİ İTTİFAKLARA, YENİ PAZARLARA YÖNELİRİZ"

Tüm dünyaya ticaret savaşı açan ve buna ülkemizi açana da cevabımızı yeni ittifaklara, yeni pazarlara yönelerek veririz. Hale bak, demir çelik de vergileri artırıyor. Biz Dünya Ticaret Örgütü'nün üyesiyiz. Böyle bir şey yok. Ben yaptım oldu mantığıyla böyle bir şey olamaz. Amerika'da her yer kaynıyor. Yapılan yanlış... Biz de ticaret hukuku neyi söylüyorsa onu söylemeye devam edeceğiz.

BAHÇELİ'YE TEŞEKKÜR ETTİ

Meselenin döviz kuru olduğunu, yargılanan papaz olduğunu, demir ve alüminyum vergisi olduğunu sanacak kadar basit düşünenler varsa, bir an önce silkinip kendilerine gelsinler. Zaten burada Kılıçdaroğlu gibi düşünenler yok ben bunu biliyorum. Çünkü yerli ve milli düşünme mantığı ne yazık ki bu zatta yok. Ama sayın Akif bey olumlu yaklaşım ortaya koydu. Ama Genel Başkanı koyamadı, o ne yerlidir ne millidir. Sayın Bahçeli'ye teşekkür ediyorum, hem yerlidir hem millidir.

"DÖVİZİ OLAN BOZDURSUN"

Para dediğiniz bugün yoktur yarın bulursunuz. Yatırım dediğiniz iki gün gecikir, üçüncü gün daha güçlü gelir. Onlar şu anda bizim sakalımızı traş ediyorlar. Bilmiyorlar ki yarın çok daha gür çıkacak. Her yerde söyledim. Yasık altı dövizi olanlar, dolar, avro, altın... Olanlara söylüyorum. Lütfen bunları bankalarda TL'ye çevirsinler. Trabzonlunun yastık altında bir şeyleri olabilir...

Türkiye'nin büyüklüğü içeride ve dışarıda neler yaşarsa yaşasın, yatırımdan projeden üretimden esnafının tezgahını faal tutmaktan vazgeçmiyor oluşundan kaynaklanıyor. Bugün de aynısını yapıyoruz. Terör örgütleriyle kesintisiz bir mücadele yürütüyor. Her hafta ortalama 50 teröristi etkisiz hale getiriyoruz.

Suriye'de yakında yeni yerleri de özgürleştirmiş olacağız. Münbiç'i bölgenin asli halkıyla birlikte yeniden yapılandırmaya dönük çalışmalarımız devam ediyor. İdlib'de felaketin yaşanmaması için diplomatik ve askeri çalışmalarımıza hız verdik.

"IMF İLE ANLAŞIN DİYENLER, BAĞIMSIZLIKTAN VAZGEÇİN DİYOR"

IMF ile anlaşın diyenlerin, ülkenizin siyasi bağımsızlığından vazgeçin dediklerini gayet iyi biliriz. Göreve geldiğimizde IMF'ye borcumuz 23,5 milyar doları. Ne yaptık? Sıfırladık. Şimdi Türkiye'nin IMF'ye borcu yok. Merkez Bankası'nın döviz rezervi 22,5 milyar dolar, şimdi 102,5 milyar dolar.

Böyle bir ülkenin ayaklarına döviz kuru dolaştı diye tökezleyeceğini sanmak ahmaklıktır.

"FAİZ TUZAĞINA GELMEYİZ"

Aman faiz, faiz de faiz. Bu can bu tende kaldıkça bu tuzağa da gelmeyiz. Çünkü faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir sömürü aracıdır bunu iyi bilelim. Kimse bizi bu tuzağa düşürmeye çalışmasın, bu oyuna da gelmeyeceğiz. Hiç kimse boşuna hevese kapılmasın. Özgürlüğün bedeli ancak can olabilir."

 NAZIM HİKMET'İN ŞİİRİNİ OKUDU

Erdoğan konuşmasında komünist şair Nazım Hikmet'in geçmişte yasaklanan 'Davet' şiirini de okudu. 

Nazım Hikmet'in Davet şiiri şöyle:

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...

 

 

Her gün bir Cumhuriyet gazetesi alın, aldırın…
Comment disclaimer

Cumhuriyet Arşivi Gazete Kupürlerinde:

Demir Çelik, Recep Tayyip Erdoğan, Nazım Hikmet