Kapat
A+ A-

Devlet Bahçeli’den Burhanettin Kocamaz yorumu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, adayların YSK’ye teslim edilmesinin ardından kendisini yakından takip eden gazetecilerle akşam yemeğinde bir araya geldi...
Yayınlanma tarihi: 20 Şubat 2019 Çarşamba, 13:59

[Haber görseli]MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti’nin Mersin’de Büyükşehir Belediye başkan adayı olan Burhanettin Kocamaz’ın adının seçim kuruluna geç bildirilmesiyle ilgili olarak, “Sayın Burhanettin Kocamaz Bey’in hem siyasi tecrübesi vardır, hem de belediyecilik anlayışında yüksek bir tecrübeye sahiptir. Saat 17.25 itibarıyla isminin verilmemesi hali düşündürücüdür. Bunu kim düşünmelidir? Burhanettin Kocamaz Bey düşünmelidir. İYİ Parti Genel Merkezi düşünmelidir. Burada gerçekten bir ihmal mi vardır veya bir art niyet mi vardır? Bunları hep beraber göreceğiz. Adana’da büyük bir davetimiz oldu. O davete icabet etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Gelin hep beraber olalım bir daha helalleşelim” dedi.

Bahçeli, partisini yakından takip eden gazetecilerle dün akşam yemekte buluştu. Bahçeli, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına şu yanıtları verdi:


‘Zillet’ sonrası 30 ili de aşan ittifak oldu: (Adayların YSK’ye teslimi üzerine) Hepinizin bildiği gibi Yenikapı Ruhu, onun tamamlayıcı bir unsuru olarak Cumhur İttifakı ve arkasından anayasa değişiklikleri ile halkoylaması, daha sonra da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş sürecinde AKP ile MHP arasında bir gönül işbirliği söz konusu olmuştur. Bu hâlâ devam etmektedir. Bu çerçevede, 31 Mart tarihinde, yapılacak olan mahalli idareler seçimlerinde, 24 Haziran seçimleri gibi yasal bir zemin olmamakla beraber, “Acaba Cumhur ittifakı anlayışını mahalli idareler seçimlerinde de devam ettirebilir miyiz?” konusu gündeme gelmişti. Karşılıklı kısa bir değerlendirme sonucunda bunun mümkün olabileceği düşünülerek, bir çabanın içerisine girilmiştir. Bugün (dün) yasamıza göre, bütün siyasi partilerimiz adaylarını saat 17.00’ye kadar YSK’ye, orada görevlendirilmiş şahıslarla ilçe seçim kurullarına vermiştir. Bu çerçevede, başlangıçta konunun açılımına da vesile olabilecek tarzda, İstanbul’dan aday göstermeyeceğimizi ifade etmiştik. Daha sonra bunu biraz genişleterek, 3 büyükşehirde, yani İstanbul, Ankara ve İzmir’de aday göstermeyebileceğimizi ifade ettik. Ardından genişleme süreci şartlar gereğince devam etti ve 30 büyükşehir üzerinde duruldu. Daha sonraki çalışmalar içerisinde de 30 şehir esas alındı ama diğer tarafta oluşmuş ‘Zillet İttifakı’ denilen yapılaşma sonrasında 30 ili de aşan bir ittifak anlayışı beraberinde geldi.


‘Cumhur’ zafer elde etmeye kararlı: Bu şartlar altında, toplam belediye sayısı 1398. İlan edilen belediye 851. ‘Cumhur İttifakı’ 538’dir. Yani bir başka ifadeyle, ittifak 30 büyük şehrin dışında ilçeleri de kapsamaktadır. MHP olarak 22 kadın ve 829 erkek adayımız belirlenmiştir. Hem Feti Bey (Feti Yıldız) hem de Sadir Bey’in (Sadir Durmaz) temasları sonrasında MHP’nin adayları böyledir. Bu yapı içerisinde ‘Cumhur İttifakı’ bütün gücünü, varlığını ve birlikteliğini devam ettirerek, önümüzdeki günlerde seçimlere hazır hale gelecektir. Ve zannediyorum 31 Mart akşamında da ‘Cumhur İttifakı’, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni nasıl hayata geçirmişse, yerel yönetimlerin önemini de dikkate alarak, kalıcı ve istikrarlı bir nitelik kazanmasını sağlayacak güzel bir sonuç ve o sonuçla da bir zafer elde etmeye kararlı görülmektedir.

‘Üyelikler nüfusa göre şekillendi’

Meclis üyeliklerinde 2014 seçimi ele alındı: (Belediye meclis üyeliklerinde ittifak nasıl gerçekleşti?) Mahalli idareler seçimi çok zor bir seçimdir. Sadece 1398 belediye başkanlığı değil, onun yanında belediye meclis üyelikleri, arkasından tamamlayıcı unsur olarak il genel meclisi üyelikleri belirlenmektedir. Ayrıca muhtarların da seçimi olmaktadır. Bu süreç içerisinde, belediye başkanlıklarında büyükşehir, alt birimleri olan ilçe belediyeleri dikkate alındığı zaman oluşmuş olan sağduyu birlikteliğini, ‘Cumhur İttifakı’ beraberliğini, “Belediye meclis üyeliklerine de nasıl taşırız” düşünülmüştür. Geçmişten kazanılan tecrübeler ışığında da iki parti bir araya gelerek, var olan belediye meclis üyeliklerini nüfusa ve o ilçenin büyüklüğüne bağlı olarak belirlemiştir. Söz gelimi bir ilçede 45 belediye meclis üyesi vardır, bir başka ilçede 15’tir veya belde daha aşağıdaki bir rakamdadır. Bunları bir araya getirebilmek açısından da arkadaşlarımız çok yoğun bir çalışma ortamına girmiştir. Belediye meclis üyeliklerinin taksiminde 2014 Mahalli İdareler Seçim sonuçları olarak esas alınmıştır. O veri üzerinde nispi temsile dayalı bir anlayışla belediye meclis üyeliklerini dağılımı sağlanmıştır ve başarılı bir sonuç elde edilmiştir.

AKP’de rahatsızlık yok: Şu an için belediye meclis üyeliklerinde ‘Cumhur İttifakı’nı oluşturan iki partinin dengeli, adaletli bir yapılanması söz konusu olmuştur. Tabii, belediye meclis üyeliklerine müracaat çok olur. Herkes bu görevde hizmet sunmak isteyebilir. Onun içinde de her partiye müracaatlar tahminin üzerinde gerçekleşir. Bunu dikkate aldığınızda, bu yapılanma içerisinde, belediye meclis üyeliklerinde, kendisini ifade edememiş arkadaşlarımız tabiatıyla “Niye yokuz?” diye üzüntü duyuyorlar. Ama bunlar her seçim döneminde olur. Bu seçim döneminde, bu dengeli, adaletli yaklaşıma itirazlar söz konusu olmamıştır. Genel kabul görmek suretiyle tüm il, ilçe ve belde belediyelerindeki meclis üyeliklerini düzenlenmesi de gerçekleşmiştir. Onlar da yine aynı saatlerde ilçe seçim kurullarına görevli kılınan insanlar eliyle ulaştırılmıştır. Şu an için MHP’de, belediye meclis üyeliklerinde önemli bir sıkıntı yaşanmamaktadır. AK Parti’den elde edilen bilgilere baktığınızda, orada da çok fazla rahatsızlık olmadığı görülmektedir. Burada ifade etmek istediğim konu şudur: Mahalli idareler seçimlerine ‘Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler, huzur içerisinde kendilerine güvenerek, vatandaşla bütünleşmeye hazır hale gelerek, birlikte bir sonuç elde etmeyi amaçlamaktadırlar. İnşallah öyle olacaktır.


İttifakın oyu dikkate alınacak: (İttifak olan illerde artilerin oyları nasıl sayılacak?) Belediye meclis üyeliklerinde oyların partilere göre dağılımı söz konusu değil. Çünkü tek bir liste üzerinde oluşuyor. Diyelim ki Ankara’da, büyükşehir adayı olarak Sayın Mehmet Özhaseki’ye oy verdik. AK Parti kimlikli büyükşehir adayına oy veriyoruz. Sonra Etimesgut’a geliyoruz… Orada, Etimesgut ilçesinde Cumhur İttifakı, MHP kimlikli bir belediye başkanına oy veriyor. Sonra da belediye meclis üyeliklerinde - az önce anlattığım 2104 yılı verileri esas alınmak kaydıyla yapılmış olan - adaletli, dengeli bir dağılımla bir araya geliyoruz. Burada, ‘Cumhur İttifakı’nın oyu, ruhu, beraberliği dikkate alınıyor. Partiler ise böyle bir yapının içinde yer almak suretiyle bir başarı elde etmeye gayret gösteriyor. Türkiye’nin de ihtiyacı olan budur. Bu başarılıyor.

‘4 stratejik hedef belirledik’

Siyasi terbiyemizle bağdaşmaz: (Geri çekilen adaylarla görüşmeniz oldu mu?) Şimdi, tabii hangi arkadaşımızın belediye başkanı olarak görevlendirileceği konusuna fert temelini esas alarak, genel başkanlar bir yorum getirmiyor. Görevlendirdiğimiz arkadaşlar bu konuda tam yetkililer. Sadir Bey ve Feti Bey’e bu konuda yetki verildikten sonra, “Gelin bakalım, kullandığınız bu yetki şöyle böyle oldu” demek siyasi anlayış ve terbiyemizle bağdaşmaz. Arkadaşlarımız bu konuda çok hassas davranmıştır, adaylar belirlenmiştir.


Zillet İttifakı’na kazandırmamak siyasi taktiktir: Bazı yerlerde oluşmuş ‘Zillet İttifakı’nın yapısına göre, orada en güçlü parti hangisi ise onun etrafında birleşilerek sonuç alınması düşünülmüştür. İşte 14 oldu, 30 oldu… Şöyle oldu, böyle oldu, rakamlar üzerinde değerlendirme yapıyorsunuz… O genişlemeler, hattı zatında, ‘Cumhur İttifakı’nın sonuç elde edebilmesi açısından Türkiye’de, ‘Zillet İttifakı’na mahalli idarelerin yönetimini kazandırmamak amacıyla düşünülmüş bir siyasi taktirdir. O sebepten dolayı, her partinin kendi adayıyla seçime gireceği yerler vardır, bu şekilde yapılan yerler vardır. 31 Ağustos’ta da Etimesgut’ta 4 stratejik hedefimizi ifade etmiştik. O ana stratejiye uygun tarzda istişarelerle mesele götürülmüştür.


Teşekkür ettik, Rize’de aday göstermedik: Zaman zaman Cumhurbaşkanı’nın talebi üzerine bir araya gelinmiştir. Genel değerlendirmeler üzerinde durulmuştur. O değerlendirmeler ışığında da arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Örneğin Sayın Cumhurbaşkanı, Osmaniye’de aday göstermeyeceklerini ifade etti. Biz de teşekkür ettik. Rize’de biz aday göstermedik. Böyle bir gönül hoşnutluğu oluşturmak istemişizdir. Ama gerçeği dikkate alırsanız Osmaniye’de, AKP’nin ilçe ve köylerinde aldığı oy, MHP’den fazladır. Orada iki milletvekilini AK Parti çıkarmıştır, bir milletvekilini MHP. Bu gerçek ortadadır. Merkezde MHP belediyeyi kazandığı için AKP diğer yerlerde aday koymuştur ama merkezde koymamıştır. Aday gösterebilirlerdi; oy çoklukları da vardı ama kendi teşkilatlarını ve dava arkadaşlarını bu manada zannediyorum hoşgörülü davranmaya davet etmişlerdir. Onlarda da genel kabul görüldüğü ifade edilmiştir.

‘İstanbul’da miting Yıldırım gibi çakar’

İstanbul’da Yenikapı gibi bir miting yapabiliriz: (AKP ile hangi illerde ortak miting olacağı üzerine) Planlama genellikle ‘Cumhur İttifakı’nın ağırlıklı partisi AKP olduğu için, onların çalışma düzenine uygun tarzda yapılıyor. Eğer isterlerse Ankara, İstanbul ve başka şehirler, bizim de takvim uygun düşerse, görüşülebilir. Aynen, Yenikapı’daki gibi muhteşem bir beraberliği İstanbul’da gerçekleştirebiliriz. Öyle bir miting İstanbul’da ‘Yıldırım’ gibi çakar…
Yüzde 52’nin üzerinde oy alacağız: (Seçim sonucu tahmini...) ‘Cumhur İttifakı’ anlayışı devam etmiştir ve sonuçtan biz, MHP olarak, memnunuz. Buradan da sonuç alacağımız kanaatindeyiz. ‘Cumhur İttifakı’yla ilgili ikinci bir soru vardı? Orada bir formül geliştirmiştik: x+y=z şeklinde. Bu, 24 Haziran seçimleriyle alakalıdır. Orada X’i AKP, Y’yi biz temsil ediyorduk. Eşittir veya fazladır dediğiniz taktirde o da ‘Cumhur İttifakı’nın toplam oyudur. Z yüzde 52’ye tekabül etmektedir. Onun altına düşmemek ara hedeftir. Bunu daha da artıracağımızı, 1 Nisan’dan itibaren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin çok daha güçlü uygulamalarını sağlamak amacıyla yüzde 52’nin üzerinde oy alacağımızı düşünmekteyiz. İnşallah bunu da başaracağız.

‘İYİ Parti düşünmeli’

‘Zillet’in farklı bir boyutu mu? (İYİ Parti adayı Burhanettin Kocamaz’ın adaylığının tehlikeye girmesi üzerine) Burhanettin Kocamaz Bey, uzun yıllar MHP’nin Tarsus ve büyükşehir belediye başkanlığını yapmış olan bir arkadaşımızdır. Hem siyasi tecrübesi vardır, hem de belediyecilik anlayışında yüksek bir tecrübeye sahiptir. Seçimlerin ne şekilde olması gerektiği konusunu bilenlerden birisidir. Böyle bir durumda, Mersin’de, Burhanettin Kocamaz Bey’in, saat 17.25 itibarıyla isminin verilmemesi hali düşündürücüdür. Bunu kim düşünmelidir? Burhanettin Kocamaz Bey düşünmelidir, İYİ Parti Genel Merkezi düşünmelidir. Burada gerçekten bir ihmal mi vardır veya bir art niyet mi vardır veya ‘Zillet İttifakı’nın farklı bir boyutu mu vardır? Bunları hep beraber göreceğiz.

‘Adana’daki davete icabet edilmeli’

Mersin açısından kayıp: Bize göre, Burhanettin Kocamaz Bey tecrübeli bir belediye başkan adayıydı. Bu seçimde de 50 yıllık siyasi partisinden ayrılmanın üzüntüsüyle başka bir partiden aday olmayı düşünmüştü. Bana göre siyasi hayatımızda Mersin açısından bir kayıp olmuştur. Burhanettin Kocamaz Bey’e destek veren insanların, artık bu gerçeği görerek - bizim Adana’da 50. yıldönümümüzde büyük bir davetimiz oldu biliyorsunuz- yarından itibaren o davete icabet etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Tekraren de söylüyorum: Gelin hep beraber olalım bir daha helalleşelim. Bu defa Mersin’i daha güçlü bir şekliyle alalım derim.


Virüs taşıyorlarsa dikkat edeceğiz: (Davet Kocamaz’a da açık mı?) Herkese açık. Hali hazırda ülkede nefes alan her insanımıza açıktır ama nefes alan insanlar da virüs taşıyorsa ona da dikkat edeceğiz. (Gülüyor)

‘Bizde bu kadar saflık yok’

Kemalist unsurların rahatsızlığını örtmek için tezgâh: (HDP’nin aday çıkarmayacağı il sayısını genişletmesi üzerine) CHP, İYİ Parti ve genelde ‘Zillet İttifakı’nın özellikle kamuoyunda çok tartışılır hale gelmesi; bundan da CHP’nin Kemalist unsur taşıyan seçmen ve parti yöneticilerinin rahatsızlığının üstünü örtmek maksadıyla HDP tarafından kurulmuş bir tezgâhtır. Bu tezgâha düşmemek lazımdır. Kalkıp da üç büyükşehirde aday çıkarmayacaksınız ama bir küçük yerde aday çıkartacaksın. Biz de zannedeceğiz ki PKK’nın siyasal unsuru Türkiye de demokratik bir parti olarak seçimlere katılıyor. Bizde de bu kadar saflık yok.

‘Siyaset türlüsüne dönüştürmenin manası yok’

Herkeste bir soğan edebiyatı: (Sebze fiyatlarındaki yükseklik ve tanzim satış sorusu üzerine) Vallahi ben pazara gidiyorum, marketlere gidiyorum, evin ihtiyacı olan biberi, patlıcanı alıyorum dersem, siyaseten yalan söylemiş olurum (Gülüyor). Öyle bir olay yok. Çünkü evde kimse yok. Eve götürdüğümde bunu yapacak insan olmadığına göre, çarşıda bunun hazırı varken niye eve kadar taşıyayım değil mi? (Gülüyor) Bu domates, patlıcan, soğan meselesi, siyasetin yeni figürleri olarak ortaya çıktı. Yani vatandaşa televizyonlarda soruyorlar. Örneğin 15. dereceden bir memur ayda veya günde ne kadar soğan tüketiyor, onu bilen yok. Ama herkeste bir soğan edebiyatı var. Bunun nasıl üretildiğini, yaşanan sel felaketlerini, hortumları, kasırgaları ve buna benzer tabi afetleri dikkate alarak, üretilmiş olanların nasıl imha olduğunu veya üretim aşamasında nasıl yok olduğunu, bunun karşılığında devletten ne gibi taleplerde bulunduklarını bunu iddia eden bütün siyasiler bilmektedir. O bakımdan Türkiye’nin ekonomik verilerini domates, soğan, patlıcanla – Anadolu’da eski tabir olarak güveç derlerdi; şimdi yeni tabir olarak ‘türlü’ diyorlar - ‘siyaset türlüsü’ne dönüştürmenin bir manası yok. Soğan bellidir, patlıcanı yiyen bellidir. İhtiyacı olmadığı halde, “Bugün patlıcan yemedim” diye kimse ölmüyor. Yarın yer ama bunu bir seçim döneminde fakir fukaranın edebiyatı haline dönüştürerek, farklı bir noktaya gelmelerini doğru bulmuyorum.

Alay konusu olur: Türkiye’de uygulanan ekonomi politikası 5 amaç üzerine inşa edilir. Bir tanesi ekonomik büyüme ve kalkınma, bir tanesi tam istihdam, bir diğeri fiyat istikrarı, bir diğeri adil gelir dağılımı ve biri de ödemeler dengesidir. Bu 5 amaç üzerinde ekonomi politikası geliştirilir. Bunların hepsini bir arada yapabilmek ‘sihirli bir beşi’ bulmak demektir. Bu, toplum hayatında ve devlet yönetiminde bulunamaz. Hal böyle olunca, bu 5 amaçlı ekonomi politika araçlarından siyasi anlayışınıza, Türkiye gerçeğine uygun çözüm üretiminde kullanacağınız amaçlar olabilir. Mesela ekonomik büyümeden vazgeçmeyebilirsiniz. Ekonomik büyümeyi sağlıyorsanız tam istihdam yani işsizliği de çözmeyi düşünebilirsiniz. Bütün bunlarla beraber fiyat istikrarını da bir araya getiriyorsunuz, işte size üçlü bir ‘sihirli amaç’ bütünü. Bunlardan ilerleyen günlerde gelir dağılımındaki adaletsizliği düzeltebilecek politikalar üretebilirsiniz. Dış ödemeler dengesindeki açıkların nasıl ve ne zaman kaldırılabileceğini, küçültebileceğini düşünebilirsiniz. Bununla ilgili olarak da döviz piyasasını, uluslararası ilişkileri göz önüne alacak bir yapılanmaya gidersiniz. Şimdi gerçekler böyleyken, bunu bilimsel yönden anlatması gereken şahsiyetler domates, patlıcanla bunu izah ederse bu alay konusu olur. Gelin bunu ekonomik politikasının araçları olarak ele alalım. Yani bu ülkede fiyat istikrarını nasıl sağlayacağız? Ne yapacağız?

‘Derviş yeni bir senaryoya ihtiyaç var dedi’

Tarih 4 Temmuz 2002...: Şimdi, bütün bunlara dikkat alırken, geçmiş dönemde yaşadığımız bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Hepinizin hatırlayacağı gibi 2001 yılında, Türkiye de ekonomik kriz yaşanmıştı. Bu krizde MHP 57. Hükümet’te sorumluluk üstlenmişti. Ama o günkü propaganda araçları; bir kitapçığın Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a atılmasıyla ilgili bir gerekçe ortaya koymak suretiyle Türkiye’de ekonomik krizin çözümünü, çözümsüzlüğe doğru götürmek arzusu taşıyan bir anlayış söz konusu oldu. Böyle bir dönem içerisinde Gazi Erçel görevinden alındı, Hazine Müsteşarı görevden alındı. Yeni politikalar üretilmek, bazı kararlar alınmak istendi. Bütün bunlarla ilgili de krizin nasıl aşılacağı düşünüldü, planı yapıldı, uygulaması ortaya konuldu. Ve şimdi bir şey söylüyorum ve burayı dikkate almanızı istiyorum. Araştırmanız size aittir. O günkü yönetimde bulunan insanlarla da bunu tartışıp, konuşabilirsiniz... 4 Temmuz 2002 tarihinde, Başbakanlık Konutu’nda, Sayın Başbakan, Rahmetli Bülent Ecevit’in başkanlığında başbakan yardımcıları, ilgili bakanlar, ekonomi yönetiminde söz sahibi olan bürokratlar hep beraber bir araya gelindi. Biz ve bizi temsilen arkadaşlarımız da oradaydı. İlgili bakan arkadaşlarımız olduğu gibi DPT müsteşarları da orada bulundu. Konu ekonomik krizin nasıl aşılacağı… Rahmetli Ecevit, oradaki yetkililere bir soru yöneltti: “Bu ekonomik krizi nasıl aşarız? Bürokrasideki ve kıymetli bakan arkadaşlarımızın bir önerisi var mıdır?” dedi. ‘Türkiye’ye sipariş edilmiş’ olan Sayın Kemal Derviş bir cümle sarf etti: “Efendim yeni bir senaryoya ihtiyacımız var.”

‘Efendim, doktorunuz bilir...’: Ecevit merak etti, “Ne gibi bir senaryo” diye sordu. Birisi de “Efendim, onu doktorunuz bilir” dedi. Sonrasını biliyorsunuz. Rahmetli Ecevit’in hastane hayatı… “Ecevit’siz hükümet, MHP’siz yönetim” vs gibi kavramlarla Türkiye nereye getirildi. Ardından önce 7 Temmuz günü DSP’den 5 kişi istifa etti. Sonra istifalar devam etti, 30’u buldu. O zaman ben de Malatya’ya siyasi geziye gidiyorum. Darende’de halka hitap ederken, DSP’den ayrılmış olan milletvekillerinin tekrar partilerine dönmelerini istedim. Türkiye’nin gelecekte yaşayabileceği krizlerin derinliği bağlamında... Ama o süreç devam etti ve istifa edenlerin sayısı 62’yi buldu. Buldu ama bu arada organizasyonu yönlendiren ama içinde olmayan Kemal Derviş dışında DSP’den ayrılmış olan milletvekilleri 62 kişi olarak, Yeni Türkiye Partisi’ni kurdular ve başına da İsmail Cem Bey’i getirdiler. Ondan sonraki siyasi hayatı siz araştırın, bakın…

Derviş’in kendi değil, sureti masada: Kemal Derviş masada değil, ama sureti masada gibi gözüküyor. Yeni yeni oyunlar, yeni yeni tezgâhlar... Adına Trump mı derseniz, ne derseniz deyin, bir şeyler oluyor Türkiye’de… O sebepten dolayı bazıları bu gibi konulara alet olmasın. Çizilen senaryonun arkasını önünü görsün. Bunu soğanla, patlıcanla izaha kalkmasın. Yaşanan gerçekler vardır. Atılan bir anayasa kitapçığının nelere mal olduğunu şimdi soğanla, patlıcanla ilişkilendirerek, Türkiye’yi anlaşılmaz bir ülke haline dönüştürmenin de bir manası yoktur.

Senaryoyu Derviş kurdu: (Doktorunuz bilir diyen kim, Hüsamettin Özkan aklımıza geldi sorusu üzerine) Şimdilik söylemeyeyim. Söylersem yeni bir spekülasyon olur. Ama senaryoyu kuran kişi Kemal Derviş denilen adamdır. Hüsamettin Özkan onu demez çünkü Ecevit’i çok sever.
Siyasetçilerin kabahati: (DSP, CHP’nin oylarını böler mi sorusu üzerine) Siyasette çeşit çeşit olaylarla karşı karşıya kalıyoruz. Bir ABD filmi vardı; size seyahatler sırasında anlatmış da olabilirim. Vietnam’da harbe katılmış 5 kişi. Terhis olup ABD’ye geliyorlar. Önemli bir mücadele vermiş insanlar ama geçim derdine düşüyorlar. Ne yapacağız derken birisi, “Soygun yapalım” diyor ve 5’i bir araya gelip, ABD’de çok büyük bir soygun gerçekleştiriyorlar. Fakat sonra “Soygunu yaptık ama bunu hemen kullanmaya kalkarsak FBI, CIA bizi yakalar. Onun için dikkatli olalım, bekletelim. Paraları bir tabutun içine koyup kiliseye götürelim gerekli işlemlerden sonra gömelim. 1, 2 sene sonra da alalım” diyorlar. Gidip işlemleri yapıyor bir kiliseye giriyorlar. Tabut önlerinde içi ağzına kadar dolar dolu. Papaz konuşuyor şöyle böyle derken en sonunda “Tanrı verdiği gibi almasını da bilir, amin. Verin bunu fırına” diyor. Meğer yanlış kiliseye girmişler. Şimdi siyasette de tanrı verdiği gibi almasını da biliyor canım. (Gülüyor)

Adamo’nun şarkısı gibi ‘Her yerde kar var’: (Abdullah Gül’ün yeni siyasi parti kuracağı iddiaları üzerine) Bu, her zaman söz konusu olabilir. Kişilendirme bağlamında almamak lazım. Siyasi hedefleri taşıyan insanlar, mevcut siyasi zeminde yer bulamıyorlarsa siyasette bir boşluk doğduğunu, yeni bir oluşuma ihtiyaç olduğunu söylerler. Karikatürlerde görürsünüz. ‘Snıff, snıff’ yazar. O siyasi kokuyu ararlar. Bir bakarsınız ki üç-beş kişi düşer buraya ve derler ki “Yeni bir siyasi oluşuma ihtiyaç var”. 103 siyasi parti var ve kapanan parti 70’in üzerinde. Bu hep anlattığım hikâyeden kaynaklanır. Siyasi oluşum, yeni bir siyasete ihtiyaç var. Bu, bizde de denendi, ama biz Allah’a şükür 50. yılımızı kutladık. Siyasi oluşuma ihtiyaç var diyenler de işte sağda solda… Adamo’nun şarkısı gibi... “Her yerde kar var” diyor; ben de her yerde ülkücü var diyorum. Artık ne diyebilirim (Gülüyor)


Mustafa ile biz kaya gibi yan yana duruyoruz: (Mansur Yavaş’ın önünü siz ‘Evler Projesi’yle açtınız sözü üzerine...) Bunu bizim anlatacak halimiz yok. İnsan yaptığını değil, yapacaklarını anlatırsa erdemli olur. Şimdi yanımda oturuyor Mustafa Kalaycı Bey. O kaynakları Başbakanlık Tanıtma Fonu’na göre temin edip, aktaran ve o hizmetleri sunan kişi Konya Milletvekilimiz, Genel Başkan Yardımcımız Mustafa Kalaycı’dır. Başbakanlık’ta beraber çalıştığımız bir arkadaşımızdır. Aradan kaç yıl geçti... Beypazarı’nda evler duruyor, kimisi yıkılmış, kimisi çökmüş. Ama Mustafa’yla biz, kaya gibi yan yana duruyoruz.

Söğüt’e Türk Ata Üniversitesi kurmak istiyoruz: (İttfak kapsamındaki Bilecik’in Söğüt ilçesindeki projeler üzerine...) Aklımdan hiç çıkmıyor. Türk Ata Üniversitesi... Söğüt’te, Ertuğrul Gazi Han’ın bulunduğu yerin arkasında, Söğüt’e bakan bir yerde arazisi de var. Önüne gelen üniversite kurdu ama biz bunu başaramadık. Bir fırsat doğarsa yapacağım Allah’ın izniyle. Adı da Türk Ata Üniversitesi olacak. Bu üniversiteye Türk cumhuriyetlerinden 2 bin öğrenciyi Türkiye’ye getirip, Ertuğrul Gazi ruhuyla onların yetişmesine katkı sağlayıp ülkelerine göndereceğiz. Sabırla bekliyoruz.

‘Hiçbir isme rezervimiz yok’

MHP’nin bilardo topu gibi dolaşmasına fırsat vermemek için...: (Meclis Başkanlığı seçimi...) Hiçbir isme rezervimiz yok. Neden yok? Çünkü Cumhurbaşkanı ile olan görüşmelerimiz sırasında bu konu gündeme gelmemiştir. Ondan evvel de bizim Özhaseki Bey’in seçim bürosunu ziyaretimiz sırasında yaptığımız açıklamada, Sayın Cumhurbaşkanı ve AKP kimi aday gösteriyorsa 49 milletvekilimiz ile ona destek vereceğiz demiştik. Burada MHP’nin aday şu olsun, bu olsun bu olmasın şeklindeki böyle siyasi bilardo topu gibi ortada dolaşmasına fırsat vermemek için bunu söyledik. Buyursunlar kimi istiyorlarsa pazar günü getirirler, ismi kamuoyuna duyururlar biz de 49 arkadaşımızla o gün orada bulunan kaç kişiyse elimizi kaldırıp kendileriyle beraber “Meclis Başkanımız budur” diyebiliriz. Herhangi bir kişi üzerinde şu olsun gibi bir düşüncemiz yok. Taktir Cumhurbaşkan’ın ve AKP yönetiminindir. Onlar ne derlerse biz ona uyacağız. ‘Cumhur ittifakı’ olarak da ayrı bir tartışma açmanın da gereği yoktur.

Yeni askerlik sistemine itirazımız olmaz: (Fırat’ın doğusuna operasyon ve bedellinin kalıcı olması...) Gürültüyle eve girerseniz evde kalanların hepsini uyandırırsınız. Bırak Türkiye sessiz ve derinden gitsin. Yeni askerlik sistemi kararını aldılar ve hayata da geçiriyorlar. Ona bizim itirazımız olmaz.

Meclis’ten henüz yok: (Helalleşme çağrısı...Geri dönüş var mı?) Evet oluyor. İllerde, ilçelerde. Fakat Meclis’ten henüz yok. Biz 49 kişiyiz, bir ara 50 olduk.

‘Fenerbahçe’ye biz vuralım demek yakışmaz’

Bahçeli, gazetecilerle sohbetinin son bölümünde, Beşiktaş ve Fenerbahçe arasında oynanacak derbiyle ilgili de ‘esprili’ bir yorumda bulundu. “Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin berabere kalmasını tavsiye ettiğini” dile getiren Bahçeli, “Yenilirse Beşiktaş’a ayıp olur, yenerse Fenerbahçe farklı düşünmeye başlar. ‘Sen de ol, ben de ol, beraber olalım’ derse berabere kalmalarında yarar var” dedi. “Fenerbahçe diz çöktü, şuna bir de biz vuralım... Bu Beşiktaş’a yakışmaz. Kartallar yüksekten uçar” diyen Bahçeli, “gülerek”, “Seçime girerken Fenerbahçe ile ilgili farklı konuşsak burada on Fenerbahçeli var, oy vermemeyi düşünse al işte gittik” ifadelerini de kullandı.

"Benim bir tane Ford Mustang’im var. Plakası 06 BJK 001. Çarşı, Beşiktaş’ın ruhudur"

İttifak kapsamında İstanbul’un Beşiktaş ilçesinin MHP’ye bırakılması üzerine de Bahçeli, “Evet, Beşiktaş bizde. Belediyeyi bize verdiler çünkü CHP’nin elinden ancak biz alırız orayı. Adayımız genç, dinamik bir arkadaşımız” dedi. Bahçeli, “Kazanırsanız, bir Beşiktaş maçına da gider misiniz” sorusu üzerine de “Benim bir tane Ford Mustang’im var. Plakası 06 BJK 001. İstanbul’da Beşiktaş’taki seçim çalışmasına onunla gideceğim, eğer fırsat bulursak” yanıtını verdi. “Çarşı ruhuna mı güveniyorsunuz” sorusu üzerine de Bahçeli, “Çarşı, Beşiktaş’ın ruhudur. Bizim tabirimizle delikanlı çocuklardır” dedi.[Haber görseli]




Cumhuriyet İMECESİ

En Çok...

okunanlar

yorumlananlar

beğenilenler